STK’ların kanatsız meleği: Tuğçe Gülcüler Öktem

Peyvend ile İş Dünyası'nın bu haftaki konuğu Gülcüler Sigorta Yönetim Kurulu Üyesi Tuğçe Gülcüler Öktem oldu. Öktem: “İletişimle başlayıp bilgi ve güvenle ve tabii teknikle büyümeyi hedefliyorum” dedi.

Güncel 23.08.2021 - 07:00 23.08.2021 - 07:01

Peyvend ÖKSÜZ/YENİGÜN - Gülcüler Sigorta Yönetim Kurulu Üyesi Tuğçe Gülcüler Öktem, eğitim hayatından iş hayatına kadar hakkında merak edilenleri anlattı. “Üreten kadın her zaman ışıldar, bire bin katar” diyen Öktem, sürekli çalışarak dinamik yaşamayı sevdiğini ifade etti. Öktem, aynı zamanda üye olduğu STK'lar hakkında bilgi vererek, STK'larda yaşanan sorunlardan da bahsetti.

Tuğçe Hanım ilk olarak biraz kendinizden bahseder misiniz?


1989 yılında Bursa'da doğdum. Annem emekli kimya öğretmeni, babam emekli subay. Benden üç yaş küçük bir kız kardeşim var.  Mutlu bir çocukluk geçirdim. Annem yerinde duramayan bir kadın. Bu özelliğininde bana genetik olarak geçtiğini düşünüyorum. Annemin ev içinde her zaman hep bir girişim hikayesi vardı aslında. Annem zaman zaman subay eşlerine bazı illerden getirdiği tekstil ürünlerini satardı. Babam emekli olduktan sonra Gülcüler Sigorta’yı kurmaya karar verdi. İlk geldiğimizde 98 yılında buradaki okula gelme askeri hayat gibi değil dışarıdaki özel hayat ve okullar. Sonra annem de emekli olup babama katıldı sigortaya. Sonra erkek kardeşim doğdu. Onun doğmasıyla birlikte aileye yeni bir enerji geldi. Herkes daha aktif ve motive bir şekilde çalışmaya başladı. Aile olarak birbirine çok bağlı bir aileyiz, dışarıda okuduktan sonra tekrar İzmir’e dönme isteğim de bu yüzden. Annem çok enerjik ve evde temizlik yaparken bile çok keyifli bir kadındır. Dolayısıyla şartlara ve bulunduğu yerin konumuna bakmaksızın en mutlu hayatı bize yaşattı. Mesela annemle babamın ortak noktası bence sevgi ve ilişkiyi devam ettirme istekleri diye düşünüyorum. Çünkü annem o kadar hareketli ve enerjikken babam çok kontrolcüydü. Annem ve babam bize de her konuda iyi örnek oluyorlar.  


14 ACENTA 30 BİN MÜŞTERİ


İş hayatın sigorta şirketi ile başladı, biraz bahseder misiniz?


Babam Malatya’da bir tanıdığı sayesinde hiç bilmediği bir işi; sigortacılığı öğrendi. Ufak ufak 98 yılından beri büyümeye devam ediyor. 13 yetkili şirketin acentasıyız. 14 acentamız var. Tamamen 30.000’e yakın müşterimiz var. Biz perakende bir sigorta acentasıyız aslında. İletişimle başlayıp bilgi ve güvenle ve tabii teknikle büyümeye devam ediyor.


ODTÜ'NÜN MUHTARI DERLERDİ BANA


Okul hayatınızdan da biraz bahseder misin?


İlkokula Malatya’da başladık. Sonra Erzincan’a geçtik. Arkadaşlarımdan ayrıldım diye psikolojim bozulmadı değil. Erzincan’dan İzmir’e geldik. Bornova Anadolu Lisesi Almanca bölümü mezunuyum. Sonrasında ODTÜ Kimya Mühendisliğinde okudum. Sonra İzmir’e döndüm. ODTÜ’de okurken beni işletme fakültesinde okuyorum zannediyorlardı. Çünkü marka elçiliği, garsonluk, ODTÜ’nün muhtarı derlerdi bana. Yaptığımız işten kaynaklı sonra İş Güvenliği Uzmanı oldum. Şu an sağlık sigortalarının yöneticisi olarak devam ediyorum. Tabi bunlar olurken de hep yeni bir şeylerin arayışı Kubik Cafe, Koza Working Space ve Modda Sanat da sonra geliyor. 


