Modern çağın en önemli kurumların biri Sosyal Güvelik kurumlarıdır. Her ülkede ve her sistemde farklılıklar gösterse de sosyal güvenlik modern toplumların vazgeçilmez kurumlarındandır.

Ülkemizde Sosyal Güvelik Osmanlı Devletinde başlarda vakıflar (Dar-ül Aceze ve Dar-ül Şafaka vb) eliyle var olmuştur. Tanzimat sonrasında işçi sınıfının gelişmeye başlaması ile genellikle kamu kurumlarında çalışanların dayanışması amacı ile yardım sandığı adı altında sandıklar kurulmaya başlamıştır. Örneğin Askeri Tekaüt sandığı 1866 – Sivil Memurlar Emekli Sandığı 1881 – Askeri ve Mülki Tekaüt Sandığı 1909.

Modern dünya da ise sosyal güvenlik sanayi devrimi sonrasında insanların zor durumlara düşmeleri durumunda yardım edebilmek amacı ile önceleri gönüllü kuruluşlar eli ile yürütülmüştür. 1850-1880 arası. 1880- 1945 arası sosyal güvenlik çalışanların zorunlu katkı sunması oluşturulmuştur. Daha sonraları da bunlar kamu finansman destekli olarak kurulmaya başlamıştır. 1945-1975 arası. 1975 sonrası ise özellikle nüfusun yaşlanmaya başlamasın ve sosyal güvenliğin politika amaçlar doğrultusunda kullanılmaya başlaması ile çalışanların katkısı kadar bazen de daha fazla devlet katkısı ile yürütülebilir durumdadır.

Ülkemizde modern anlamda Sosyal Güvenlik Kurumu 1946 yılında işçi sigortaları kurumu ile kurulmuştur. İlk başta iş kazaları ve meslek hastalıklarını kapsamında bulundursa da daha sonra malullük ve ölüm de bu kurum kapsamına alınmıştır. Bu kurum 1965’de SSK adını almıştır. 1950 yılında devlet memurları için Emekli Sandığı 1971’de de kendi nam ve hesabına çalışanlar için Bağ-Kur kurulmuştur. 2006 yılında devlet gözetiminde olan bu üç kurum birleştirilerek SGK adını almıştır. O tarihten beri Sosyal güvenlik hizmetleri tek çatı altından yürütülmektedir.

Sosyal güvenlik kurumu genelde yaşlılık malullük ve iş kazaları ile ilgili durumları kapsarken Genel Sağlık Sigortası ile bütün vatandaşlarımız sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmıştır. Bu sayede bütün vatandaşlarımız bu hizmetten belli şartlar dahilinde sosyal güvenlikten yararlanır duruma gelmiştir.

Ülkemizde; Sosyal Güvenliğin eksik kalan ayağı işsizlik sigortası da 1946 yılında kurulan iş ve işçi bulma kurumunun dönüştürülmesi ile 2002 yılından itibaren ülkemizde hayat bulmuştur.

Bu gün ülkemizde; gerek genel sağlık sigortası gerekse malullük yaşlılık vb durumlar ile gelir elde edemeyecek durumda olan bireylere yardım eden bir kurum vardır. Kurumun sağladığı imkanlar çok iyi olmasa da insanların belli şartlarda hayatlarını sürdürmelerine imkan vermektedir. Yanlış ekonomi politikaları sebebi ile kurum kaynaklarının doğru değerlendirememesi ve siyasal amaçlar ile emeklilik şartlarının değişmesi kurumun üstündeki ekonomik yükü artırmış ve devlet katkısı olmadan kurum yaşayamaz duruma gelmiştir.

Vatandaşlar olarak bizler bu kurumun sunduğu imkanlar ile sağlıklı ve çalışıyor iken ödediğimiz primler ile; işsiz kaldığımızda on aya kadar, malullük veya iş kazası durumunda bu durum geçene kadar, yaşlılığımızda ise ömrümüz boyunca bakıma muhtaç olan ve bakmakla yükümlü olduğumuz kişi bulunması durumunda yaşamı süresince belirlenen koşullarda yardımda bulunmaktadır. Sigortalı olup da vefat eden kişinin okuyan çocuğu bulunması durumunda okul hayatı boyunca kız çocuğu ise yaşadığı sürece kurumca yasal güvence altındadır.

Bugün gerek ülkemizde gerekse dünyada sosyal güvenlik sosyal devletin vazgeçilmez bir parçası olarak hayatımızdaki en önemli kurumlardan biri konumundadır.