13.03.2020, 23:24

Stres ve korku…

Hızlı bir yayılma trendi izleyen corona virüs sebebiyle dünya ve ülke olarak büyük bir stresin içindeyiz. 
Corona virüsün dünya çapında yayılmaya devam etmesi ve hayatını kaybedenlerin sayısının her geçen gün artması ile korku daha da alevlendi. 
Haberlere bakıp üzülüyoruz.
Her yönden korku doluyuz.
Savaşı, göçmeni, hastalığı, bir de ülkemizde corona virüsü görülmesi de tüm bunlara tuz biber gibi sanki. 
Şimdi de kafamızda türlü felaket senaryoları üretiliyor.
Virüs yüzünden korku ve stres peşi sıra bizi takipte.
Ve peşimizde dolanan bu negatif enerjiler bizi ise sürekli sıkmakta, boğmakta.

*
Görün!
Şu an dünya ve ülkemiz üzerinde öncelikle korku hâkim.
Ülkelerde, insanlarda bu korkunun her türlü izini gözlemleyebilirsiniz.
Olumsuzu güçlendiriyoruz her gün.
Ülkelerin çözüme odaklanmak için karantinada halka korku yaymaları olumsuzu negatifi güçlendiriyor arttırılıyor. 
*
İşte burada o güç sahipleri kanımca devrede. 
Düşünüyorum da bu korkuyu da yaymalarının bir sebebi olmalı. 
Sebeplerini bilemiyoruz ancak tahmin edebiliyoruz
İlaç şirketleri, güç sahipleri bu korkudan nemalanacaklar sırada beklemedeler.
Ortalık cadı kazanı.
Ortalık korku salanların kazanı.
Ortalık nerede negatif orada mesken tutturanların zamanı.
*
İşte burada depresyona girmemek mümkün mü?
Stresin altında ezilmemek mümkün mü?
Değil.
Bu ezilmenin elbette insanlar üzerinde birçok da sonuçları var. 
İnsanları tek bir düşünce altında toplamak. 
Birbirlerine olan güveni yitirmelerini sağlamak.
Korku ile hasta etmek.
İnsanların bağışıklık sisteminin zayıflamasını sağlamaktır kanımca.
Kısaca stres ve korku her ortamda bağışıklık sistemimizi zayıflatır çünkü düşersiniz. 
Çaresiz hissedersiniz.
Ve bağışıklık sistemimiz de çöker. 
*
Kısaca zayıf insan yaratmak ana düşünce kanımca.
Bana katılmayanlar olabilir. 
Fikirler sahiplerini bağlar.
Ancak güçlü insanlık paylaşan, güvenen, seven, hoş gören, yardıma koşan, korkusuzdur.
Eğilmez.
Zayıf insanlık ile kontrol edilebilir.
İstekler her türlü dikte edilebilir. 
Köleleşebilir.


*
İşte bu nedenle korkunun yerini hızla sevgi almalı artık. 
Bunun için geç kalmamalıyız.
Ülke olarak toplum olarak stresin ve korkunun da içinde atılsak o atıldığımız kuyudan tek yürek olarak çıkmasını bilmeliyiz.
Lütfen korkuları ve zayıflıkları içinize almayın ve korkunun yıkıcı duygusunun sizi sarmasına müsaade etmeyin.
*
Zihnimizin sessizliği ruhumuzun dinginliği için şimdi, şu an bu korkuyu fark edip düzenleyelim.
Kendimizi reset edelim.
Vehimleri hiçe sayalım. 
Güçlenelim.
*
Toparlayacak olursak:
Öfke, korku, üzüntü şu an hâkim bile olsa lütfen telaşlanmadan, olumsuz duygular içinde tamamen kaybolmadan sadece önlem alarak kendimizi koruyalım.
Uzun süren olumsuz duygular ile hayattan zevk almadan korku ile gün geçirmeden oto kontrolümüzü sağlayalım. 
Ve en önemlisi zihin-beden sağlığımızı bozmayalım.
Bu duyguları bastırmayalım sadece kontrol edelim.

*
Kontrol edelim duyguları demişken stres ve korku yanında bir de büyük bir talep patlaması yaşanıyor ülkemizde. 
Kısaca sadece korku ve stres sarmadı bizi fırsatçılar, dolandırıcılar, stokçular da iş başında.
Corona virüsten korunmak amacıyla kullanılan el dezenfektanları, maskeler ve kolonyalarda ki talep artışına eş fırsatçılar, stokçularda boş durmadı ne yazık ki.
Fırsat bu fırsat ciddi fiyat artışları ile hemen de ortaya dökülüverdiler. 
Zaten nemalanacaklar hazırlar kenarda köşede bekliyorlardı.
Döküldüler ortaya. 
Sağlık üzerinden, insan hayatı üzerinden pirim yapmaya nemalanmaya kalktılar.
Alışık bir ülkeyiz fırsatçılara da ancak bu kadarına da bir yuh dedirttiler.

