03.09.2017, 09:54

Sorgulayın…

Her şeyi, her inancı ve düşünceyi sorguluyorum.

Her tür düşünsel açılımı sorguluyorum

Ya siz?

Derinliği, her yüzeysel fikri ve her tartışmanın çıkış yerini düşünüyor musunuz?

Sürekli neler yaşandığını sorguluyor musunuz?

Neden yaşandığını?

Tüm oluşumların ana sebebini. Düşünüp sorgulayıp, cevap bulabiliyor musunuz?

*

Sorgulayın.

Derinlemesine, en içine, köşesine kadar sorgulayın.

Çevrenizi, kendinizi, inancınızı, bağlılıklarınızı, sevginizi.

Çünkü her bir sorgu sizi mutlaka bir gün gerçeklere götürür.

Gerçek yaşama, duyuma götürür.

Öze götürür.

*

Sorgulayın…

Tartışın ve hangi yapıda olursa olsun dikkatli sorgulayın.

Tarihin her döneminde yaşananları düşünün.

Beyinlerinizi acımasız önyargı ile değil, gerçeklerle süsleyin.

Suçlamaları bir kenara atarak düşünün ve o şekilde karar verin.

*

Bu anlamsız kutuplaşmaların derinine inin.

Alkışlayanları görün, alkışlamayanları.

Her toplantıda ki söylemlere göz atın.

İstekleri görün, isteksizlikleri görün.

Yapılanları ve yapılacakları, yapılmak istenen düşünceleri görün.

*

Barış mı sizi çeker, düşmanlık mı?

Bunu hissedin.

Kavga mı ilginizi çekiyor, sevgi mi?

Onu bulmaya çalışın.

Ruhunuza inin.

Bakın bakalım orada neler bulabileceksiniz?

*

 

Aslında siz hangi kişisiniz?

Düşünceniz ve amacınız ne?

Bu amaçları keşfettikten sonra onların size yön gösterici olacaklarını bilin.

Yoksa dışarıdan sizi etkilemeye çalışanlar değil.

Her zaman her yerde sorguladığınızda göreceksiniz ki, vicdanınızdır yanı başınızda olan.

İşte bu nedenle sorgulayın.

Yeri geldiğinde kendinizi bile.

Hatta özellikle kendinizi didik didik edin.

Kendinizi hesaba çektiğinizde neler bulacaksınız neler?

 

*

Saklanan her gerçek gün yüzüne çıkar bir gün.

Ve kendinizle yüzleştiğinizde de acı gerçekler bir tokat gibi yüzünüze vurulur.

Adı üstünde acıdır.

Ancak acı ile bütünleştiğinizde kendinizi çıplak ve yalın bulursunuz.

*

İnsanoğlu olarak ‘neden’lerimiz çok bizim.

‘Niçinler’ imiz de.

Ancak yanımızda olan merhametimiz, vicdanımız.

Yanı başımızda olan sevgimiz, güzel hislerimiz.

Gerisi an be an yaşanır ve insanı terk eder gider.

Ancak tüm olumsuzluklar bizi yıpratarak terk etmeden önce biz onları terk etmeliyiz.

Terk etmenin yolu ilk önce sorgulamaktan geçer.

*

Ülkemiz de an be an yaşananlar üzmekten ve küsmekten öteye geçirsin ki sizi, o ötelerde gerçekleri görebilelim.

İşte bu nedenle, her bir şeyi ince ince süzgeçten geçirdiğinizde süzülmüş olanlar gün yüzüne çıkar.

Hem kendinizde hem de çevrenizde, devletinizde, hem de toplumun en derininde.

İşte bu nedenle sorgulama süzgeci en ideal süzgeçtir.

Dip notlar;

Barış günü…

Cuma günü ‘1 Eylül Barış Günü’ydü…

Her yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Uluslararası Barış Günü değil. O gün 21 Eylül günü. O her yıl Birleşmiş Milletler Merkezi’nde çalınan “Barış Çanı maalesef ‘1 Eylül’de çalınmıyor.

Aman karıştırmayalım da.

Peki, bu 1 Eylül hangi dünyanın "Barış Günü" acaba? Diyebilirsiniz.

