19.04.2021, 03:05

Siz ‘köle’ misiniz?

Yazılı metinler verilir önünüze. Alırsınız.

Sözlü metinler sıralanır önünüze. Alırsınız.

Çünkü siz böyle alışmışsınız. Daim hazıra. Bu sizin rolünüz.

Rolünüzü oynarken tüm o sözler, metinler şartlanmalar sizi izler. Siz beklersiniz bunu da hayattan veya birilerinden.

Hayat ile kontratlarını bu şekilde belirleyen insanlık o rolü de iyi oynar.

Seçimleri, özgür iradesi hizmet eder o metinlere.

*

Bir sürü öyküler vardır anlatılan. Onlar ile yol alır insan. Özgür seçimi de o öykülere göredir.

Kararları da öyle…

Ve hep yardımlar gelir. Yardım beklenir, umulur. Dedik ya böyle alıştı insanoğlu.

Buraya ait bir gözlemcidir kendince. Hep kendini gözlemler. Tarih boyunca tekrarlanan her şey gözlemlerin sonucu değil midir?

Kölelik gibi.

*

Şimdilerde yok mu modern kölelikler?

Güce kölelik...

İnsana kölelik...

Eşe kölelik...

Sisteme kölelik...

Paraya kölelik...

Bir cemaate, bir topluluğa, bir cemiyete kölelik...

Bir partiye kölelik...

Devletlere kölelik... Kapitalist sisteme... Emperyalizme vs. vs. Say say bitmez kölelikler.

*

Acımasız bir dünyada var olur kölelikler. Acımasızdırlar. Onlar insanlığın enerjisini emerler. Yok ederler. Eğer fırsat doğarsa eritirler.

Bu kez farklı davranın görürsünüz o acımasızlığı.

Onların geri dönüşleri zordur. Matrix gibi sistemlerden çıkmak zordur.

*

İnsanlık hep bazı zor seçimlerle maruz kalmıştır. Karşı karşıya kalınanlar, kalınacaklar kölelik düzenine aittir.

Doğal gelişim bu mudur? Yoksa dikte edilen mi bu?

Siz karar verin. Ruhsal evriminiz karar versin. İçinizde ki yaratıcının yansıması karar versin. En doğrusu bu.

Kaydedilen bütün ilerlemeler insan için mi? İnsana karşı mı? Siz karar verin.

Kölelik biyolojisini daha iyi anlamanızı sağlayacak kararlar size ait.

Tüm dönemlerin uygulamalarını düşünmek size ait.

Kapı açık. Fikir sizin. Karar sizin.

*

Perde çok kalın ama açılamaz değil. Perdeyi bir an için kenara çekin ve gerçek doğanızı görün.

Sırlarınızı keşfedin. Kendinizi görün.

Karşıya olduğunuz aynı sınav ve koşullar sizi kuşatsa da hep seçimler önünüze gelse de tohumunuzu görün. Korkunuzla yüzleşin.

Ve onunla yüzleştiğinizde kendinizi şifalandırmanın zamanı gelmiştir. Bütünleşin zıtlıklarınızla.

Hatırlıyor musunuz sizi?

Lütfen hatırlayın!

 

Dip not;

Yolunacak kaz...

“Padişahın biri veziriyle birlikte gezintiye çıkmış. Gezi sırasında bir köye gelmişler. Küçük, şirin bir evin önünde oturmuş, örgü ören bir genç kız görmüşler. Padişah kızın yanına yaklaşıp sormuş: – Merhaba kızım. Baban evde mi?

Kız: – Babam evde yok! Azı çok etmeye gitti.

Padişah: – Annen evde mi?

Kız: – Annem de evde yok! O da biri iki etmeye gitti.

Padişah: – Kızım eviniz çok güzel ama bacası eğri.

Kız: – Bacası eğridir ama dumanı doğru tüter.

Padişah: – Sana bir kaz yollasam yolar mısın?

Kız: – İzninizle en ince tüylerine kadar yolarım!

Padişah kıza “Öyleyse selametle kal!” deyip, veziriyle tekrar yola koyulmuş.

Saraya varınca padişah vezirine sormuş: – Kız ile ne konuştuğumuzu anladın mı?

Vezir: – Doğruyu söylemek gerekirse anlamadım padişahım, demiş.

Padişah: – O halde tez vakitte git öğren! Yoksa seni vezirlikten azlederim! Demiş.

Vezir telaşla fırlamış. “Nasıl öğrenirim?” diye düşünürken, en iyisi ilk ağızdan bilgi almak deyip, gitmiş padişahın konuştuğu kızı bulmuş.

Vezir: – Aman kız, hanım kız! Biz bu gün yanımda biriyle senin yanına gelmiştik. Yanımdaki kişi senle sohbet etmişti. O sohbette konuştuklarınız ne anlama geliyordu? Onları bana bir deyiver. Dile benden ne dilersen.

Kız: – Konuştuklarımızı açıklarım ama her cevap için on altın isterim, demiş. Vezir kabul etmiş. Kız anlatmaya başlamış:

– O amca bana babamı sorduğunda “Azı çok etmeye gitti” demekle; babamın çiftçi olduğunu, tarlaya tohum ekmeye gittiğini anlatmak istedim. Vezir on altını vermiş, kız devam etmiş:

– O amca annemi sorduğunda “Annem biri iki etmeye gitti” demekle; annemin ebe olduğunu, doğum yaptırmaya gittiğini anlatmak istedim. Kız vezirden on altın daha alıp devam etmiş:

– Amca “Eviniz çok güzel ama bacası eğri” demekle; benim güzel olduğumu ama gözlerimin şaşı olduğunu söyledi. Ben de “Bacası eğridir ama dumanı doğru tüter” diyerek; şaşıyım ama gözlerim iyi görür demek istedim.

Vezir kıza on altınını verip hemen atılmış: – Peki ya “Sana bir kaz yollasam yolar mısın?” ne demek?

Kız tebessüm edip açıklamış: – O kaz da sizsiniz, demiş. Bunları öğrenmek için bana onlarca altın verdiniz!”

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Temel bir gün karşıdan karşıya geçmeye çalışırken oradan geçmekte olan bir araç Temel’e çarpar. Arabanın sahibi yalvarmaya başlar.

– Lütfen benden şikâyetçi olmayın size 1000 dolar veririm.

Temel bundan hoşlanır ve derki; – Buradan sık sık geçiyor musunuz?

 

Günün sözü;

Rüzgâra hâkim olamıyorsan yelkenlerini ona göre ayarla. Ve unutma ki hayat karşılaştığın güçlüklerle değil gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir... Anonim...

Yorumlar