17.07.2018, 06:06

Sezon başlarken soru işaretleri…

Bir taraftan güneşin aşırı sıcağı, diğer taraftan peşpeşe gelen ölüm haberleriyle insanın içi yanıyor… Futbolun duayen isimlerinden Ümit Kayıhan’dan sonra basketbolun duayen ismi Doğan Hakyemez’i de zamansız kaybettik… Yaşıt ve takım arkadaşlarının “Dodo” olarak çağırdığı, “kaptan” diye hitap ettiğim, basketbol dünyasının “Doğan Ağabey”si Doğan Hakyemez’le güzel günleri hep hatırlayacağım… Nur içinde yat kaptan… 
Yaşam işte böyle… Doğar, büyür ve ölümü tadarsın… Geride bıraktıkların “iyi” ve “kötü” olarak anılır… Anılmaya da devam eder… Basketbol sohbeti ne zaman olsa, Doğan Hakyemez anılacak, mutlaka sohbetlerde onun adı geçecektir… 
Sıcaklar yakmaya başladı… 
Dünya Kupası’nın sonuna geldik… Seyredenler “futbol zevki yoktu” kelimelerinde hem fikir olmuş gibi… İzlediğim maçlarda en keyif aldığım uzatma dakikaları ve penaltılardaki heyecandı… Gerisi klasik tabirle “al gülüm, ver gülüm…” 
Dünya Kupası bitince gözler yine bizim liglerimize dönecek… Fenerbahçe’deki büyük değişim bakalım ne getirecek? Son şampiyon nasıl kadro kuracak? Kartal’ın pençeleri yırtıcı olacak mı? Karadeniz’den fırtına nasıl esecek? Hepsinin ardından bir soru işareti…   
Hazırlık dönemi devam ediyor. Bekleyip göreceğiz…
Elbette İzmir’de bile düşüncelerin %90’ı üç büyüklerde… Geriye kalan azınlık bizim kentin takımlarında… Oysa ki; önce yaşadığın kentin takımı düşüncelerin en fazlasını almalı… Onunla sevinmeli, onunla üzülmelisin… Hiç bilmediğin, gitmediğin kentin takımın renklerine aşık olmak da nedir ki? Semtinin takımına gönül ver, onu sev ve destekle… İşte o zaman beraber büyüyeceksiniz… 
Süper Ligdeki “İzmir’in nazar boncuğu” Göztepe, geçen sezon elde ettiği başarısını yineleyebilecek mi?
Altınordu’daki büyük değişim lige nasıl yansıyacak. İlk kez telaffuz edilen “Şampiyonluk” kelimesi ne getirip, ne götürecek?..
Bakalım yeni ligine Altay nasıl adapte olup, “Büyük Altay” imajı yeniden yaratılıp, eski günlerine dönebilecek mi? Mazhar Zorlu, Rıdvan Burteçin gibi efsanelerin yönettiği kulübün hasreti bitecek, gerçek yeri olan Süper Lige yükselebilecek mi?
“Borçlar” hanesindeki bol sıfırları nedeniyle aynı kaderi paylaşan Karşıyaka ile Bucaspor düştükleri girdaptan nasıl kurtulacak?
Güçlü yönetime sahip olan, bu güne kadar da yaptığı icraatlarıyla “olumlu not” alarak destek bulan Karşıyaka’nın inancı zaferi getirebilecek mi?
Bucaspor yönetim krizini aşıp da borçlarını ödeyip arzuladığı kadrosunu kurabilecek mi?
İşte hep soru işareti… 
Bekleyip cevaplarını sezon içinde ve sonunda alabileceğiz… 
Yukarıda sıraladıklarımız futboldan… Elbette ülke sporunun yüzdesine vurduğunuzda “futbol sevgisi” tüm branşların toplamının da üzerinde… Sonrası basketbol, voleybol ve diğerleri… Basketbol konusu açıldığında Pınar Karşıyaka lokomatif… Bakalım Kaf Kaf potada geçen yıl hüsrana uğradığı “Giresun Modeli”nden sonra bu yıl yarı “Büyükçekmece modeli” ile neler yapacak?.. Elbette yabancı oyunculardaki “tam isabet” başarının en önemli faktörü… 
Voleybolda Arkas, son yıllarda beklenen başarı çizgisine ulaşamamanın sıkıntısı içinde… Bayanlardaki bir alt ligdeki temsilciler Karşıyaka, Rota, Arkas bu yıl neler yapacak, en üst lige çıkacak kadroları oluşturabilecek mi?    Geçen sezonu 6,7 ve 8. Sırada bitiren üç ekipten şu ana kadar da ses seda yok gibi… 
Diğer branşlara bakacak olursak, zaman zaman gelen başarılı sonuçlarda hiçbir zaman istikrar yakalanmıyor. Bunun sebebi ekonomik sıkıntı mı, yoksa tesis yetersizliği mi? 
Bir laf vardır, mutlaka bilirsiniz: “Para kadar konuş” diye. Sporda bu çok önemli ama daha da önemlisi “Tesisin kadar konuş, şampiyon çıkar” sözü…
Kiraladığın salonlara para mı ödeyeceksin, yoksa sporcu yetiştirip, şampiyon çıkaracaksın?..
Taşıma suyla değirmen nereye kadar döner?.. 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@