04.01.2021, 05:31

Soyer’in mektuptan haberi var mıydı?

Soyer’in mektuptan haberi var mıydı?

Yerel seçimin ardından başkan olan CHP’li Burak Oğuz’un FETÖ/PDY soruşturmasında görevinden alınmasıyla başlayan Urla’daki fırtınalı hava devam ediyor. İlçe Kaymakamı Önder Can’ın “kayyum” sıfatlı belediye başkan vekilliği de gidince Urla’nın üzerindeki karabulutlar bir türlü dağılmadı. Daha önce enginarı, kıyıları, doğası ve film yıldızlarına ev sahipliği yapan taş evleriyle tanınan Urla, uzun süredir baş ağrıtan mevzularla gündemde. Geçtiğimiz günlerde arazisine akaryakıt istasyonu yapmak isteyen Arif Akdemir isimli bir vatandaş talebinin karşılanması karşılığında kendisinden bir şeyler talep edildiğini iddia ederek sağa sola mektup yazdı. Üzerine bir de mektupta adını vermeden sıfatlarını tarif ettiği isimlerle hiç tanışıklığı olmadığını söyleyerek. Doğanın kanunlarına ters olan bir durum karşısında herkes arazi sahibiyle kimlerin görüşmüş olabileceği konusunda toto loto oynar hale bile geldi. İşin dikkat çeken yanı ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin meclis toplantısında AK Partili meclis üyelerinin mektupla ilgili “bana gelmedi” dedikten sonra mektubu elden doğrudan Başkan Tunç Soyer’e vermeleriydi. Soyer’in tam da bu olaydan birkaç gün önce tüm meclis üyelerine “belediye ile ticaret yapmanız yasal olarak mümkün değildir” maili göndermiş olması da olayın büyümesinde tuz-biber oldu. Peki gerçekten mektup Soyer’e gelmemiş, hiç haberi olmamış mıydı? Yaptığım araştırmalara göre; arazi sahibi vatandaş Akdemir’in avukatı Urla Belediyesi Meclis Üyesi Şebnem İştar Özdemir.  Vatandaş tarafından söz konusu mektup yazılmadan önce Özdemir’in Başkan Soyer’e yakın olduğu bilinen Büyükşehir Meclis Üyesi Seda Öztüre’ye bilgi verdiği, durumu anlattığı iddiaları var. Öztüre’nin ise konuyu önce Başkanvekili Mustafa Özuslu ile paylaştığı sonrasında ise Soyer’e ilettiği dile getiriliyor. Hiç tanışmadığı kişiler hakkında ithamlarda bulunan vatandaş Akdemir’in avukatlığını yapan meclis üyesinin ise bu kadar çaba içindeyken partisinin ilçe başkanı ve meclis üyesi arkadaşına hiçbir şekilde bilgi vermemesi de işin dikkat çeken önemli bir boyutu. Durum böyle olunca Ali Cengiz Oyununa dönen Urla vakasında anlaşılıyor ki taraflar “ihale kimde kalırsa kalsın” mantığı ile hareket etmiş.  Meclis Üyesi Özdemir’in, durumun Başkan Soyer’e iletilip iletilmediğine yönelik Meclis Üyesi Öztüre’ye gönderdiği cep telefonu mesajları konuşuluyor. Tüm bu gelişmelerin ardından ortaya çıkan mektup tartışmasının başlamadan önceki yolculuğu epeyce sancılı geçmişe benziyor. İsimler ve taraflar sakin kafayla değerlendirildiğinde “mektuptan haberim yoktu, bana gelmedi” diyen Başkan Soyer’in beyanlarını doğru kabul etmekten başka kim ne yapabilir ki? Takdir elbette kamuoyunun ama bu tartışmalar bence şahıslardan önce kurumsal kimliğe de zarar veriyor.

