Merhaba sevgili kitap dostları,
 

Bu hafta sizler için okuduğunuzda etkileneceğinizden emin olduğum iki kitap seçtim. İlk kitabım edebiyat dünyasının devlerinden, hayatı ve fikirleriyle bu dünyada büyük izler bırakmış, Tolstoy’a ait “İnsan Neyle Yaşar?” kitabı.

İkinci kitabım ise daha benim de yeni tanıştığım, kitaplarının hepsini okumak için sabırsızlandığım yazar Matt Haig’e ait, elimden bırakmadan uzun zaman sonra bir gecede okuyup bitirdiğim, hikayesi ve kurgusu çok etkileyici, “Gece Yarısı Kütüphanesi” kitabı.

İnsan Neyle Yaşar - Tolstoy

kitap (2)-2

Bu hafta değerlendirmeme aldığım ilk kitap, Rus edebiyatının en önemli yazarları denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan Tolstoy’dan ” İnsan Neyle Yaşar?” kitabı.

Tolstoy, hayatı ve fikirleri ile her zaman çok ilgimi çekmiş, benim için benzer dönem ve tarzda ki diğer yazarlardan her zaman önde olmuştur.

Büyük Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy 1828 yılında Moskova’nın Tula vilayetinde dünyaya gelmiştir. Kont Tolstoy ve Prenses Mariya’nın 4. çocuğudur. 2 yaşında annesini 9 yaşında da babasını yitirmiştir. Küçük yaşta büyük bir servete sahip olan Tostoy, aslında hayatı boyunca maddi sıkıntı çekmeyecek kadar zengindir.

Hukuk okurken öğrenimini yarıda bırakmış, daha sonra yaşadığı çiftliğe geri dönerek mütevazi bir hayat yaşamış ve Rus ordusuna yazılmıştır. 

Katıldığı savaş döneminde yazmaya başlayan Tolstoy edebiyat dünyasına bu şekilde adım atmıştır. Savaşın içinde yer alan ve buradan kurtulmaya can atan Tolstoy için savaşın en iyi yanı Sivastopol birikimlerini aktaracağı bir kitap yazmış olmasıdır.

Savaştan sonra Petersburg’a gitmiş ve yazarlık mesleğinde karar kılmıştır.

Kendi bölgesindeki toprak sahipleri ve köleler arasındaki borç sorunlarını çözmek için yargıçlık yapmış ve Bu sıralar eşi Sonya ile karşılaşmıştır. Nişanlanan çift bir hafta içinde evlenmiştir ve bu evlilikten 13 çocukları olmuştur. Eşi Sonya Tolstoy’a eserleri yazması hususunda her zaman destek olmuştur. Savaş ve Barış Tolstoy’un inişli çıkışlı olsa da genel olarak mutlu bu yıllarında yazılmıştır.

İler ki yıllarda  dine yönelen Tolstoy, yapısı gereği hiçbir yetkiye boyun eğmeyecek bir karaktere sahipti. Sanırım onu özel kılanda buydu. Dönemin düşünce özgürlüğü konusunda ki katı kurallarına rağmen Hıristiyanlıktaki ölümsüzlük düşüncesini ve siyasal iktidarı dışladı. . Hatta bazı kaynaklarda İslamiyet’e yöneldiği bile yazıldı. Bu dönemde kilise tarafından aforoz edildi

Bunalıma giren Tolstoy çevresinden, tüm mal varlığını ihtiyaç sahiplerine bağışladı. Ailesinden kaçmak ve uzaklaşmak için yanına en küçük kızını ve doktorunu alarak trene binerek güneye yolculuk yaptı. 1910 yılında yoksulluk içinde, bir tren garında, zatürreeden yaşama veda etti. 

Kısa öykülerden oluşan bu eserin Tolstoy’un imza eseri olduğuna inanıyorum. Bu eseri anlayabilmek için Tolstoy’un hayatını ve fikirlerinin iyice anlaşılması gerektiğini düşünüyorum.

Kitaptaki etkileyici hikayelerin özü olarak Tolstoy’un genç yaşlı fark etmeksizin tüm okuyuculara verdiği mesajın net olarak açgözlülük ve hırsın yerine, dünyada birleştirici ve yapıcı güç olan sevginin koyulması ile varoluş amacımıza hizmet edebileceğimizi anlattığını ve Tolstoy’un kendi var oluş amacını bulduğuna inanıyorum.

