Çevreye dost dijital teknolojiler de moda endüstrisinin döngüsel ekonomi prensipleri doğrultusunda dönüştürülmesinde en önemli araçlardan olacak

Uzmanlar, ürettiği atık ve neden olduğu karbon salımı nedeniyle doğaya zarar veren sektörlerden biri olan tekstilde kullanılacak çevre dostu ham maddeler ve sürdürülebilir teknolojinin bu zararı azaltabileceğini belirtiyor.

Her yıl dünyada üretilen 300 milyon ton plastiğin beşte birini, küresel karbondioksit üretiminin ise yüzde 10'unu oluşturan tekstil sektörü, sürdürülebilir moda ile endüstriden kaynaklanan çevresel etkileri azaltmayı hedefliyor.

Sadece moda sektöründeki üreticileri, tüketicileri ve tasarımcıları değil aynı zamanda dünya nüfusunu, ekosistemi ve gelecek nesilleri de ilgilendiren bir kavram olan sürdürülebilir moda; hem üretim aşamasında tekstil firmalarının hem de tüketim aşamasında müşterilerin duyarlı tercihleri ile daha temiz bir çevrenin mümkün olduğunu, elde edilen veriler ışığında gözler önüne seriyor.

Çevreye dost teknolojiler kullanarak moda endüstrisinin çevreye verdiği yenigün

AA muhabirinin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Uşak Ticaret ve Sanayi Odası verilerinden derlediği bilgilere göre, özellikle son 15 yılda ortaya çıkan hızlı moda akımı nedeniyle giysi üretimi 2 kat artarken, bireyler, ürünü eskisinden daha kısa süre kullanmaya başladı ve bir kıyafetin kullanılma süresi yüzde 36 azalarak 1 yılın altına indi.

Türkiye'de tekstil geri dönüşüm sektöründe öne çıkan kentlerden biri olan Uşak, sektörün yüzde 72'sine ev sahipliği yaparak olumlu bir örnek oluşturuyor ve sürdürülebilir modanın gerekliliğine ilişkin önemli veriler sunuyor. Kentte günlük 1700 ton geri dönüşümle yıllık 485 bin ton lif geri kazanılıyor. Bu üretimle, Türkiye, yıllık ilave 776 milyon dolarlık pamuk ithalat yükünden kurtulmuş oluyor. Ayrıca sıfır değer olarak görülen atıkların bertarafı için yıllık 17,2 milyon dolarlık harcama yapılması gerekirken, geri dönüştürülmesi ile 436 milyon dolarlık katma değer ekonomiye kazandırılıyor.


"1 kg pamuk lifi için ortalama 8,2 ton su harcanıyor"

Sürdürülebilir moda hakkında AA muhabirine bilgi veren Tekstil Mühendisi Prof. Dr. Şule Altun Kurtoğlu, tekstil üretiminde ham madde aşamasında, 1 kg pamuk lifi için ortalama 8,2 ton; boyama/apre işlemleri gibi yaş işlemler sırasında ise 1 kg tekstil ürünü için ortalama 150 litre su harcandığını, bu miktarın su tüketimi açısından çok yüksek olduğunu dile getirdi. Kurtoğlu aynı zamanda tarım kaynaklı farklı çevresel etkilerin de söz konusu olduğunu anlatarak şöyle devam etti:

"Örneğin kullanılan pestisitler ve gübreler nedeniyle su kaynaklarının kirlenmesi, biyoçeşitliliğin azalması, erozyon ile toprak taşınımı, metan gazı üretimi ki metan gazı önemli bir sera gazıdır, asit yağmurları gibi pek çok çevresel etki sayabiliriz. Polyester, poliamid gibi sentetik hammaddeler ise, petrol türevlerinden üretilmekte, diğer bir ifade ile yenilenemeyen kaynaklar kullanılmaktadır."

Kurtoğlu, son 10 yılda firmalar ve ülkelerin, tekstilin tüm bu çevresel etkilerini azaltmaya yönelik önemli adımlar attığını vurgulayarak, bu adımları şöyle sıraladı:

"Özellikle zararlı kimyasalların kullanımını yasaklama veya kısıtlamaya yönelik çalışmalar yapıldı. Bu kapsamda global firmaların yasaklı veya kısıtlı kimyasal listelerinin yanı sıra, ulusal ve uluslararası ölçekte geçerli eko etiketler ve sertifikalar da zararlı kimyasalların kullanımının azaltılmasında önemli rol oynadı. Bunun yanı sıra, enerjinin yoğun kullanıldığı bir sektör olan tekstil sektöründe daha düşük enerji kullanan teknoloji ve makinalar ön plana çıkmaya başladı. Global firmalar tedarik ağındaki üreticileri çevresel performanslarına göre seçmeye veya elemeye başladı. Firmalar ham maddelerini % 100 sürdürülebilir ürünlere çevirmek üzere taahhütler veriyor. Tedarik zinciri şeffaflığı ve takip edilebilirlik gibi farklı çalışmalar da yapılıyor."

