Suriyeli Esma Bekkar, ailesiyle birlikte savaştan kaçtıkları 2017 yılından bu yana Türkiye'nin Gaziantep ilinde yaşıyor. Esma, Japonya ve Norveç hükümetlerinin finansal desteğiyle BM Kadın Birimi Mülteci Destek Programı tarafından, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) ile işbirliğinde 16 Günlük Aktivizm kampanyası kapsamında düzenlenen“Şiddetsiz Bir Dünya Yaratmak” isimli sanat atölyesine katıldı. Suriyeli mülteciler arasında çocuk yaşta evliliklerin yaygınlığını ve bu uygulamanın toplumdaki zararlı sonuçları hakkında nasıl farkındalık yarattığını anlatan Bekkar, Suriyeli ve Türk topluluklarındaki kadınları mahallelerinde olup bitenleri yakından takip etmeye ve yerel yetkilileri çocuk yaşta evlilikleri durdurmak için sağlam adımlar atmasına desteklemeye davet ediyor. 

"Adım Esma. 40 yaşındayım ve 21 yıllık evliyim. Sanat atölyesine şiddetin nasıl tespit edilip sonlandırılabileceği konusunda bilgi ve ilham almak için katıldım. Çocuk yaşta evlilikler toplumumuzda bir endişe kaynağı olsa da pek çok kişi çocuk evliliklerini kız çocuklarının insan hakları ihlali olarak görmüyor. Çocuk yaşta evlilikler konusunda farkındalık yaratamazsak toplumda yayılmasını da engelleyemeyiz. Beş yıl önce Türkiye'ye ilk geldiğimde çok utangaç bir insandım. Savaşın yarattığı kaygıları üzerimde taşımam nedeniyle konuşurken kekeliyor, tek başıma dışarı çıktığımda yolumu kaybediyordum ama şimdi SGDD-ASAM'dan aldığım danışmanlık desteği sayesinde daha güçlüyüm. Savaş yıkıcı bir deneyim ama Türkiye'ye taşınmak bize kendimiz olma ve daha geniş bir toplumun parçası olma fırsatını da beraberinde getirdi. Türkiye'deki sosyal hayata entegre oldukça, içinde bulunduğum çevrede çocuk yaşta evlilikler benim için çok daha görünür hale gelmeye başladı. Suriye'den ayrılmamış olsaydım, belki de kız çocuklarının gelecekteki gelişimi bir yana, sağlığı, eğitimi ve bütünlükleri için zararlı bir durum olduğunu tam olarak kavrayamayacaktım. Bu nedenle, içinde yer aldığım topluluktaki çocuk yaşta yapılan evliliklerin sona ermesinde elimden geleni yapmaya karar verdim. Toplumda bir fark yaratabilmek için hem kendi bakış açımızı hem de başkalarının bakış açısını nasıl değiştirebileceğimizle ilgilenmeliyiz.

Yaşadığım toplumda çocuk yaşta yapılan evliliklerin neden zararlı olduğunu ve bir kız çocuğu hamile kalırsa ne olacağını açıklayarak erken evliliklerin önlenmesinde aktif rol oynuyorum. Kızlarını çocuk yaşta evlendirmek isteyen ailelerle konuşuyorum ve fikirlerini değiştirmelerine yardımcı oluyorum. Suriye'de bu konuda herhangi bir yasak veya engel olmadığı için kızların erken yaşta evlenmeleri çok normal ve yaygın, ancak Türkiye'de yasal bir yaptırım var. Suriyeli kadınlar olarak Türkiye'de yasaların çiğnenmesinin sonuçları konusunda farkındalık çalışmaları gerçekleştirdik. Yaptığımız çalışmalar bu tür evliliklerin gerçekleşmesinde önemli azalmalar elde etmemizi sağladı.

Suriyeli kadınlar sıklıkla psikolojik şiddete maruz kalıyor çünkü erkekler kadınların dışarı çıkmasına müsade etmeyerek onları kontrol altında tutmak istiyor. Suriyeli ailelerde psikolojik şiddetin fiziksel şiddetten daha yaygın olduğunu ve çocuk yaşta evliliklerin de bu şiddetin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Biz Suriye'de yaşarken bir erkeğin çalışması, kadınların evde oturması ve sadece yakın akrabaları ve komşularıyla sosyalleşmesi olağandı ancak burada mülteci kadınlar, merkezlerin desteğiyle toplumun daha aktif birer üyesi haline geldiler. Haklarımızı nasıl savunacağımızı bildiğimiz sürece artık imkansız diye bir şey yok.”