Gamze Cantürk'ün 5 Ağustos 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

“Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar. Bana biraz bahar gerekiyor. Çok üşüdüm.” Maksim Gorki

Annemin evine daha gelmeden, kilometreler kala başlamıştı o değişik his,

hasretle, hüzün, coşkuyla mutluluk. Tarif edemediğim bir duygu şöleni içimde…

Hasretimin nedeni çocukluğuma duyduğum özlemdi. Coşkumun nedeni ise yaz tatillerinde, ailemle ve arkadaşlarımla umarsız, mutlu saatler geçirdiğim  yazlığımıza, seneler sonra kalmak üzere gelmiş olmamdı. Hüzün duydum bir an, o yıllar gelmeyecekti çünkü.

Düştüğüm dizlerimi yara içinde bıraktığım kaldırımlar, oynarken arkasına saklandığım ağaçlar, yeşillikler, sallandığımız salıncaklar bile değişmiş. Yine de beni tanıyorlar, sanki el sallıyorlar…

Evin içine girdiğimde o yılların kokusunu duyuyorum. Özlemim daha da artıyor. Böğüre böğüre ağlamak istiyorum ama annem panik atak geçirmesin diye kendimi zor tutuyorum. Eşyalar aynı, koku aynı, evin manzarası yine muhteşem ama “hoş geldin kızım!” diyen babam yok!

Annemse zar zor yürüyerek kucaklıyor beni. “Sakın ağlama” diyorum kendime. “Ağlayarak anneni üzme”.

Biz büyüdükçe kendi hayatlarımızı kurup dünyalarımızı keşfetmeye başladıkça ebeveynlerimizin evine, büyüdüğümüz yerlere, daha az uğrar olduk elbette. Hayat koşuşturmacası, dertlerimiz, uğraşlarımız baba evini ihmal ettirir ama hiç bir yaşam kavgası unutturamaz çocukluğumuzu bize…

Evdeki eşyalar, hatıraları anımsatır durdukça yerlerinde.

Bir kaç tanıdık yüz görüyorum yürüyüşe çıktığımda… Ayşe’nin annesi, Ali’nin teyzesi kendileri tabii ki yok. Önce tanımıyorlar beni. Ben onları görünce sarılmak, ağlamak ve anlatmak istiyorum yaşadıklarımı. Çocukluğumu biliyorlar ya bilmeleri hakkı diye düşünüyorum. Oysa umurlarında olmaz! Olsun! Ben sevmişim çaktırmadan, zamanında benimsemişim. O an orada oldukları için çok mutluyum. Önemli olduklarını bilsinler istiyorum.

Yapmıyorum tabii ki! “Hala deli, büyümedi gitti” dememeleri için. Sevmeleri için beni…

Oysa koşulsuz, seven bir tek ailemiz bizi. Neden başkalarına sevdirmeye çalışıyoruz ki kendimizi? Bir de kendini seveceksin, tanıyacaksın onu. Bu yaşa geldik öğrenemedik bir türlü, değil mi?

Anne, baba evi;

Koşullar ne olursa olsun, imkan yaratan, kötülüklerden kaçıp saklandığımız, içimizdeki huzurun başkenti. Büyüdükçe de hüznün…

İlk gelişimde canım acıyor, alışıyorum sonraki günlerde.

Alıştıkça acıtmıyor yaralar, kabuk bağlıyor sadece…

Voltaire’nin bir sözüne rastlıyorum sonra. Ünlü yazar kulağıma sanki fısıldıyor o;

“Dünyayı tüm aradıktan sonra, mutluluğun kendi öz yuvanda olduğunu öğreneceksin”.