22.09.2018, 06:47

Simgemiz koku oldu...

İzmir kokusu.

Yıllardır savaşılan ancak kısa bir müddet duyumu yitirilip tekrar hayatımıza giren simge koku.

Güzel kentime yakışmayan koku.

*

Geçtiğimiz dönemlerde Çiğli Atık Su Arıtma Tesisinde, dışkı ağırlıklı çamur kitlesinin depolandığı havuzlarda çıkan yangın sonucu kente pis bir koku yayılmış ardından da o koku yerini lağım kokusuna bırakmıştı.

Sonra yaz döneminde sık sık yine aynı koku şehrimizin bazı bölgelerini sarmış ve özellikle gece belli bir saatten sonra iç körfezden kente yayılan ağır lağım kokusu hepimizi isyan noktasına getirmişti.

*

Ve yine Halkapınar başta olmak üzere Karşıyaka, Alsancak ve Sahil Bulvarı boyunca yayılan kötü koku geçtiğimiz haftalarda tüm kenti sararak, vatandaşı nefes aldıramaz duruma getirdi.
Kentin her yanından hissedilen ve sıcak yaz aylarımızı cehenneme çeviren bu kokunun nereden geldiği yönünde tam anlamıyla, köklü bir açıklama da yok ne yazık ki?

*

Şehrimizin üstüne kabus gibi çöken bu kokulardan nasıl kurtulacağız?

Neden kimse doğru düzgün bir açıklama yapmıyor? Gibi bir sürü soru kafamızda.

Yetkililer kokunun kaynağı konusunda tam bir açıklama yapmayarak tüm kafamızda ki sorulara daha da yenilerini ekliyor.

*

‘Kolektörlerdeki lağım suları, sisteme zarar vermesin diye özellikle gece yarısından sonra yağışlı havalarda olduğu gibi arıtılmadan sistemin sigortası niteliğindeki bacalar aracılığı ile denize verilmeye başlandı’ diye bir sürü iddia ortaya atıldı.

Özellikle ‘Üçkuyular’da, hava eğitim komutanlığı önünden denize yapılan deşarj artık bilinen, görülen gerçek. Hatta bu deşarj zamanında denize verilmeye başlananları da görenlerden biriyim.

Durum içler acısı.

 

*

Tüm bunlara rağmen uzmanlar körfezde yapılan ölçümlerde evsel atık kaynaklı kirliliği gösteren fekal koliform değerlerinde bir artış gözlenmediğine dikkat çekiyor. Ve ben  tüm kentliler gibi merak ediyorum. Bu kadar  salıma karşılık değerler bu şekilde olabilir mi?

*
 

Sabah sabah nefes alınamaz düzeyde lağım ve kükürt kokusu ile ciğerlerimizi zehirlemeye ne hakkınız var?

Tamam arıtma tesisleriniz yeterli kapasitede değil, anlıyoruz. Ancak bu altyapı sorunları dururken başka türlü hizmetlerde ki öncelikte aklımıza sığmıyor.

*

‘İzmir’in öncelikle iyi bir altyapıya ihtiyacı var. Düzeltin.

Körfez kirleniyor kimsenin umurunda değil.

İzmir'in foseptiği körfeze boşaltılıyor kimsenin umurunda değil.

Sadece herşey demokratlık ve özgürlük adına sınırlanmamalı. Hizmet de büyük derecede öneme sahip olmalı.

Bu efsane koku kentimizin simgesi durumuna geldi bile.

‘Sabah sabah İzmir yine efsane kokuyor ’diyenleri görmez misiniz?

Evin içine kadar sinen kokuları duymaz mısınız?

*

 

"İzmir Körfezi kendi kendini temizleyebilen dünyanın ender su yollarından biri. Eğer derelerden körfeze akan kirliliği engellerseniz, başka birşey yapmanıza, milyonlarca lira para harcayarak tarama gemileri almanıza ve işgücü bağlamanıza gerek kalmaz. " diyen uzmanları dinlemenin zamanı değil mi?

*

Yıllar öncesinden Bornova’dan eski garajdan ilerlerken balçık zamanında bataklık zamanında dayanılmaz ağır kokunun adı artık silinmişti. Tekrar geri getirmeye, üstelik de tüm şehirde bunu insanlara yaşatmaya hakkınız yok.

Dayanılmaz ve ürkütücü kokunun adı izmir olmamalı. İstanbul, Ankara ve yurdumun diğer şehirlerinde yaşayan  İzmirlilere göre bu koku özlenirmiş.

Gevrek gibi, çiğdem gibi, klorak gibi.

Yok böyle birşey.

Hiç özlenmeyecek ve ona yakışmayan tek şeydir.

 

 

*

 Annemin zamanında bahçelerin olduğu zamanlarda şehrimde yasemin kokusu varmış.

Naranciye kokusu varmış.

Baş döndüren yasemin kokusu, annelerin yemek kokusu, kurabiye kokusu, taze ekmek kokusu, boyoz kokusu, balık kokusu ve rakı kokusu yerine lağım kokusu olmamalı payımıza düşen.
İzmir kokusu bunların tümüdür belki de. Burnunun direğini sızlatan, cam kapattıran koku değil.

