20.06.2014, 21:00

Son 30 yılı düşünün. Nereye gidiyoruz?..

Geçtiğimiz yılları bir gözden geçirin...

Özellikle son 30 yılı...

“İnsanların doğallıktan uzaklaştığı son 30 yılı” düşünün...

Bir de hastalıkların artışı üzerine yoğunlaşmanızı isterim...

Bilinçli bir çok kişi ile bu konuyu konuşuyorum...

Fotoğrafın tamamına bakabilen vizyona sahip kişilerle özellikle...
Bizler doğal beslenmeden uzaklaşarak paketlenmiş gıdalara yönelerek, sürekli bizi özendirdikleri markaları benimseyerek bir 30 yılı geride bıraktık...

Sadece tadıyla değil, görsel olarak da beynimize hitap eden gıdalar aslında ‘hastalık’ mı saçıyor?

Bir de kafamızı sürekli kurcalayan soru ise, ‘ilaç sektörü de bu hastalıklara karşı ilaç mı üretmekte’...

Bunlar bizde gizli...

*

Fabrikasyon gıdalar...

Janjanlı içecek ve yiyecekler...

Beynimizi yıkamaya çalışan reklamlar...

Boyalı tatlılar, cipsler...

Dondurmaya benzeyen, ancak dondurma ile alakası olmayan dondurmalar...

Katkılı, koruyuculu gıdalar...

Lezzet vericiler, kıvam artırıcılar...

Dünya küreselleşti, evet doğru...

Ticaretler kolaylaştı, evet doğru...

Ticaret devleri oluştu...

‘Satmak’ ana prensip oldu...

Gidilen yer, büyüme bu mu?

 

*

Bir süre önce köşemde halk dilinde ‘Çin tuzu’ olarak bilinen MSG ‘Mono sodyum glutamat’ hakkında bir yazı hazırlamıştım...

Bu konuyu tekrar gündeme getirme nedenim, sos ve lezzetlendiriciler konusunda dünyanın en büyük gıda şirketleri arasında yer alan Japon şirketinin, bir Türk şirketi ile, 2013 sonunda yüzde 50 ortak olarak Türkiye pazarına girmesi...

Yiyeceklere katılarak tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlayan bu madde gıda üreticilerinin gözdesi...

Özellikle paketlenmiş ürünler kullananlar listesinde en üstte...

‘Cipsler, hazır çorbalar, harçlar, peynirler, konserveler, dondurmalar, et suyu tabletleri, çocuklarımızın tükettikleri pek çok üründe, soslar ve meyveli yoğurtlar’ da başı çekmekte...

Daha sayamayacağım bir çok üründe var...

İthal edilen tüm gıda maddelerinde var...

Geçtiğimiz aylarda bu konu ile olarak şirketin temsilcisi bayan Hiromi Ohama’nın benden randevu isteği oldu...

Karşılıklı mesajlaşmalarımız soru cevap şeklinde saygı çerçevesinde halen devam etmekte...

*

Bayan Hiromi Ohama’dan gelen mesaj özü kısaca şöyle;

“Makalenizde MSG (Çin Tuzu) ile ilgili bilgilerinizi almak ve bu konuda sizi aydınlatmak üzere bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle sizi eleştirmek değildir. MSG ürünü, şirketimiz Ajinomoto tarafından geliştirilmiş ve bütün Ar-Ge çalışmaları yapılarak Japonya Sağlık Bakanlığı ve bilimum uluslararası sağlık test laboratuvarlarının testlerinden geçerek tam not almış bir üründür. İnsan sağlığı üzerinde kesinlikle bir olumsuz etkisi saptanmamıştır.”

*

MSG hakkında ne biliyorum, ne bilmiyorum gibi aşamaları çoktan geçtik...

Ancak, kafamı kurcalayan şey şu;

MSG’nin masumiyeti dillendirilmek isteniyor. Bu konuda karşı olanların nereden, hangi kanaldan veya neden ‘MSG’ye karşı olduğu sorgulanıyor...

MSG’nin masumiyetinin iknası için kaynağın en derinine inilmesi gerektiğini düşünüyorlar...

Kısaca Türkiye pazarı çok karlı bir pazar ve bu pazarda kalıcı olmak onlar için önemli...

*

“Ürettiğiniz sos ve lezzetlendiriciler mutlaka güzeldir...

Bir çok kişi tarafından da güzel nitelendiriliyordur...

Ancak şahsi görüşüm tamamen doğallıktan yana, doğallığı unutalı sanırım çok zaman oldu.

