20.12.2019, 22:37

Sistem bozuk değil mi?

Bakıyoruz bu ülkede şiddet var.
Bu ülkede kadına ceza var.
Bu ülkede çocuğa taciz var.
Bu ülkede hayvanlar bile tacizde.
Sistem sizce de bozuk değil mi? 
Unutmamalıyız ki; bir toplumda bir suç sürekli işleniyorsa orada bireyden ziyade bozulmuş bir yapı vardır.

*
Çığ gibi büyüyen bu dengesizlik ve zihniyet bozukluğu için üzerinde durduğumuz nokta iyice belirlenmeli.
Bugün, ülkemizde maddi ve manevi sistem bozukluğu her şeyi tetikleyebilir.
‘Zayıf olmadıklarını kanıtlama’
‘Güç gösterileri’
‘Korkusuzluk’ ardından gelen ise kendinden daha zayıf birini bulduğunda ‘sen de gücünü kanıtla’ noktası.
Kadın, çocuk, hayvan istismarı noktası. 
Sonuna kadar gitme. 
Öldürme. Tecavüz etme noktası.
Ve o gösteri altında ezilip bu şekilde ‘patlama noktası.’

*
İçinde bulunduğumuz çağda bir utanç meselesi olan bu durum kadına biçilen roller ile teknolojinin de yardımı sayesinde modern kadın rolleri ile iki ayrımın çelişmesidir aslında.
Modernlik ve gelenekselcilik, esneklik ve esnek olamama ikilemi ile yaşayan bireyler bu durumdan kaçınılmaz şekilde etkilenmekte.

*
Akıllı erkek gelmiyor oyuna. 
Ama toplumda sıkışmış erkek hemen düşüyor oyunun içine. Şefkat, merhamet göstermesini öğrenemeyenler kendinden zayıfı eziyor. 
Temel bu. 
İnsanlara merhamet duygusu ile yaklaşılamıyor artık.
Erkekler kendi erkeklikleriyle hesaplaşıyor.
Bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu kabuldeler bu öğrenemeyenler.
*
Erkek ve kadın işte tarihte hep madalyonun iki yüzü gibi olmuştur.
Sürekli ahlaki vaaz ile güya iyileştirilmeye çalışılan kadın rolü.
Sonra da kendi değimleriyle en küçük bir iyileşmeye yol açmamıştır davranış düzenleri.
Tarih boyunca geri tepmiştir hep sömürü düzeni.
*
Egemen erkek, egemen toplum, egemen düzen, egemen şirketler fark etmez.
Düzen aynı düzen.
Sistem aynı sistem.
İsimler farklı, biçimler aynı.
Ezilenler aynı. Toplumun en alt ve ezilen kesimleri kadınlar, çocuklar olmamalı. 

*
Ancak ezilenlerin güçlü direniş ve kavgaları şaheser.
Kazançları farklı olsa da direnişleri kendi özlerine jest.
Şimdilerde bir zamanlar konuşulması ve hayal edilmesi bile düşünülemeyecek kapılar açtılar direnişleriyle.
Kısa vadede sonuç alınmasa da gelecek güzelleşebilir. 
Bürokrasiler değişebilir.
Mücadele arttıkça somut sonuçlar oluşabilir.
Her erkek de kadınlar karşısında daha saygılı, ölçülü ve saldırganlıktan uzak durma potansiyelini arttırabilir.
*
Hissedebilir güveni.
Belki bu direnişlerin sonunda sistem değişebilir.
Erkeklerin bağnazlığı etkisiz hale getirilebilir.
Kadınlar sömürü düzenine uymadığı ve kapitalist sistemde kaybolmadığı takdirde sadece kendini değil, dünyayı, çevresini, doğayı, demokratik düzeni de savunur. Hatta daha da iyi savunur hale gelebilir. 
Güçlendirirler her şeyi isteseler.
Dönüşümler güçlü kadınları öne çıkarır.
Ve güçlü kadınlar erkek çocuklarını eğitebilir.