*
'Ürün kalmadı' diyen marketleri mi ararsınız, stok yaparak kazanç elde etme peşinde koşanları mı ararsınız, fiyat yükseltenleri mi?
Özellikle maske ve dezenfektan fiyatlarında ciddi artış meydana getirdiler.
Maske fiyatları 180 liraya fırlarken, bir litre kolonyanın fiyatı 12 liradan 32 liraya yükseldi, 250 ml dezenfektan fiyatı 3.50 TL’den 15 liraya yükseldi.
Hepsi bizde.
Hepsi hazır.
Hepsi de sinsice av peşinde. 
Aman buna dikkat!
Bu nedenle bu fırsatçılara kanmayın ve gerekli bilinci kendinizde sağlayın. 
Fırsatçılarla en büyük mücadele tüketiciye düşüyor.
*

Dünya döngüde.
Her şey bir döngüdür ve bu döngüde biz de varız.
Her birey bu döngü içinde kendi rolünü en iyi biçimde oynamalı.
Fırsatlar ile dolandırıcılık ile halka korku salmak ile oynadığınız her rol size geri döner.
Bu döngünün nasıl bizi etkileyeceğine lütfen kendiniz karar verin.
*
Yapmayın etmeyin!
Bu fırsatçılığınızın, saldığınız korkuların ve köleleştirmelerin hesabını vereceksiniz.
İnsanlığı sevgiden mahrum eden düşüncelerinizin hesabını vereceksiniz.
Masumları katletmenin hesabını er geç vereceksiniz.

Dip notlar;

Sadece virüsten korkmayın...
Çünkü;
2020 yılı başından bu yana açlıktan 15 bin kişiyi ölüme veren bir dünyayız.
Yine 2020 başından bu yana 238 bin kişiyi trafik kazalarında kaybetmişiz.
443 bin alkolden, 883 bin sigaradan yaşamlar yitirildi.
Gerisini siz düşünün.

Fırsatçılara aman vermeyin...

Türkiye'de corona virüsün görülmesinden sonra Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada fahiş fiyata maske ve dezenfekte malzemesi satanların ihbar edilmesini istedi. 
Bazı vatandaşlarımız Ticaret Bakanlığı’na bu durumu bildirdi ve şikâyetler ‘Reklam Kurulu’nda incelendi. 13 firmadan 9’una toplamda 943 bin lira para cezası uygulandı. 
Uygulandı da ne oldu?
Halen fırsatçılar devrede ve fiyatlar artmaya devam ediyor. 
Corona virüste yayılmadan önce 10-15 lira olan maske fiyatını 185 liraya olması ne demek?
Özellikle online ticaret siteleri almış başını gidiyor.
Filtre özelliği bulunan maske fiyatlarında alt ve üst sınır bulunmuyor el insaf.
160 liraya satan mı ararsın,  aynı ürünü 189 liradan tüketiciye sunan mı ararsın, 220 liraya fahiş fiyata satan mı ararsın.
Yok yok.
5 liralık maskeyi 180 liraya almak zorunda kalan tüketiciler, Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurup aradaki fiyat farkının iadesini isteyin.
Tüketiciler olarak haksız fiyat artışlarını HFA, CİMER, ALO 175’e şikâyette bulunun. 

Güçlenin...
Peki, bağışıklık sistemini nasıl güçlendirebiliriz? 
İşte size kolay tüyolar;
Bol bol meyve, sebze tüketin.
Her gün en az 2 litre bol su için ve 10 dakika kendi kendinize (dua, derin düşünme) kalın.
En az 20 dakika egzersiz yapın.
Doğada yürüyüş yapın.
Sık sık ellerinizi dezenfekte edin.
Akşamları çok fazla yemeyin.
Haftada bir kere duştan hemen sonra sirkeli veya deniz suyuyla durulanın.
Moralinizi yüksek tutmaya çabalayın.
Sık sık gülümseyin.
Korkuları atın.
Dünyamızın şifalanması dileğiyle...
Ayrıca 14 Mart Tıp Bayramı sebebiyle dünyanın hâkim olduğu korkunun ve tehlikenin, salgının bitmesi için üstün çaba harcayan sağlık personelini özverili çalışmaları sebebiyle kutluyorum.

 Mutlu kalın...

Fıkra;
Hocaya yolda buldukları bir leylek getirmişler. 
Daha önce hiç leylek görmemiş olan Hoca uzun gagası ve bacaklarını çok yadırgamış. Tutup bir güzel kesivermiş onları. 
Sonra da yüksekçe bir yere koymuş. 
Karşısına geçmiş. 
Yaptığı işten memnun, seslenmiş:
- Bak şimdi kuşa benzedin.

Günün sözü;
"Her gün yeni bir gemi kalkar insanın umut limanından özgürlük için, yaşamak için ve fırtınaya inat, dalgaya inat, ölüme inat! "
Ernesto Che Guevara
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@