Bu nedenle tüm dünyanın doğallığa dönmesinden yanayım.

Kısaca ben, MSG hakkında olumlu düşüncelere sahip değilim...

Paketlenmiş her türlü gıda ve dışarıdan takviye edilen her türlü katkı maddesine karşıyım...

Tuz bile başlı başına bedene zarar verir. Mono sodyum gulutomat’ın masumiyeti bana göre yok”dur cevabım Ajinomoto şirketine...

MSG konusunda olumsuz düşüncem sadece benim düşüncem değildir. Ortak paydaya dayanıyor. Bir çok doktor görüşüne de.

*

Doğada bulunan ‘umami’ dediğiniz beşinci temel tat zaten var. Mesela ‘domates, et ve peynir’de glutamat maddesi tuzla birleştiğinde daha güçlü bir umami tadı ortaya çıkarır, ki bu da domatese tuz atıldığındaki tat gibidir...

Aslında ‘gerçek tadı’ zaten alıyoruz bunu tuzla çok da fazla ortaya çıkarmanın bir anlamı yok...

Tüm yazılarım sadece sağlık sektörüne yönelik değildir...

İnsana yöneliktir...

Yazılarımı incelerseniz insana dair her bilgiyi paylaştığımı görürsünüz...

Topluma verdiğim tek mesaj var, ‘doğal, güvenli ürünler tercih edilmesi’ gerektiği...

Özellikle ambalajlı, paketlenmiş ürünlerin zararlarının ileride onarılamaz obeziteye yol açtığını düşünüyorum...

Gıda veya sağlık alanı ile ilgili yeni çıkacak bir ürün olması durumunda dikkat edilmesi gereken kriterler bana göre tamamen doğal olmasıdır...

Katkı maddeleri gerçek olan her şeyi değiştiriyor. Doğallığımız özümüzdür unutmamamız gerek...

Ancak unutalı sanırım uzun zaman oldu. Ve gün geçtikçe de kendimize ve doğamıza zarar verdiğimiz aşikar...

*

Unutmamamız gerekir ki; lezzet, kıvam artırıcılar beyinde lezzet noktasını uyarıyor...

Beyin lezzeti algıladığında ise onu bitirme isteği artıyor... Sürekli istek duyuyorsunuz...

İşte dikkat edilmesi gereken nokta da tam bu...

“Çin tuzu” diye bilinen MSG, zararlı bir madde mi diye sorduğumuzda cevap; Nörotoksin olduğudur...

Sinir hücrelerine zarar verdiği, merkezi sinir sistemini tahrip ettiği, alzheimer, parkinson, huntington, sara, böbrek ve karaciğerde hasar yaptığı iddiası oldukça düşündürücüdür..

İnsülini artırdığı, diyabet yaptığı, göz retina tabakası hasarı, yağ birikimi ve obeziteye neden olduğu iddiası düşündürücüdür...

*

Ben yine sorguluyorum...

Kafamdaki soru şu;

“Son zamanlarda diyabet tırmanışta .

Kanser aldı başını gitti...

Kalp hastaları arttı...

Hastaneler tıklım tıklım…

Kimyasal maddeler gırla...

Sonunda olacak ne?”

 

Dip notlar;

 

MSG nedir?
Yiyeceklere katılır ve o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlayan bir madde.
Acı, tatlı, tuzlu, hangi yiyeceğe katılırsa, “lezzetliymiş” hissini beyinde uyandırıyor.

Umami...

Beşinci temel tat...

Yani tatlı, ekşi, bitter (acımtırak/buruk) ve tuzlu ile birlikte beş temel tattan biri.

20. yüzyılın başında Japon bilim adamı ‘İkeda’ tarafından keşfedilmiş,‘glutamat’ maddesi bu tat alımına sebep...

Alında doğal olarak domates, et, peynir ve kuşkonmazda da var...

Bu maddeyi az olarak doğal yollardan da alıyoruz...

Mono sodyum glutamat ise, bir “yiyecek katkı maddesi”…
Aslında bir zehir diye tanımlayanlar da var...

 

Fıkra;


Temel ile İdris, evde oturmuşlar sohbet ediyorlarmış.
Temel sormuş,
-"Ula Idrus, erkek erkeğe yenen yemeğe ne denur?"
İdris,
-"Ne bilecegum pen?" deyince,
Temel,
-"Ula niye pilmiyesun menemen denur da!"

Günün sözü;

Bozulan dostluktan sonraki nefret, meyvelerin en öldürücüsüdür.
G.E.Lessing...

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@