Dünyada her yıl kişi başı 14 yeni kıyafet üretildiğinin tahmin edildiğini dile getiren Kurtoğlu, Türkiye’de tekstil geri kazanımının şirketlere sağlayabileceği maddi kazancı hatırlatarak, "Özellikle closed-loop (kapalı döngü geri dönüşüm) yaklaşımı ile firmalar kendi atıklarından geri kazanılan iplikleri yeniden kumaş üretmede kullandıklarında önemli kazançlar elde edebilmekte. Bizim yaptığımız bir çalışmada, firmaların, kendi atıklarından yeniden iplik ürettiklerinde kilogram başına 5 Euro civarında kazanç sağladığını gördük. Elbette ham madde vb. gibi faktörlere bağlı olarak bu rakam değişebilir." şeklinde konuştu.


Tüketirken çevreyi korumak da mümkün

Gözden kaçırmayın

Otizmli ve down sendromlu öğrenciler yunuslarla yüzdü Otizmli ve down sendromlu öğrenciler yunuslarla yüzdü

Çevreye dost teknolojiler kullanarak moda endüstrisinin çevreye verdiği zararı azaltmanın mümkün olabileceğine dikkat çeken Kurtoğlu, tüketicilere de modanın çevresel etkilerini azaltabilmek için yapabileceklerine dair önerilerde bulunarak "İhtiyacımız kadar almak, sertifikalı ürünleri tercih etmek, kaliteli/uzun süre kullanabileceğimiz ürünleri seçmek, mümkün olduğunca kurutucu kullanmadan düşük sıcaklıklarda doğa dostu deterjanlar ile yıkamak, zarar gören ürünlerimizi atmak yerine tamir etmek gibi önlemler alabiliriz." dedi.

Sürdürülebilir modada doğru bilinen yanlışlar

Kurtoğlu, sürdürülebilirlik kavramının her alana yayılmasıyla birlikte, en sık karşılaşılan doğru bilinen yanlışlardan örnekler de verdi:

"Ben eğitimler verirken 'En çevreci lif hangisi?' diye soruyorum ve genelde 'Doğal lifler, örneğin pamuk, yün' gibi cevaplar geliyor. Oysa pamuk doğayı en fazla kirleten ve su kaynaklarına önemli zararlar veren bir lif, yün de metan gazı nedeniyle küresel ısınma potansiyeli yüksek bir lif. 'Doğal lifler iyidir.' yaklaşımı yanlış. Şöyle söyleyebiliriz: Organik doğal lifler veya iyi tarım uygulamaları ile üretilmiş doğal lifler iyidir. Aynı konu sentetik lifler için de geçerli, örneğin polyester, petrol türevlerinden üretilen bir lif, fakat defalarca geri kazanılarak yeniden kullanılabiliyor ve doğal liflere kıyasla kolay kuruduğu için kullanım sırasında daha az enerji harcanıyor. Bu lifler için de doğru ifade 'Geri kazanılmış polyester lifleri daha iyi liflerdir."

Çevreye dost tekstil ürünlerinin olması gerekenden çok daha pahalı satıldığını anlatan Kurtoğlu, bu ürünlerin daha ulaşılabilir olması için maliyet-fiyat arasında dengenin oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Erhart, bir ürünün adil ve ekolojik yenigün


"Ucuz bir ürün neden ucuz, pahalı bir ürün neden pahalı diye sorgulamak gerekiyor"

Hızlı modanın ucuz moda olduğunu ve bunun nedeninin kötü kimyasal kullanımı ve işçilere ödenen paranın azlığı olduğunu dile getiren Akademisyen ve Temiz Moda Elçisi Prof. Dr. Itır Erhart da çevreye dost tekstil ürünlerinin fiyat, performans ve içerik değerlendirmesini yaparken tüketicilerin göz önünde bulundurması gereken bazı noktalar olduğunu söyledi. Erhart, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer bütün süreçlerde adilseniz ve her canlının, insan dahil, iyi olma halini gözetiyorsanız o zaman bu ürünün ucuz bir ürün olması mümkün değil. Ben hep şunun altını çizmeye çalışıyorum: Ucuz bir şey aldıysan bunun bedelini sen değil, başka biri, başka bir yerde ödedi. Çok ekstrem bir örnek vermek gerekirse, 30 liraya bir tişört aldığında, bu pamuk toplandı, iplik dokundu, oradan geldi, Bangladeş’te üretildi, uçağa bindi, Türkiye’ye geldi, bir dükkanda satıldı, dükkanda çalışanlar vardı, yani bunun 30 liraya 50 liraya satılması ne demek, bir düşünün? O yüzden hem bu konuda bilinçlenmek, 'Ucuz bir ürün neden ucuz?' Onu anlamaya çalışmak, diğer tarafta da 'Pahalı bir ürün neden pahalı?' diye sorgulamak gerekiyor. Şu da garanti değil tabii, 'Ürün çok yüksek bir fiyatla satılıyorsa bu adil üründür.' Hayır, olmayabilir."
Erhart, bir ürünün adil ve ekolojik olup olmadığını anlayabilmemiz için de ipuçları vererek sözlerini şöyle tamamladı:

"Bugün ben bir tişört alacağım. İnternet sitelerine bakın mesela sürdürülebilirlikle ilgili bir sekmeleri var mı? Orada ne yazıyor? Tabii bu da uzmanlık gerektiriyor, herkesten bunu da bekleyemiyoruz belki ama o web sitesinde beyanlar vardır, sürdürülebilirlikle ilgili yaptıkları vardır, su politikaları vardır. Cesurca 'İhtiyacın yoksa benim ürünümü de alma' diyebilen markaları, sürekli indirime girmeyen ve sizi çılgınca tüketime itmeyen markaları tercih edebilirsiniz."