 

*


Çiğli'deki çamur arıtma tesisleri yeterli mi?

Bu tesisler İzmir'in kapasitesini kaldırıyor mu, kaldırmıyor mu?

Körfeze akan dere ıslahları yeterli mi?

Alt yapı yetersizliği ne zaman tam olarak son bulacak?

Arıtmalar kontrol altına alınmalı ve arıtma tesisleri yenilenmeli mi?

 

Soruları kafamızda duruyorken, her yıl temizlik için harcanan paralar  arıtma tesislerinin yapımı ve çalıştırılması için harcanmalı diye bas bas bağırıyor iken bu kokular travmatik bir şekilde beynimize neden kazınıyor?

Bu kokular ile hayatımız olumsuz etkilenmez mi? Düşünen var mı?

*

 ‘Giderilemeyen  ve kaç haftadır bütün şehri saran lağım kokusu allah aşkına sizi hiç mi rahatsız etmez?

Yeter artık biri de çıksın açıklasın nedir bu kokunun ana sebebi?

Bu değersizliğin elbet bir karşılığı olacaktır’ diyen bir çok insan var çevremde.

*

Bu kokular belki de İzmir’in kaderini belirleyecek.

‘Deniz kokuyor ama çözüm bulunmuyor!’ Bir çok kişinin zihninde bu var.
İzmir Körfezi’nde bir “yaz klasiği” haline gelen bu kokular giderilmez ise  değişen çok şey olabilir.

"Yeter artık. Bu sorunu her yıl yaşamaktan bıktık" diyenler artabilir. "Yüzülebilir Körfez" hedefine çok büyük darbeler vuracak bu koku başka durumlara da darbeler vurabilir. Bir belediye başkanımız döneminde tamamen ortadan kaldırılan ancak parasızlıktan arıtmalar yarım çalıştırılınca tekrar oluşmaya başlayan bu koku bizim kaderimiz olmamalı.

 

 

*

İzmir’in sokakları hem kız hem deniz kokar!

Deniz deniz gibi kokmalı.

Bataklık gibi değil.

İnsanların gözlerindeki pırıltının hiç sönmediği, hayat kokan şehir İzmirimin kokusu güzel olmalı.

Ötesi yok.

 

 

 Dip notlar;

 

Kokunun insan davranışları üzerindeki etkisi ...

 

En önemli duyularımızdan biri olan koku alma duyusu beynimizin duygu, hafıza ve yaratıcılığı etkileyen kısmında yer alır ve 24 saat boyunca çalışan ve kapatılamayan tek duyu olma özelliğine sahiptir. Yani günlük duygularımızı etkileyen bölgedir.

Bu ne demek?

Hormonların salgılanmasını kontrol eden ‘hipofiz bezi ve hipotalamus’un alanının etkilenmesi demek.

Ruhsal durumun alt üst olması, stresin artması ve konsantrasyonun bozulması demek.

Hafızanın, duyguların, bağışıklık sisteminin etkilenmesi demek.

Hemen hemen hayatımızın her yerinde olan ‘güzel koku, kaliteli koku’ kişiye mutluluk ve özgüven gibi iyi hissetme duyguları verir ve yatıştırır, dinlendirir. Kaliteli uyumamızı sağlar, zihnimizi ve vücudumuzu etkiler. ‘Kötü koku’ ise agresif yapar rahatsızlık hissi verir.

Uyumadan önce yatak odasına sıkılan çiçek kokuları pozitiflik sağlayarak güzel rüya görülmesine, kötü kokular ise kabus görülmesine sebebiyet sağlar.

Lavanta kokusu kendinizi iyi hissettiren hormonları salgılar, uykusuzluk, kaygı, stresi engelleyip gevşetir.

Vanilya, kahve ve gül kokusu uykusuzluk ve stresi önler.

Gül kokusu solunum hızını ve kan basıncını düşürür ve rahatlatır. Kahvenin kokusu sakinleştirir. Nane, çilek ve lavanta kokusu konsantrasyon sağlar.
Kısaca kokular insanların duygularında, fiziksel ve zihinsel sağlıklarında önemli bir rol oynar. Kötü kokuya uzun süre maruz kalmak olumsuz etkileri davet etmektir.Bu nedenle bu şehrin insanlarının kötü koku ile hayatlarının bozulmaması için acil önlem alınmalı.

 

Uykusunun Değeri...

Samos kralı Polikratos, Şair Anekron'a ödül olarak bir miktar altın verir. Şair bunlarla ne yapacağını düşünmekten iki gece uyuyamaz.

Ve sonunda altınları geri götürüp şöyle der:
-Kralım; altınlarınız çok değerli ama uykum benim için daha değerlidir!

 

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Kaç Saniye Var?

Temel matematik dersindedir ama kafası hiç almaz canı çok sıkılır. Gözü hep saattedir. Hoca sorar:
– Kaç dakika kaldı çocuklar ?
– Saniyeler kaldi Hocam.
– Dur bakayım, evladım daha 8 dakika var.
– Yok 480 saniye vardur hocam.

 

 

Günün sözü;

Kendinden başkasını düşünmemek, insan ırkının en büyük lanetidir.

W. E. Gladstone

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@