Sorunlarla mücadele için daha çok gülün!

Bugün 'gülmek' için en uygun zaman

Yerel 01.10.2021 - 17:09 01.10.2021 - 17:14

Yaklaşık iki yıldır devam eden pandemi koşulları ve ekonomik sıkıntılar gibi birçok olumsuz etkiyle mücadele etmenin en iyi yolu gülerek moral kazanmak. 1 Ekim Dünya Gülme Günü yani bugün 'gülmek' için en uygun zaman

CELAL EMRE ÜNAL / YENİGÜN - Kendimizi iyi hissetmek ve çevremizdekilerin de bundan faydalanarak iyi olmalarını sağlamak istiyorsak, iletişimsel, psikolojik ve sağlık açısından gülmeye ve güldürmeye hayatlarımızda daha fazla yer ayırmalıyız. Kovid-19 salgın hastalığının hayatlarımızda yarattığı maddi manevi bütün olumsuzluklara rağmen ne kadar gülebildiğimizi, gülmemizin bize ve sağlığımıza kattığı etkileri 1 Ekim ‘Dünya Gülme Günü’nde Uzm. Pskilog Işıl Bektaş, Ege Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Müjde Ker Dincer ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nimet Önür bizler için değerlendirdi.

“GÜLMEK BULAŞICIDIR”

Yaklaşık iki yıldır devam eden pandemi koşullarının insanlar üzerinde ciddi bir psikolojik yükü olduğunu ifade eden Uzm. Psikolog Işıl Bektaş, “Süreç uzadıkça psikolojik sorun yaşama riski de artıyor. Ülkemizde ve dünyada Kovid-19 salgının etkisinden kaynaklı olarak alınan pandemi tedbirleri, ekonomik durum, borçlar, sosyal mesafe, sosyal hayattan uzaklaşmak, genel mutsuzluk, gelecek kaygısı, anksiyete, depresyon, hayattan keyif alamama, yaşamı sürdürme motivasyonunun azalması gibi olumsuz etkenleri göz önünde bulunduracak olursak, insanların neşeli olmak için çok fazla sebepleri yok. Ancak gülmek, neşeli bir ruh halini yansıtır. Gülmek aslında bulaşıcı bir davranıştır. Örneğin bir otobüste birisi güldüğü zaman insanların yüzlerinde tebessüm oluşur” dedi.

Bir şeye gülmenin öfke duygusunu ortadan kaldırdığını söyleyen Uzm. Psikolog Bektaş, Gülünen bir ortamda insanların kendilerini daha rahat hissettiklerini ve bunun da iletişimlerine olumlu yansıdığının altını çizdi. Uzm. Psikolog Bektaş, “Gülmek, olaylara daha iyimser yaklaşmamızı sağlar ve kaygıyı azaltır. Gülerken endorfin hormonu salgılarız. Dolayısıyla gülmek ve mutluluk hissetme durumu birbirini tetikler. Güldükçe mutlu oluruz ve mutlu oldukça daha çok güleriz. Beynin çok daha yaratıcı olmasını sağlıyor ve sanatsal üretimi destekliyor” diye belirtti.

“İYİLEŞMESİYİ HIZLANDIRIYOR”

Gülmenin insanda psikolojik açıdan rahatlama ve sağlığımıza olumlu faydaları olacağının altını çizen Uzm. Psikolog Bektaş, “Gülmenin en büyük faydalarından biri gerginliği azaltmasıdır. Yapılan araştırmaların sonunda elde edilen bulgulara göre, kalp hastalıkları riskini büyük oranda azaltıyor. Stres hormonlarının oranını azaltan gülmek, en doğal sakinleştiricilerden biridir. Sadece yüzümüzdeki değil karnımızdaki kaslar da çalışır. Kaslar çalıştıkça gevşer ve insana rahatlık verir. Hangi hastalık olursa olsun gülmek, iyileşme sürecini hızlandırıyor. Özellikle kahkaha atmak, bağışıklık sisteminin çok daha güçlü olmasını sağlıyor aynı zamanda gençleştirici etkisi oldukça fazladır” diye konuştu.

***

Kadınlar erkeklerden daha fazla gülüyor”

Ege Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Müjde Ker Dincer ise “Günlük hayatımız içinden geçtiğimiz pandemi döneminde oldukça değişti. Eskiden yakındığımız sosyal etkileşimli yoğun koşuşturmalar, birden bilgisayar ortamının mekanik ortamında gerçekleşmeye başladı. Bu durum karşısında kendimizi bilgisayar başında insan ilişkilerinin içtenliğini yansıtmakta zorlanır bir halde bulduk. Her ne kadar zaman zaman toplantılarımızı yüz yüze gelinebilecek bilgisayar uygulamaları aracılığıyla yürütsek de yine de birbirimize yakın oturmanın, dokunmanın, içten bir gülümsemenin yarattığı sıcak ortamı yakalayamadık. Ben bir iletişimci olarak böyle ortamlarda özellikle gülümsemenin eksikliğini hisseder oldum” dedi.

Prof. Dr. Dincer, şunları ekledi, “İletişim açısından yapılan araştırmalar bireylerin sosyal ortamlarda yalnız oldukları zamana kıyasla gülmeye 30 kat daha yatkın olduklarını göstermektedir. Yine bulgulara göre kadınlar, erkeklere oranla yüzde 26 daha fazla gülümseme eğilimindedirler. Çünkü kadınlar endorfin salgısındaki artış sayesinde güldükleri zaman kendilerini çok daha iyi hissederler. Bunun önemini bilen erkekler de genelde güldürme eğilimindedirler.”

“YÜREKTEN GELMELİDİR”

“Gülümseme dostluk demektir ve yeni dostluklar doğurabilir” diyen Prof. Dr. Dincer, “Bir gülümseme ne kadar yumuşak, ne kadar gerilimden uzaklaşmışsa, ardında bulunan duygu da o kadar sahici olur. Diğer beden dili dışavurum tarzlarında olduğu gibi, gülümsemede de doğallık tercih edilir. Önceden provası yapılarak hazırlanmış her davranış göstergesi yapmacıktır ve iyi bir gözlemci tarafından kolayca anlaşılır. Sadece yüzün alt bölümü olan dudaklarda harekete yol açan bir gülümseme mecburiyet ve sahtelik içerir. Oysa dudak ve göz kenarlarında çizgiler oluşturan bir gülümseme bizim içtenliğimizin, hoşnutluğumuzun içimizden dışımıza taşan bir göstergesidir. Bu noktada uyarımızı yaparsak; gülümseme yürekten gelmelidir, akıldan değil” diye söyledi.

***

Gülen bir toplum için güven olmalı”

Gülen bir toplumdan ziyade çoğunluğun güler yüzlü olduğu bir toplumun oluşabilmesinin mümkün olduğunu ifade eden Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nimet Önür, “Mutlu toplum yaratılması çok zor. Kovid-19 virüsünün ortaya çıkmasından sonra toplumsal farklılıkların ve sosyal sınıfların daha da derinleştiği bir toplumda ancak insanları mutlu etmeden güldürmek mümkündür. Gerçekten toplumun gülebilmesi için, insanların özgür, eşit, asgari geçim refahının yüksek olduğu ve özellikle altını çizmeliyim, güvenin oluştuğu durumlarda gülen toplum yaratılabilir. Böyle bir toplum tarihin hiçbir döneminde var olmadı. Çünkü her toplumda sadece mutlu azınlık güler yüzlere sahip olabildi” diye konuştu.

Yorumlar