KUBİK MARKET KADINLARA DESTEK


Birazcık Kubik’ten bahsetmek istiyorum. Bizim seninle tanışma hikayemiz Tedx’lerde Kubik’e ait markanın kurabiye, kek ve kahvelerinin ikramını yaparken başladı. Çok önemli bir markada kendi markanın tanıtımını yapmak da çok önemli. Kadın girişimcilerin yaptıkları ürünleri sattın. Biraz okuyucularımıza da bahseder misiniz?


Kubik biraz ihtiyaçtan doğdu, ailede ben ve eşim çok hızlı yaşarken yediğimiz gıdalara da dikkat etmek istediğimiz için bu marka kuruldu. Senin bahsettiğin kahve, çay vardı onu markete dönüştürdük. Pandemi döneminde online olan her şeye ihtiyaç vardı çünkü. Kubik Market’te kadın üreticilerin olduğu iyi ürünleri bulup satıyoruz. 


Peki neden ismi Kubik Market? 


Birazcık mühendislikten de geliyor herhalde. Rubik Küpten geliyor, her tarafı rengarenk ve zeka açan bir küp bu biliyorsun. Kübik Cafe’nin her yüzü ayrı bir mesaj veriyor. Çünkü baktığında Peyvend Hanım her gıdayı burada satabiliyorum ben, glütensizi, yulaflısı, vejeteryanı gibi gibi. Tamamen dijitale dönüştürdük Kubik’i. Online kitap kulübü kurduk. Sağlık sohbetleri yapıyoruz. İyi hayat tarafını besleyecek etkinlikler yapıyoruz. Gıdalarımızın çeşitliliğini artırdık.


ETKİNLİKLER OLMAZSA OLMAZ


Koza Working Space’de iç yapıda neler yapıyorsunuz?


Günümüzün hazır ofis kiralık ofisleri, elektrikten tutun da temizlik, yeme-içme, ofis hizmetleri, toplantılar, etkinlik aklınıza ne gelirse her imkanın her şey dahil pakette toplandığı bir kuruluş. Sanal ofis hizmetimiz var. Kişilerin vergi levhaları ya da posta anlamında kullanacakları bir sanal ofis var. Etkinlik olmazsa olmaz orda da teras katında etkinliklerimizi yapıyoruz. Pandemiden ve diğer İzmirlilerin yaşadığı zor durumdan kaynaklı 'Dijital Göçebe'ler çok arttı. Belki Çeşme’de bir plajda konumlanmamız olabilir. 


FİLM GECELERİ YAPIYORDUK


Sahne Modda hakkında neler söylemek istersiniz?


Tiyatrocu arkadaşlarım İzmir’de bir tiyatro sahnesinin ne kadar gerekli olduğunu söylüyorlardı. Ve Ontan İnşaat Modda Gayrimenkul sponsorluğunda açıldı. 80 metrekarelik bir sahne, tek kişilik sahne, tiyatro oyunları, film geceleri yapıyorduk. Şu an kapalı, şimdi yavaş yavaş açılacak. Tedx Gönüllülerini orada ağırlamıştık. 


PASİF ÜYE OLMAYI SEVMİYORUM


Tuğçe Hanım, STK’ların iç yapısını var ediyorsunuz. Sizin kendi yarattığınız ya da dahil olduğunuz projeler var. İşini STK’yla projesiyle beslediğin STK’yı da bazen işine konfirme ettiğiniz alanlar oluyor. Bence diğer çok yoğun çalışan insanlara ya da diğer kadınlarımıza örnek teşkil etmesi için ya da bilmeyenler için üye olduğunuz bu STK’lardan da biraz bahseder misiniz?