*
Ve derin ve güzel yükselişin ürünleri meyvelerini gün gelir verir.
O mücadelenin ürünüdür güçlü kadınlar.
Ezilenler binlerce yıllık ezilmelerinin yükselişini güçlü kadınlarda görür.
Onların bilgeliğinde görür.
Ahlaki değerlerin en yücesini onlarda yaşar.
*
Sistem bozuk evet. Ama sistemi de değiştirecek olan kadınların gücüdür.
Toplumun en kritik noktalarında kadınlar vardır.
Türkiye’de yaşayan herkesin bildiği ama bilmezden geldiği kadınlar vardır temelde.
Türklerin en atası dediğimiz kişilerin bile en dibinde şaman kadın yatar.
*
Özümüzü unutmayalım. Sistemin içinde aslında saklı olan özümüzü bulmamız gerekiyor.
Siyasi olarak da ırkçılığın, cinsiyet ayrımcılığının bitmesi bu nedenle çok önemli.
Tam da bu nedenle, her kadın cinayeti devletin boynunda.
*
Yani Türk Devleti’nin tepeden tırnağa cinsiyetçiliği sorgulaması ve değiştirmesi şart.
Demokrasi bunu gerektirir.
Bu gerçek göz ardı edilmeden sanki yokmuş gibi görülen kadın ön saflara çıkmalı.
Neden?
Çünkü doğurgan, merhamet sahibi kadını sözününüz ardına gizlemeniz durumda artık.
Bunu yapmadığınız müddetçe kadın cinayetleri anlaşılamaz. Çözülemez.
*
Köle ruhlu kadın artık giderek daha kişilikli oluyor. Aslında son yirmi yılda
Türkiye’de üç büyük kadın hareketinin ortaya çıkması bunun sonucu.
Kadının ve güçsüzlerin, ezilenlerin kaderi gücünü korumasına ve artırmasına bağlıdır. En küçük bir zaafı kabul edemeyiz.
Bu cinsiyet ayrımcılığı gidişatını durdurmak için zaaf olmamalı.
Kadınların, demokrasinin içinde fiilen yer alması sağlanmalı.

*
Görmezden gelenlere not; kadına saygı duyulmadan iyi bir yaşam beklemeyin.
Kadınlar özgür olmadan iyi bir yaşam beklemeyin.
Bir toplumun algısını değiştirecekseniz önce kadınlardan başlamalısınız.
Toplumların içi boşalmadan yeni kültür doldurulamaz.
O nedenle sistem bozuksa hastalıklı bir toplum oluruz.
*
Bir kadın kültür sahibi ve eğitimli ise, çözüm odur.
Düşünen anneler tarafından yetiştirilen çocukların geleceğimiz olması beni umutlandırıyor.
Güçsüzü ezme şeklini bitirecek gelişmiş toplum olmak için, erkek egemen toplumların yerini eşit toplum bilincine bırakması şart.
*
Nesilden nesile aktarılan sistem bozuk sistem değil, cinsiyet eşitleyici sistem olursa dünyayı ancak kadınların değiştirebileceği gerçeği sizi bulur.
İyi adamları ve kadınları olduğu gibi, kötü adamları ve kadınları da bir kadın doğurup yetiştiriyor.
İşte zihniyetin devamı.
İşte modeller.
İşte kilit nokta.
Bir günde, bir yılda, değilse bile bir gün değişecek. Kısaca insanlıktan bir haber yetişen çocuklar da değişecek.
*
Sonra ne mi olacak?
O çocuklar büyüyecek ve güçsüzü ezen sistem değişecek.
Ama şimdilerde her şey erkek bu ülkede.
Şimdilerde işte bu nedenle sistem bozuk değil mi?
Tüm bunlara engel olmanın bir yolu yok mu? 
Var elbette. 
Saygı.
Kimse kimsenin kölesi olmadığını kabul etme saygısı.
Dik durma saygısı.
Yük değilsin saygısı.
İnsan saygısı.

Dip notlar; 
Akış…
Bazen, her şeyi akışına bırakmak gerekir.
Su akıp yolunu bulsun diye.
Bazen, ağlamak gerekir.
Güçsüzlük sananlara inat, rahatlamak için.
Bazen, kimseyi dinlemeyip içinden geleni yapmak gerekir.
Mutlu olmak için.
Bazen, susman gerekir.
Büyüklüğün sen de kaldığını anlamaları için.
Bazen, görmezden gelmen gerekir.
Sonradan olanları görmek için.
(La Edri.)

Fıkra; 
Bir kadın Karadeniz'de bir restorana girmiş. Laz böreği istemiş. Garson da getirmiş. Kadın garsona sormuş;
- ‘Neden yapılıyor bu börek?’ Garson da;
- ‘Neden yapılmasın, herkes seviyor’ demiş.

Günün sözü; 
Benim insan olmamı sen istedin, öyleyse seyret beni. 
(Film repliği; New Moon 2009)

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@