22.06.2021, 04:03

Sistemsizlik ve şok sonuçları

Bugün de futbolu araç olarak kullandığım şeyler yazacağım ama her zaman vurguladığım gibi; bu bir futbol yazısı değil, uzaktan alakalı olabilir ama ben futboldan değil başka şeylerden söz ediyorum (çünkü çoğumuzun hemfikir olduğu üzere, futbol asla sadece futbol değil!).

 

Herkes elemelerde en az gol yiyen takımlardan biri olan Türkiye’nin Euro 2020’de neden filelerden top çıkarmaktan yorulduğuna, tek bir puan bile alamadan tornistan geri döndüğüne şaşırıp duruyor…

Hatta şoke olanlar bile var.

 

Oysa yanıtı çok basit.

Uludağ’a tatile gidiyoruz; Bodrum’a da; yani ikisi de tatil mekanları…

Ama birinde yünlü polarlı termal nitelikte kat kat şeyler giyiyoruz, diğerinde ise üzerimizde sadece mayo oluyor.

Ben böyle şeyler yazdığımda ya da sohbetlerimde anlattığımda “hemen futbolla ne alakası var” diye

soranlar oluyor; bu soru sahiplerinin anlayıp anlayamamaları onların sorunu ama, cevabım şu: çok yakından alakalı, çünkü her yerin kendine özgü koşulları var, birisi elemeler, birisi turnuva… Çok farklı mecralar!

 

Bir de “biz geçmişte şöyle yapmıştık, bir zamanlar şöyle perişan etmiştik” falan filan hikayeleri...

Geçmişe takılıp kalanların başarılı oldukları nerede görülmüş ki, biz başarabilelim?

Varsa da yoksa da, “Biz Hırvatistan’ı şöyle yaptığımızda, Hırvat kaleci bile bizi şöyle övmüştü” gibi abuk subuk aşağılık kompleksi hatırları…

Hırvatlar o bizim unutamadığımız maçtan sonra bizi kaç defa yendiler; ondan söz eden yok!

 

Buraya kadar olan bölümün özetini yapalım; tıkır tıkır işleyen sistemlerde her koşula hazırlıklı olmak lazım, geçmişteki verilerin bugün de geçerli olduğunu zannetmek gafletine asla düşmemek lazım.

 

Azerbaycan bizim için avantaj falan değildi!

O kardeş ülkeyi ben de çok seviyorum, hatta aşk düzeyinde; ama “kazın ayağı öyle değil”.

Bakü’deki stadyum (covid önlemlerinin izin verdiği ölçüde) dolup taşacak, yer gök inleyecek, “bizim çocuklar” da Malkoçoğlu’nun bir vuruşta 20 Bizanslıyı yere serdiği gibi önüne geleni

yenecek!

Yok öyle bir şey!

Vardır bizde böyle gülünesi derecede zavallı hesaplar…

Bir zamanlar Finlandiya ile oynayacağımız kritik bir maçı Antalya’ya almıştık; o soğuk iklim adamlarını sıcakta bunaltıp iflahını kesip yenecekmişiz…(Şimdi yine arada parlayan bir halleri var; o zamanlar Finlandiya Avrupa’nın averaj takımlarından biriydi)

Sonucu zaten en baştan tahmin etmişsinizdir; tam bir hüsran; adamlar bizi yenip gitti!

Azerbaycan’da seyirci avantajı” da böyel bir hesaptı işte.

Demek ki neymiş; sistemin tam oturmayınca, evdeki hesap çarşıya uymuyormuş!

 

Ülke olarak “sistem” denen şeyle pek aramız iyi olmadığı için Euro 2020’de oynanan o futbolda hepimizi utandırdı elbette…

Güreş, orta mesafe koşuları ayarında atletizm, hatta golfe(!) bile daha çok benziyordu oynadığımız şey… Futboldan başka her şeye...

E sistem olmayınca yaptığınız şey bir şeye benzemez ki!

 

Kapitalizm bile sistemsizliğimizin kurbanı oldu bu turnuvada!

O kadar ki reklamverenler bile toptan ters köşe oldular…

Bizim çocuklar bavul toplarken dünyaca ünlü o hamburger reklamında hala “kırmızı-beyaz” sostan bahsediliyor; ünlü bir internet alışveriş platformumuz “bi yolu var!” diye milli takımlı reklamını yayınlıyordu, hala yani!

Ekranlar “kadük olmuş” reklamlar ile doluydu.

 

Neyse bu kadar yeter.

Bazıları “çok ağır olmuş bazı yerler” diyebilirler yine…

Yok yahu; çuvaldızı kendimize batırdım sadece, o kadar.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@