 

VATANDAŞIN YENİ PARTİLERDEN BEKLENTİSİ

Şu sıralar anket şirketleri arasında önemli bir rekabet var. Kim hangi sorucu açıklasa siyasi bir tartışma konusu oluyor. Partilerden liderlere, milletvekillerinden belediye başkanlarına kadar bir dizi sonuç zirvede görüneni mutlu ederken sıralamaya giremeyenleri ise üzüyor.  Erken genel seçim tahminleri ve çağrılarının yapıldığı bu dönemde bir yandan parti kurulumları da sürüyor. Türkiye’de son bir yılda 23 yeni partinin kurulduğunu sadece 2020 yılında 5 partinin yola çıktığını düşünürsek gerçekten de seçmenin başını döndürecek gelişmeler yaşanıyor. Anketlerde yüzde 2-5 arasında görünen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi ile eski Bakan Ali Babacan’ın liderliğindeki DEVA Partisi’nin ülke genelindeki teşkilatlanma çalışmaları ise devam ediyor.  Memleket Hareketi isimli yapılanmayı partiye dönüştürme kararı alan Muharrem İnce ve bir dönem Türkiye Değişim Hareketi’yle sahada performans sergileyen Mustafa Sarıgül’ün partisinin ne yapacağı ise yine kamuoyu araştırmacılarının önemli bir gündem maddesi.  Vatandaşın derdi ise geçim, ekmek, iş-aştan başta bir şey değil. Kurulan partilerin yapılanmasına baktığınızda yönetimlerde yer alanların kendilerine bir portföy oluşturma gayreti içinde olduğunu görüyoruz.  Partilere gidip üye olanlar ise “acaba iyi bir iş sahibi olabilir miyim” diye düşünüyor.  Salgın ile birlikte iyice daralan ekonomiden etkilenen vatandaş yeni partileri bir çıkış yolu olarak görüyor. İl başkanları ve parti yöneticilerinin randevularının önemli bir kısmını iş isteyenler oluşturuyor. Romalı Devlet Adamı Marcus Tullius Cicero şöyle diyor: Bir yerde yaşam varsa, orada umut da vardır.

 

SAHTE İÇKİNİN KAYNAĞI YURT DIŞI

Türkiye genelinde 100’ün üzerinde kişi ölünce sürekli gündemde olan sahte alkol ile ilgili devletin yetkili kurumları önlem alma gereği duydu. Denetimi tam koordinasyon halinde yapılamayan alkolün kaynağının yurt dışı olduğu da tespit edildi. Çeşitli yollardan ülkeye giren etil alkol,  yasak olan metil alkol ile karıştırılarak doğrudan ölümlere sebebiyet verebiliyor.  Bilmeyenlere anlatalım; metil alkol odun ispirtosu olarak bilinir. Odun talaşının damıtılması yoluyla elde edildiği gibi, düşük basınç altında doğal gazda da elde edilir. Sanayide ve denizcilikte çözücülerde kullanılır. Boya çıkarıcılarda, antifrizlerde ve cam temizleme sıvılarının yapısında yer alır. Ayrıca içten yanmalı motorların yakıtlarında katkı maddesi olarak kullanılır. Tıpkı silah tüccarları, uyuşturucu kaçakçıları gibi bunun da çok önemli bir pazarı var. Tabi ki pazarlarda önemli bir rant savaşı da yaşanmıyor değil. Bu yüzden tedarik zincirinde birbirlerini sabote etmeye çalışan baronların metil alkole etil alkol karıştırdıkları kayıtlara geçmiş durumda. Elbette insanları buna sevk eden önemli veriler var. O da Türkiye gibi vergi gelirleriyle ayakta duran bir ülkede alkolden alınan vergilerdeki yükseklik. Bu durum kaçak yollardan içki teminine yönlendirme yapıyor.  Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre 2019 yılında 796 bin 320 litre ve 422 bin 741 şişe, 2020 yılının ilk 10 ayı itibariyle 642 bin 409 litre ve 219 bin 892 şişe kaçak ve sahte alkollü içki ele geçirilmiş. Yine Jandarma Genel Komutanlığı’nın kayıtlarında ise önemli tespitler var. Buna göre; 2019 yılının son 9 ayında toplam 1 milyon 422 bin 291 litre kaçak alkollü içki ele geçirilirken, 2020 yılının ilk 9 ayında toplam 248 bin 729 litre kaçak alkollü içki ele geçirilmiş. Yapılan tespitlere göre yurt dışından kitlerle getirilen sahte alkole çeşitli aromalar karıştırılarak yeni üretimler yapıldığı bir gerçek. Vatandaşın yapması gereken ise gayet basit. Her ne sebeple olursa olsun sahte ürün temin etmemek. Çünkü sağlıktan öte bir şey yok. 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@