ODTÜ’de okurken de bir çok topluluğa üyeydim. ODTÜ Ege Mezunlar Derneği Yönetim Kurulundayım. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği üyesiyim. Ege Çağdaş Eğitim Vakfı Yönetim Kurulundayım. TAİDER Zirve Komitesi Eş Başkanıyım. İZSİAD’a üye oldum. Habitat Derneğindeyim. Beşiktaş Kongre üyesiyim. BATUDER Derneği’nde yönetim kurulundayım. Bornova Anadolu Lisesi Eğitim Vakfı yönetimindeyim. Arya Kadın Odaklı Yatırım Platformu’ndayım. Pasif üye olmayı sevmiyorum.


Tuğçe Hanım bu kadar yoğunluk içinde zaman planlamınızı nasıl yapıyorsunuz?


Tabi öncelikli yetiştirme zamanlarım var. Yetişemiyorum. Sürekli çalışıyorum bu yüzden.  Dinamik yaşamı sevdiğimden bence hep iç yapıda yer almayı da seviyorum. Her STK’nın bir lideri ve yoğurt yiyişi var. Bende burada onların her yaptıkları eylemden ve yoldan kendime dersler, öğretiler çıkarıyorum. 


STK'larda yaşanan sorunlardan da bahseder misiz?


Koltuk sevdası. Şu koltuk sevdamızdan vazgeçemedik bir türlü. Çünkü burada olan kişilerin hepsi Alfa. Dolayısıyla genel sorun bu. Bir de egolar çatışıyor. Herkesin belli bir gücü var. Ortak bir paydada buluşamazsak sorun olur. İyi olanlar demokratik yönetim anlayışı, tüm komisyonların entegre çalıştığı ekip çalışmasının olduğu çok daha iyi bence. 


AYAĞIMLA GİTTİM AYAĞIMLA GÖRDÜM

STK'ları birbirine konfirme ettiğiniz bir konu ise can kaybı yaşanan 30 Ekim depremi. Tuğçe Hanım bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?


1998 yılından beri ben ve ailem Bornova’da yaşıyoruz Peyvend Hanım. Bu bulunduğumuz binanın çevresindeki tüm binalar neredeyse yıkıldı. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ben içine düştüm aslında, ilk gün ve ben bir şeyler yapmam lazım dedim. Herkes için dükkanı açtım. Sonra ben oraya gideyim bi çorba yapayım dedim. Video paylaşalım dedik. Günün sonunda 2 ay her Pazar 350 aileye 150 kişilik gönüllü bir grupla mobilyadan tırnak makasına kadar hizmet verdik. Cafe irtibat noktası oldu. Malzemeler bize geldi. Islak imzalı biz ihtiyaç sahiplerine verdik. Sahne Modda’yı da depo olarak kullandık. Akşamdan bir sonraki adrese ne eşyası gidecek onları belirledik. Şükrü Ünlütürk anlatır, Gemba Gembutsu 'Ayağımla gittim, ayağımla gördüm, ayağımla öğrendim' diye. Çok doğruymuş. Orada olmazsanız anlayamazsınız. Arya’dan Arzum bir sürü mutfak eşyası geldi. Çok ciddi bir organizasyon ve operasyon süreci yönettik. Kendimi bir noktadan sonra Kemal Sunal gibi hissetmeye başlamıştım. Deprem süreci keşke olmasaydı ama her şerde bir hayır vardır. Orda bile o anda çok şey öğrendik. İnsanoğlu da çok şey öğrendi.


Pandemi öncesi ve pandemi sonrası kendinizi, bulunduğunuz STK’ları ve kendi şirketlerinizi değerlendirecek olsanız nasıl anlatırsınız?


Pandemiden önce her yere kök salmış ama bir yandan da bu kökler beni bir yere bağlayıcı bir iş hayatım vardı. Pandemi beni özgürleştirdi. Dijital hayata dönüşüm kendimle baş başa kalmam çok şey öğretti. Her şerde bir hayır vardır. Ne diyelim.
Bir çok STK'da gönüllü güzel işler yaptığınız için Tuğçe Hanım bir kanatsız melek olarak adlandırılabilirsiniz.
Peyvend Hanım sizinle her daim bu yüzden beraberiz tam da işte. Üreten insan, kadın her zaman ışıldar, bire bin katar, sizde iyi ki varsınız. Teşekkür ederim bana böyle kendimizi tanıtacak fırsatı verdiğiniz için.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@