28.11.2014, 22:00

Şiddet duygumuz...

25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ydü...

Yine geçti bir an, zaman...

Kadınlar çiçektir diyoruz...

Solmalarına izin vermeyin diyoruz...

Kadın, erkek, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar, hayvan, bitki fark eder mi diyoruz?

Etmez...

Her geçen gün şiddet duygumuz artmıyor mu?

Artıyor...

Daha da büyümüyor mu?

Büyüyor...

Bu rakamlar son 10 yılda ürkütücü şekilde çoğalmadı mı?

Çoğaldı...

Her geçen gün yeni bir kadına karşı şiddet vakası ile karşılaşmıyor muyuz, ya da bir çocuğa, ya da bir hayvana?

Karşılaşıyoruz...

Modern yaşam biçimi içinde uyumsuz insanlar değil miyiz?

Uyumsusuz...

Bu uyumsuzluk ve dar çerçeve erkeğin kadına olan şiddetini arttırıyor ne yazık ki. Bir de üstüne yaşam mücadelesi eklenirse toplumda oluşan çatlaklardan temiz su yerine pis su sızıyor...

 

*

 

Kadına yönelik şiddete erkekler aslında kılıfı kolay bulurlar...

Kıskançlık, rededilme, kurallara uymamak, topluma uymamak vs vs...

Gerekçe boldur...

Sonucu ise şiddet...

Ev kadınıymış, kadın iş hayatındaymış, sosyal hayatın içindeymiş, değişmez...

Şiddetin niteliği ve niceliği aynıdır...

Şiddet şiddettir...

Ekonomik özgürlük kazanan kadın maalesef erkek karşısında halen aynı statüdedir...

Yüzyıllardır toplumda kendine biçilen rol budur...

Hele ki ekonomik açıdan kadın güçlendikçe, erkekde oluşan yetersizlik arttığından dolayı şiddet de artmaz mı?

Kırsal kesimden şehire gelen erkek ne yazık ki adaptasyon sorunu çektiğinden yetersizlik kadına patlıyor...

Yapı taşları yerinden oynuyor...

Toplumdan dışlanma korkusu yerleşiyor...

Tepkiler, içinde kalıyor insanın...

Ve sonuç şiddet...

 

*

Kent yaşamı zaten baskıcı ve stresli. Birde yetememe durumu ortaya çıkınca sonuç belli.

Kadın ise uyumlu. Kırsaldan kente hemen uyum sağlıyor. Erkek bu nedenle kadına kısıtlama getiriyor.

Kısıtlama sonucu ise baskı ve şiddet...

Gelelim kentli erkeğe...

Saklı şiddet, gizli şiddet ve baskı bana göre daha fazla kentli erkekte. Fiziksel şiddet yanında psikolojik şiddetin birleşimi egoları daha da büyütmekte...

Fakat aile yapıları yok mu?

O geleneksel yapılar nedeniyle aile içi şiddet hep gizleniyor, saklanıyor, üstü örtülüyor...

Lütfen psikolojik ya da fiziki şiddeti dillendirin...

Saklamayın...

‘Aileme yakışmaz, ben rezil olurum’ diyerek sakladığınız her şiddet sizden, ruhunuzdan bir parça koparmakta...

Bir erkek, bir kadına vurma hakkını kendinde görüyorsa, onun cehalet içinde olduğu gerçeği ortaya çıkar... Bunu farklı nedenlere bağlamak onun "cahil" olduğu gerçeğini asla ve asla değiştirmez. Okumuş cahiller ise ayrı bir dert...

Üniversite mezunu, kültürlü-kültürsüz ayrımı yok bu kulvarda...

Bu kulvarda, türlü sebeplerle kadınlara dayak var...

Sebepler eğitim ile değişse de, neticede sonuç aynı; kimi eğitimli psikolojisi ile şiddet uygularken, kimi yemek bahane eder...

Ne olursa olsun, kadın dövmenin bir sebebi olamaz. Yukarıda saydığımız hiç bir sebep kabul edilemez... Bahaneler sadece uydurmadır...

Eğer bir erkek kadına el kaldırabiliyorsa bu onun asıl karakteridir. Ve nedenler bu karakteri örtmez...

Yani kadını dövmenin "nedeni" de; boştur...

 

*

Ancak bilmemiz gereken tek gerçek, erkeklerin her zaman kendilerini daha üstün görmeleridir...

Krallarda da bu böyle oldu...

Padişahlarda da bu oldu...

Güçlülerde de...

Güç şiddetin başıdır...

Kadına karşı şiddeti geçtim, artık genel bir şiddetin de asla açıklaması yoktur, olmamalı da...

Unutmayalım ki, fiziksel güç kullanmak marifet değil, önemli olan adam gibi adam olabilmektedir... 
İnsanlar birbirlerine saygı duymalı. Onur kırmamalı...

‘Olay’ her insanın kendine duyduğu saygıyla ilgilidir...

Ancak üst düzey bir saygı bekleyen erkek, hazımsızlık nedeniyle şiddet uygular...

*

 

Şiddet kadının kabullenişidir...

Kötülüklerin anasıdır, şeytandır, namustur, ahlak ondan sorulur gibi bir sürü toplumsal prosedür kadının üstüne yığıldı maalesef...

Kiminin erkeği affetmesidir, hoşlanmasıdır kıskanılmayı, iktidarsız erkeklerin güç göstergesidir...
Şiddet bazen "baba evi"dir...

Erkeğin kadını evin hizmetlisi, kendinin fahişesi, çocukların annesi görmesidir...