Bende Tolstoy gibi Önündeki bir dakikalık zaman dilimini bile planlamaktan aciz insanın; mal, birikim, şöhret için uzun zamanlı plan yapmasındansa elindeki anı sevgiyle kullanıp, sevginin birleştirici gücüne değer vermesi gerektiğine inanıyorum.

 

Dili sade, anlatımı akıcı, içeriği dolu ve kaliteli, sizi büyük usta Tolstoy’u en iyi tanıyabileceğinize inandığım bu kitap, kitapsever herkese naçizane tavsiyemdir.

GECE YARISI KÜTÜPHANESİ-MATT HAIG

kitap (1)-2


Bu hafta değerlendirmem Matt Haig tarafından yazılmış, 42 farklı dili çevrilerek, 2020 yılında dünya da en çok satanlar listesine girmiş, “Gece Yarısı Kütüphanesi “ kitabı var.

Hayatınızdan memnun musunuz? Bu güne kadar kendiniz için aldığınız kararlar, hayatınızın en üst versiyonunu yaşamanız için yeterli oldu mu? Ya da şimdi size kaybolan yıllarınızı verseler, yaptığınız seçimlerden çok farklı seçimler yapıp, olduğunuzdan çok daha farklı bir kişi mi olurdunuz? Bu soruları ve cevaplarını düşünür müsünüz bilmem ama ben hayatımın kırılma noktalarında aldığım kararları ve sonuçlarını oldukça çok sık düşünürüm. Farklı seçimler yapsam farklı bir ben olur muydum bunu maalesef ki hiç deneyimleme fırsatım olmadı ve olamayacak ama kitabımızın ana karakteri Nora Seed bu konuda çok şanslıydı. Hayatının en zor döneminde olan Nora, anne-babasının ölümünün, hayatta kalan tek akrabası abisiyle küslüğünün, işten kovulmasının getirdiği maddi sıkıntının, en son da da kedisinin ölümünden kendisini sorumlu tutmasından dolayı hissettiği vicdan azabının büyüklüğüne boyun eğerek ölmeye karar verir. Bir süredir içinde bulunduğu depresyondan kurtulması için verilen ilaçları içerek intihar eder. Aslında tek istediği ölmektir. Hatta hayatında ki bu kadar başarısızlık içinde ölmeyi başarabilmeyi hayatındaki en iyi karar olarak değerlendirmektedir. Fakat Nora gözlerini açtığında kendini, yaşamla ölüm arasında bir yerde yani gece yarısı kütüphanesinde bulur. Bu kütüphanedeki kitapların her birinde Nora’nın farklı bir hayatı yazılıdır. Başka kararlar verseydi yaşamış olabileceği hayatlar. Farklı bir kariyerler, farklı eşler, farklı arkadaşlar, farklı şehirler arasında gidip gelir. Fakat her hayatında bir hayal kırıklığı yaşar. Tecrübe ettiği tüm hayatlarda bir şey eksiktir. Sonunda Nora mutluluğu sorgular. En çok hangi hayatında mutludur? Mutluluk nedir? Zengin olmak mutluluk getirir mi? Ya da hayatı yaşanır kılan nedir? Yanlış alınan bir karar insanın tüm hayatına mal olabilir mi? Nora çok daha mutlu ve çok daha mutsuz olduğu bir sürü hayat deneyimler. Sonunda ise kalmak için seçeceği hayatı bulur. Fakat hangi hayatını seçtiği ve neden diğer hayatlarında değil de bu hayatı seçtiği kitabı okumak isteyen kitapseverlere sürpriz olsun.

Genellikle çok satanlar listesine ön yargıyla yaklaşan bir okuyucu olarak, beklentisiz okumaya başladığım bu kitap, bıraktığı etki itibarıyla çok satanlar listesine ön yargımı yıktı diyebilirim sizlere. Konusu benim açımdan hem çok farklıydı hem de çok tanıdık. Çok sık düşündüğüm bir konunun bu kadar güzel bir kurgu ve akıcı bir dil ile karşıma çıkması, kitabı bir oturuşta okuyup bitirmeme sebep oldu. Çevirisi akıcı, dili sade, anlatımı etkileyici, konusu kuantum ve paralel evrene kadar dayanacak bu etkileyici kitap, kitapsever herkese naçizane tavsiyemdir.