Açıklayalım. Zamanında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler, Nazilerin 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek İkinci Dünya Savaşı’nı başlattığı tarih olan 20. yüzyılın 1 Eylül’ü tarihini “Dünya Barış Günü” olarak ilan etti. Çünkü tarihin en kanlı savaşıydı.

Gün geldi zaman geldi devran döndü SSCB ve Varşova Paktı dağıldı.

"Dünya Barış Konseyi"nin kabul ettiği 1 Eylül Dünya Barış Günü ortada kaldı. Fakat bakın görün ki, biz sahiplendik. Sadece Türkiye ve KKTC kutluyor tüm dünyada.

Bu günde, devlet ve hükümet başkanları demeçler vermiyor.

Barış girişimi sözcüleri yok.

İnsan hakları kuruluşları yok.

BBC, CNN vs vs yok.

Alâ da. "Dünya" ve "barış" kelimeleri yan yana ama dünya da çıt yok.

Sadece biz kutluyoruz.

Neden? Çünkü "Uluslararası Barış Günü 21 Eylül de ondan.

BM’nin dayattığı günü kutlayanlar da zamanın 1 Eylül iştirakçileri.

1966'da çekilen Çin ve diğerleri Küba, Rusya nerede?

İlla da BM’nin dayattığı günler var, var da dostluk ve barış rafta.

 

Birleşelim…

Çağlara göre isimler ve renkler değişir, ancak savaşanlar değişmez.

Savaşçı ideolojisi değişmez. Oyuncaklar değişmez.

Savaştan nefret ediyorum. Halkların direniş hakkını tabi ki kabul ediyorum, ancak ‘savaşçı moda’ bizim gibilerin ruhunda yok.

O nedenle insanlığın temiz hava, barış fikirleri ve güzelliklere ihtiyacı var. Bu birleşme 1 Eylül’de hem barış günü ile, hem İslam âleminin kurban bayramı ile her ne kadar tezat görünse de buluştu.

Bu buluşma bize bir kez daha ayrışmamayı anımsattı.

Ancak barış istemi hep havada. Hoşgörü ayrışmamayı hatırlatsa da, diğer bayramlara göre bu bayram daha da buruğuz.

Çünkü aradan geçen yıllar zarfında mağduriyetler iyice katlanıp arttı.

Zulümler arttı.

Savaşlar arttı.

Günümüzde ne yazık ki, yanlışlara karşı çıkılamıyor ve doğrular söylenemiyor.

Teknoloji gelişti, bilgi gani gani.

İnsanlar için barışın önemi daha da büyürken, barış yok oldu.

Tüm dünyada şiddet var, terör var.

İsteğimiz ırk, dil, din, kültür farkı gözetmeksizin sürdürülebilir barış ortamının sağlanması ama yok…

İsteğimiz özgürlükçü demokrasi, ama yok…

İsteğimiz bireylerin hak ve hürriyetlerinin evrensel çapta değer bulması, ama yok…

Nasıl kutlayalım bir bayramı söyler misiniz?

O nedenle barış günü ve kurban bayramı tezat gibi dursa da birbirine ardında gizlenen yüce düşünce birleşmedir.

Birleşelim…

Umarım ipin ucu kaçmamıştır…

Malum bayram. "Bayramda et ve tatlı tüketiminin azı karar çoğu zarar" diyoruz ve aşırılık konusunda titiz davranıyoruz değil mi?

Aksi halde birçok ciddi sağlık sorununun ortaya çıkabileceğini unutmayalım lütfen.

Ülke olarak şeker, çikolata, tatlı ve unlu mamuller bizim için ayrı bir yerde ancak bunlara birde hayvansal kaynaklı proteinler, doymuş yağ eklenince hepsi bir arada kokteyl gibi karşılıyorlar bizi.

O nedenle barışla dolu, sağlıkla ağzımızın tadında geçen bayram dileklerimle.

Mutlu kalın…

Fıkra;

Temel fırına girmiş ve demiş ki :
– Ula oradan bağa 99 ekmek verun pakayum.

Fırıncı şaşırıp sormuş:
– Ula 100 alsan daha kolay değul mu? Temel cevap vermiş:
– O kadar ekmeğu kim yiyecek daa :)

Günün sözü;

“Yurtta barış, dünyada barış” Atatürk…

 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@