Gamze Cantürk'ün 15 Nisan 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

“Hoş geldin Ramazan”

Sen hoş geldin de Ramazan, bu pahalılık ne olacak Ramazan? Değil muhtaca yardım etmek kendimizi doyurabilecek miyiz, diye düşünüyoruz Ramazan.

Biz değil eski Ramazan ay.

Neyse, ben sinir bozmayayım Ramazan, Ramazan…

Ramazan ayı boyunca kiminiz oruç tutar, kiminiz dua eder, kiminiz meditasyon yapar. Bize öğretilen ya da içimizden geldiğince ibadetlerimizi yaptık yapamadık ya da yapmadık ...Önemli değil, Tanrı ile aranızda, değerlendirmek kimsenin haddi değil… İnanıp bir şey yapmak zorunda da değiliz zaten…

Ramazan Ayı’nı seviyorum elbet. Çocukluğumda, yazın balkona kurulan sahur masasını, annemin baş örtüsüyle tüm aileyi dualarla okuyup üflemesini, babamın her gün üşenmeyip sıcak pideleri, tatlıları eve yığışını; kışın ise soba başında telaşsız yaptığımız sıcacık sohbetleri…

Ama sevmediğim şeyler de vardı Ramazan Ayı’nda…Şimdi de var…

Zaman geçtikçe, sevdiğimiz geleneksel   davranışların azalması söz konusuyken, sevmediğimiz insan huylarının katlanarak artması, ne tuhaf değil mi?

Şu Ramazan Ay’ında oruç tutan insanlar özellikle de çalışanlar mesela, niye çalıştıkları yere karşı devamlı duygusal baskı halinde olurlar, oruç olduklarını gözümüze sokarlar dillerine dolarlar ya da her ayıbının üstünü örtecek bahane yaparlar acaba?

Size bir tavsiyede bulunayım, eğer evle ilgili bir tadilatınız varsa, işinizle ilgili önemli proje aşamasındaysanız ya da birinin hatasını söyleyip uyaracaksanız asla Ramazan Ayı’na denk getirmeyin!

Benim çok başıma geldi. Adam, yevmiyesini tam alıyor ama öğle saatinde ‘’abla oruçluyum ‘’ diye işi yarım bırakıp gidiyor! Hem sevaba giriyor hem para kazanıyor! Ne yardan geçiyor ne serden!... Peki, benim suçum ne? İbadetini niye işine alet ediyorsun?    

Kadının biri, haksız yere bekleyen onca insanın önüne geçmeye çalışırken ‘’orucum” diye bağırıp, beklemeden işini görevliye yaptırtıyor!

Trafikte, toplumda iftar vaktine doğru kontrolsüz bir telaş herkes birbirini ezmeye çalışıyor, sanki beş dakika daha yemese ölecekler! Herkeste bir surat, bir sinirlilik hali!

Peki, oruç tutmayanların suçu ne Allah aşkına!  Siz sevaba gireceksiniz diye, oruç tutmayan insanlar sizin kahrınızı çekmek zorunda mı? Oruçlu insanların kaprislerini çeken insanlarda sevaba giriyorlar mı yoksa?

Tanrı ile insan arasına girilmez! Kimsenin ibadeti kimseyi ilgilendirmez. İnanç, din ve ibadet kavramlarının dünyevi işlerle alakası yoktur.

 İnançların ve dinlerin toplumları birleştirmek gibi bir amaçları vardır. Hele bizim dinimiz bu konuda çok hassastır. O yüzden Türk Cumhuriyeti'nde din ve devlet işlerini birbirinden ayrılmıştır!

Tümden tikele doğru gelecek olursak, tuttuğunuz orucun bu dünyadaki işlerle ilgisi yoktur ve kimse sizi (ya da beni) oruçlusunuz diye pohpohlamaya mecbur değildir!  Ayrıca, benim bildiğim oruç; zihinle, bedenle ve ruhla tutulur…

Buna, kimsenin hakkını yememek, maddi manevi, kimseyi mağdur etmemek de dahildir…

Ve ibadet insanın kendisiyle baş başa kalma, ruhunu eğitme halidir …

‘’ Dün akıllıydım,

Dünyayı değiştirmek isterdim.

Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştiriyorum…”  Hz.  Mevlana