Kadının mecburiyetidir...

Ancak yine unutmayalım ki, işinde gücünde, tahsilli pek çok kadın da vardır şiddet gören...

Pişmanlık, yalvarmalar, çiçekler, hediyeler sayesinde affedilir erkek.

Umut aynı seneryonun tekrarlanmamasıdır...

Fakat mutlaka ve mutlaka aynı senaryo tekrarlanır...

Kadınlarımız maalesef aynı senaryoyu tekrar tekrar yaşıyorlar...

Psikolojik açıdan hastalıklı olmak ayrı bir dert, hukuksal açıdan cezai yaptırımların işlerliği ayrı bir dert ülkemizde...

Düşünüyorum da, galiba ‘Adem ve Havva’nın ‘elma’ meselinden bi adım bile öteye geçememişiz...

Bir arpa boyu yol katedememişiz...



Dip not;

Sorular...

Kadına yönelik şiddet nerede ve nasıl patlama yarattı?

Veya şöyle sorayım...

Şiddetin psikolojisi nedir? Şiddete uğrayan ve şiddet uygulayanın psikolojisi nedir?

Şiddetten bağımsız bir toplum yaratabilir miyiz?

Kadına yönelik şiddetin artmasını nasıl önleyebiliriz?

Ancak bilmemiz gereken öz şu...

Şiddete eğilim tepkidir...

Şiddete eğilimli kişiler kadına değil aslında tüm topluma karşı tepkilidir...

Ve artık son zamanlarda bu gün yüzüne çıktı...

Gizlenemiyor...

Genelde kuşkucuyuz...

Kontrolcüyüz...

Tahammülsüz olduk...

Acımasız olduk...

Hayvanlara karşı ilgisiz olduk...

Aile yapımız hala ataerkil, sert kurallara tabi...

Nasıl bir ruh hali var?

Şiddete sebep nedir?

Şiddet uygulayan kişi yaptığı acımasızlıkların ardından ne düşünür?

Çok soru var...

Farkındayım...

Ancak tek cevap var...

Yetersizlik, kompleks duygusu...

Yetersiz kişilikler şiddete başvurarak kendini ispata çalışırlar...

Bu nedenle şiddet yapan bir erkeğin iç yapısında genelde yetersiz kişilik yatar...

Kendi yetersizliğini, özgüven kaybını ne yazık ki şiddet uğrayan kişiye de geçirir ki, en acı durum da budur...

Özgüvensiz ve cesaretsiz bir kadın yaratılır...

 

Psikolojik şiddetdeyiz...

Bir dip not vermek istiyorum...

Şiddet var derken, sadece fiziksel şiddeti hesaba katmamak gerek.Bunun psikolojik şiddet boyutu aslında daha vahim...

Kadına el kaldıramayan erkek, başlıyor bu sefer de psikolojik şiddete...

Peki, nasıldır psikolojik şiddet?

Toplum içinde küçük düşürürler...

Sürekli saç, giyim, kilo eleştirilir...

Kıyaslanılır...

Ev idaresi, çocuk bakımı eleştirilir...

İş sebebiyle kadın geç gelirse yandı...

Hemen engellemeler başlar...

Ne yapılmalı dersek...

Önce kadının iş hayatına girmesi, katılımı ve eşitliği özümsenmeli...

Erkek tarafından iyice özümsenmeli...

 

Sonuç...

Erkek artık kendini dönüştürmeli...

İşine gelince kızıp, kıskanıp, işine gelmediğinde farklı davranmamalı...

Ve en önemlisi ayrımcılık bitmeli...

Uyumsuzluk bitmeli.

Şiddetin yaşanmayacağı aileler ve okullar oluşturmamız gerekli...

Bunun içinde yine kadınlara, aileye büyük bir rol düşüyor.

Anneler erkek çocularınızı siz eğitiyorsunuz...

İlk el sizsiniz...

Disiplin ederken asla şiddet uygulamayın, onlara rol model olmayın...

Ben değil biz ile yetiştirin...

Eşitlikçi bir eğitim ile yetiştirin...

‘Erkek’üstündür kuralını aşılamayın...

Şiddete eğimli bir çocuğu normalleştirin.

Onları tanıyın...

İlgi verin, sevgi verin...

Sokaklarda büyüyen çocuklara yardım edin...

Sakin bir ortamda sevgiyle yetiştirin...

Şiddet görmeyen, bilmeyen çocuk asla şiddet göstermez.

Bütün bu yazdıklarım istisna olan düşünceli ve saygılı, kadını önemseyen erkekleri kapsamaz... Ve tüm yazdıklarım aynı zamanda erkeklere şiddet uygulayan kadınlar içinde geçerlidir...

Sanmayın ki sadece erkekler şiddet uygular... Cahil kalan birçok kadınımız da, psikolojik şiddet uygulamaktadır. Bu nedenle de erkekler fiziksel şiddete yönelim göstemektedir...

Herşey tek taraflı olmayabilir...

Mutlu kalın...

 

 

Fıkra;

Ölüm yatağındaki kadın kocasına sormuş:

Bana söz ver, ben öldükten sonra elbiselerimi evleneceğin kadına giydirmeyeceksin...

Adam da demiş:
Saçmalama, birincisi sen haftaya kalmaz iyileşirsin, ikincisi onun boyu seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz...

 

Günün sözü;

"İnsanlar sevdikleri şeyi yok etmeye, daha sonra da yok ettikleri şeyi yeniden sevmeye ve değer vermeye meraklıdırlar." Donald Walsch... 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@