İzmir Milletvekili Bedri Serter, Tüketicinin Korunması hakkında Kanun teklifi üzerine söz aldığı TBMM’de gündeme getirilen kanun maddelerini eleştirdi.

İzmir Milletvekili Bedri Serter, Tüketicinin Korunması hakkında Kanun teklifi üzerine söz aldığı TBMM’de  gündeme getirilen kanun maddelerine isyan ederken, “Bunu bir geçirelim, sonra gerisine bakarız” anlayışının ülkeyi batırmaya devam ettiğini söyledi.

AK Parti iktidarının son düzlükte hız kesmeden talan politikalarına devam ettiğini, Tüketici Hakları kanun değişiklikleri ile de tüketiciye haklarını koruduğu belirterek göz boyadığını ifade eden Serter, “Ama milletimiz artık yemiyor, tüm çırpınışlarınız boşuna. Tüketici Koruma Kanunu, ilk kez 1995’te çıkarılmış, 2014’te iktidarınız döneminde yürürlüğe girmiş olan 6502 sayılı kanun ile 4077 sayılı kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 6502 sayılı kanunda, 8 yıldan bu yana da 8 defa değişiklik yaptınız. Bu değişikliklerle tüketicinin de güvenini heba ettiniz” dedi.

Gözden kaçırmayın

AK Parti'li Dağ: Dünyada 4'üncü sıradayız AK Parti'li Dağ: Dünyada 4'üncü sıradayız

“Ne dersem o olur anlayışı ile ülkeyi bitirdiniz”

Milletvekili olmadan önce iş insanı olarak mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini 1995 yılında çıkan 4077 sayılı Tüketici Koruma Kanunuyla başlayan süreçte, mobilya sektörünün üreticileriyle tüketicileri arasında ciddi bir çalışma ile ortak bir anlayışın oluştuğuna dikkat çeken Serter, yeni kanun hazırlığında ise ‘ben yaptım oldu’ zihniyetiyle hareket edildiğini kaydetti. Mobilya ürünlerinin teslim süreleri ile ilgili madde üzerinde çalışılırken Türkiye’nin mobilya sektörü temsilcileri, odaları, dernekleri bu kanun değişikliğinden haberdar edilmiş midir? Onların görüşleri, önerileri, düşünceleri ve mesleki deneyimleri göz önüne alınmış mıdır? diye soran Serter, “Pandemi dönemi ile çöken mobilya sektörü, şimdi de AKP’nin iş bilmez, piyasa tanımaz, sadece rant ekonomisini önceleyen ekonomi politikalarıyla uğraşmasını izliyor. Mobilya sektöründeki fiyat artışlarının ne kadar olduğunu farkında mı acaba bu yasayı yapan zatı muhteremler? Sektörün acil talep ve isteklerini hiç duymuşlar mı acaba? Tek adam sisteminde, bilinen tek şey, “her şeye ben karar vereyim, her şeyi ben dizayn edeyim, Millet kimmiş, ben ne dersem o olur” anlayışı ile Türkiye’yi de, ülkenin önde gelen sektörlerini de ya bitirdiniz ya da bitme noktasına getirdiniz” diye konuştu.

Üretici de tüketici de mağdur edilmemeli

Her sektörde olduğu gibi mobilya sektöründe de ciddi fiyat artışlarının olduğunu mobilya sektörünün kan ağladığını vurgulayan Serter, şu bilgileri verdi: “Süngerin M3’ünün fiyatı 2021 Nisan ayında 600 TL iken, bugün ise 1120 TL’ye çıkmış durumda.Kumaşın metresi, iki yıl önce 16 TL iken,2021 Nisan ayında 23 TL olmuş, bugün ise 66 TL’ye yükselmiştir. Aynı şekilde, 1.sınıf Ham MDF’nin adet fiyatı bundan bir sene önce 250 TL iken bugün 750 TL olmuştur. En son 3. sınıf Gürgenin M3’ü, 2020 Temmuz ayında 900 TL iken bugün 8500 TL’ye çıkmıştır. Artışlara bakın!Sektörün üreticileri bu fiyatlarla boğuşurken, inat yapar gibi üreticinin üstüne yeni yeni kanunlar getirip onları boğmaya çalışmak ancak AKP’ye yakışır.Sektörde zaten ürün teslim termini otomatik olarak 30-60 gün arasındadır, standart ürünlerde.Özel imalatlarda ve özellikle mobilya yapımlarında üretici ve tüketici arasında yapılan sözleşmeler geçerlidir. İmalatın yapım zorluğu ve teslim yerine göre, teslim tarihleri 4 aydan 1 yıla kadar değişir. Ama, kanunun komisyon görüşmelerinde 7.maddeye dair bir noktaya değindik. Ve kanun maddesine, “Tüketicinin isteği veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan standarda yakın mallara ilişkin sözleşmelere de,teslim süresi her durumda 60 günü geçemez” ibaresinin eklenmesini talep ettik. Ancak kabul edilmedi. Yine iktidarın iş bilmezliği ve sektörü tanımazlığı sonucunda, geldiğimiz noktada, mobilya sanayisi hammadde tedariki başta olmak üzere pek çok konuda mağdur duruma getirilmiştir. Böyle bir ortamda, hala üretim yapmak için çaba sarf eden üreticilerin, vergi borcu olanlarının hesaplarına bloke konuyor ve icralarla uğraştırılıyorlar. Bugün geldiğimiz noktada, ürün almak isteyen tüketici güven, malını satmak isteyen üreticiyse önünü görebilmeyi istemektedir. Bu itibarla, iki tarafında mağdur edilmeyeceği, devletin yaptırımlarıyla garantör olacağı bir sistemi kurmak hepimizin görevidir diye düşünüyorum. Bu kanunun eksik noktalarının en kısa zamanda tamamlanmasını ümit ediyorum.”