18.10.2013, 21:00

Stresim var…

'Hayatın her anında stresim var'…¶

Durmadan karşımıza çıkan bu tarifsiz ve bir anda bizi kuşatan bu hal hayatımızın tam ortasında ne yazık ki...

Peki, bir çok hastalığa davetiye çıkaran stres bir ruh hali midir?

Yoksa kontrol edilemez bir durum mu?

Düşünün…

Hastalıklar stres…

Borçlar arttı stres…

Kredi kartı ödemesi stres...

Gerginlik stres...

Trafik berbat stres…

Anne, baba stres...

Çocuk ve sorunları stres...

Okullar stres...

Ülke durumu stres...

Sosyal statü stres...

Arkadaşlar ve sosyal ortamlar stres...

Ha birde sanal ortamlarda stres...

Rahatlamak için girdiğimiz sosyal ortamlardaki stres zaten her şeyin de tuzu biberi...

Kendimizi üzüyor, sevdiklerimizi üzüyor, kırıyor, aile içi tartışmalara, geçimsizliklere yol açıyoruz.

Bunların hepsi aslında ‘ego’...

Olumsuzluk...

Dayanılmazlık...

Tahammülsüzlük...

Peki, bu durum karşısında ne yapalım?

Bir sürü yan etkisi olan sakinleştiriciler mi kullanalım?

Yastık mı yumruklayalım?

Kendi kendimizle mi konuşalım?

Yoksa şarkı mı söyleyelim?

İlk öneri ne yazık ki kaçanlar için…

Ancak diğer önerilerim içimizden gelenler...

Psikologlara göre, hayatımızın her anı stres, bu nedenle de;

Odaklanalım...

Kendimizi keşfedelim...

Sınırlarımızı bilelim...

Tehlikeyi görelim ve kabul edelim...

İşte tam da burada, bu noktada stresin bize hediyesi olan ruhsal ve fiziksel getirileri elimizin tersiyle itme zamanı...

İşte gerçek tehlike bu... Yani hediyeleri kabul etmek...

Gün içinde, sosyal yaşamda ve metropol yaşamda o kadar çok stres yaratacak durum sayabilirim ki...

Bu durumlar için, ‘içinde mi yaşayalım, yoksa dışında mı? diyerek baş etmek adına bir çaba hiç yok mu?

Veya uyguladığımız yöntemler mi yanlış acaba?

Her neyse konu özü streste birleştiğinde, karşımıza son yıllarda da bir hayli artan, ülke olarakta bizi bunaltan istemediğimiz durumların ortaya çıkmasını sağlar...

Artık silkelenme zamanı...

Silkinip bu ağır yüklerden kurtulma zamanı...

 

Dip notlar;

 

Çatışma…

İşyerlerinde yaşanan çatışmaların artmasının en büyük sebebi hem ihtiyaçların hem de kaynak ve zaman kısıtlamalarının artması mıdır?

Veya motivasyon eksikliği midir?

Çatışmalar motivasyonun ve verimliliğin düşmesine neden...

Hatta çatışma o kadar etkili ki çalışanın işten bile ayrılmasına sebep...

Neden çatışırız?

Yönetici baskısı mı?

Belirsiz işler yüzünden mi?

Liderlik karmaşası mı?

İletişimsizlik mi?

Sorunların çözümlenememesi mi?

Farklı çalışma sitilleri mi?

Öfke, gurur, kibir ve egonun tavan yapması mı?

Stres mi?

İşte tüm çatışmaların ana kaynağı, egonun harekete geçmesi ve çözümsüzlük ne yazık ki stres yüzünden...

Bazen düşünüyorum acaba stres bulaşıcı bir hastalık mıdır?

 

Stresi kontrol altına almak için öneriler...

 

Öncelikle ilk yapılacak şey...

‘Olumlu düşünme’.

Sonrası zaten gelecektir.

Kendinizle konuşarak, gerekirse boş bir arazide bağırarak.

Şarkıların içinde kaybolarak...

Doğayı, kuşları, çocukları izleyerek ve en önemlisi de beyninizi nötürleyerek, en az 15 dakika bir şey düşünmeyerek bedeninizden gerginliği atabilirsiniz.

Lütfen çocuk ruhunu yakalayın ve geri dönün.

Yalnız bir ortamda içinizdeki öfkeyi boşaltın.

Lütfen bu önerileri komik bulmayın ve uygulayın.

Ruh sağlığınız açısından önemli olan bu yöntemler sayesinde, stres daha da büyüyerek öfkeye dönüşmeden önlenecektir.

Bu yöntemler beklide hayatınızı kurtaracaktır.

 

Fıkra;

Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu :
- Yahu pizum Temel nasil öldi?
- Kalpten cittu, dediler.
- Vasiyetu filan var miydu?
- Var idu. "Beni denize gömün" demis idu.
- Cömdünüz mü?
- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk...

 

Günün sözü;

Her şey bir güzelliğe sahiptir fakat bunu herkes görmez. (Konfüçyus)

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@