08.08.2015, 21:00

‘Sık dişini biraz’

Günlük hayatımızda darlık ve sıkıntı var mı?

Ooo çok...

Ve bu sıkıntılara bir öğüt var mı?

Olmaz mı hiç?

Adı da "Sık dişini biraz"...

*

Bu söz artık günümüzün vazgeçilmezi...

Modern zamanların yönetici hastalığı olarak biliniyor bu diş sıkma hali...

Diğer bir adı da var."Bruksizm".

Ülkemizde bu hastalık daha bir hızla artıyor.

“Zamanımızın en kötü hastalığı’’ bruksizm nedeniyle diş kayıpları, diş eti hastalıkları, baş ve yüz ağrıları oluşur iken, dişini sık politikası büyük ‘ruhi kayıplara’ gebe...

Bir de gıcırdatma ve çeneyi kenetlemesi ile de sanaldan gerçeğe döndüğünde tam olarak hayatımıza yerleşti demektir...

*

 

Şimdi bakın neler oluyor?

 

Saldırılar aldı başını gitti...

Dişini sık ...

Terörizim hortladı...

Dişini sık çözüm bulunur...

Ekonomi şöyle böyle...

Dişini sık düzelecek...

Tohum elden gitti...

Dişini sık alıyoruz ya hibriti...

Hormonu ye...

Dişini sık düzelir belki...

Patronun köle düzeninde ezil...

Dişini sık işini kaybetme...

Kadın olarak ezil, dayak ye...

Dişini sık kocandır...

Çocuk gelinler halen azapta...

Dişini sık töredir...

*

Her alanda sık dişini biraz sözü işlemiş genlerimize.

Artık bilin ki bu söz hasta ediyor!

Diş sıktık, kemer sıktık, acılara dayandık...

Anaları ağlattık...

Babaları hasret bıraktık...

Çocukları yetim ettik.

Bu diş sıkma hali artık gerçek anladık da, daha nereye kadar bu sabır devam edecek orası belirsiz...

*

Denge önemli.

Şimdilerde dengesiziz.Savruluyoruz ve üzülüyoruz.

Her zaman dişini sıkmakla da olmaz.

Kimi zaman diş sıkılır, kimi zaman serbest kalır o gizli saklanan düşünceler, hisler.

Gizli düşünce de aşikar...

Artık sorun istemiyoruz...

Artık diş sıkma zamanı değil...

Artık problem çözmek geride kalmalı barış ve sevgi önderimiz olmalı...

Bu bir temenni...

Bu temenni de, diş sıkma hali değil de, artık içimizi özgür bırakma hali yerleşsin gönlümüze diye..

Bizim sözlerimiz de gelir geçer gün içinde, zaman içinde...

Ama geçmeyen, baki kalan, aslolan asıl gerçek siz ve saf güzelliğiniz...

 

Mevlana sözü ile bitirelim...

‘Seslen, uslan ama yaslanma.

Doğrul, devril ama eğrilme.

İtil, atıl ama satılma.

 

 

Dip notlar;

 

Yakın gelecek...

 

Ülkemiz de resmi verilere göre 1 milyon 800 bin olduğu açıklanan Suriyeli sığınmacı var.

Sınır bölgelerinde, kamp alanlarında yaşayan Suriyeli sayısı 265 bin ila 270 bin.

Uzun vadede ne olacağı şüpheli.

Ancak Uluslararası Af Örgütü'ne göre "Yakın gelecekte evlerine dönemeyecekler’’.

Avrupa’ya geçiş kapısıyız yakın gelecekte değil, uzak gelecekte de gidip gitmeyecekleri muamma...

Kıcasa ülkemiz de kendilerine hayat kurma çabasındalar...

Şimdi işin özüne bakacak olursak, nerede ucuz işçi orada Suriyeli.

Ee aldıkları para da aşikar...

Kıyı şeritlerinde parkta yatıp kaçış yolu gözleyenler mi dersin, hurdalcılık yapanlar mı?

Çalışma koşullarındaki sıkıntılar onların peşinde.

Sığınmacı olmalarından kaynaklı sorunlar da onların peşinde.

 

*

Peki sığınmacı ‘Suriye’liler, Türkiye'de yaşamaya nasıl devam edecek?

Yakın gelecekte evlerine dönmedikleri veya dönemedikleri taktirde ne olacak?

İşte geleceğimiz belli.

Sıkalım dişimizi, onlarda bizde hep beraber sıkalım dişimizi...

 

Kibir’den mi?

Kibir duygusu büyük bir ego ise ‘Yaradan’nın olduğu yerde ego olur mu?

Olmaz...

Eee yoksa orda ‘Yaradan’, egoda hortlar, mego da...

‘Yaradan’ın olduğu yerde sevgi olmaz mı?

Sevginin olduğu yerde ‘Yaradan’ olmaz mı?

Tabi olur...

Şimdi diyiverin gari...

Nerede bu kibir?

Nereye saklandı?

Hep bu savaşlar kibirden değil mi?

Saklandığı yer gönül ise gel de gönülü şimdi savaşla süsle, barışı at cebe...

Sonra da ‘Yaradan’ de söylen dur...

Mutlu kalın...

 

Fıkra:

Temel İstanbul'da okurken sınıfta kalmış.

Rize'ye kardeşine bir telgraf çekmiş. "Ben sınıfta kaldum, sen babami hazurla!"
Kardeşinden telgraf gelmiş.
"Ben babamu hazirladum, sen kenduni hazirla!"

 

Günün sözü;

Hayatın amacının ‘mutlu’ olmak olduğuna inanmam. Bence hayatın amacı: yararlı, sorumlu ve şefkatli olmaktır. En önemlisi fark yaratmaktır; katkıda bulunmak, bir şeyi temsil etmek, yaşamış olmakla bir değişim meydana getirmektir. Leo C. Rosten

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@