Çanakkale'nin en kanlı günlerinde göğsüne ve tam kalbinin üzerine bir şarapnel parçası gelmişti. O sırada Merhum Kütahya Milletvekili Nuri Conker bulunuyordu. Parçanın, Mustafa Kemal in göğsüne isabet ettiğini gören Conker. "Vuruldunuz!"

Deyince Mustafa Kemal elini dudaklarına götürmüş ve sus emri vermişti.

Bu işaretle, vurulduğunu kumandası altındaki askerinden gizlemek ve muhakkak bir kargaşalığa meydan vermemek olduğunu göstermişti.

Merminin isabet ettiği yerde bulunup onu bu milletine bağışlayan saat parçalanmış ve o zaman Osmanlı’da Komutan olan Almam Mareşal Liman Fon Sanders, bu enkazı mukaddes bir hatıra bilerek Mustafa Kemal’den almış ve saklamıştır.

Sakarya Muharebesinde idi. Karadağ denilen bir tepeyi at ile tırmandıktan sonra hayatında daima yakın arkadaşlık ettiği sigarasını yakmak için bir kibrit çaktı. At ürktü. Önce geriye çekildi sonra hamle yapıp, Atatürk’ün kollarına geçirdiği dizginlerden kurtulmasına ve taşların üzerine yuvarlanmasına sebep oldu.

Akabinde suretle yeniden atına atladı. Polatlı Karargahı’na uğrayıp Ankara’ya döndü. Doktorlar kaburga kemiklerinin kırılmış olduğunu ve katiyen muharebeye bu halde katılamayacağını belirttiler.

O bir sus işareti ile gizler gibi;

“Ben muharebeden sonra iyi olacağım.” Dedi. Ve tekrar atına atlayıp, yirmi iki sarılı kaburgayla harp sahasında kaldı. Son hastalığı esnasında, Fransız profesörlerinden Dr. Fisenjer ile aralarında şöyle bir konuşma geçmiştir.

“Dr. Hastalığım nedir?

Başkan, memleketiniz güzel, ordunuz mükemmel, silahlarınız kafi ve modern. Harptesiniz. Fakat erzak deponuzda istihsal makinesi bozulmuştur. Siz bu vaziyette ne karar verebilirsiniz?

Gayet basit

Düşmana taarruz eder, levazatımı alır, millete orduya tevzi ederim.

İnşallah bu işte de muvaffak olursunuz.

Profesör gözlerindeki derin ve acı manayı gizlemeye çalıştı. Bu konuşmadan sonra, Dr. Fisenjer hastalık hakkında bir kitap yazmış tercümesi ile de Büyük Komutana verilmişti.

Başından sonuna kadar gayet büyük bir dikkatle okuduğu bu eserde, hastalığın bu vehametini dudak ve burun kanamakla olduğunu öğrenmişti. Büyük Komutan, bir toplantı esnasında, dudağının iç kısmından tükürük fırladığını hissetmişti.

Bunun kan olduğunu gördü.

Ve bu kitabı beraber okuyanlardan biri yanında bulunduğundan zarif parmağını dudakları üzerine dokundurup göz ucu ile bakmış ve;

Sus, demişti. Çünkü o dönem Hatay konusunda Fransa ile savaşın eşiğindeydik.

Mustafa Kemal hasta mı değil mi? diye haberler çıkıyordu. Fransız basınında da hastalığını gizlemeliydi. Doktorların tüm uyarılarına rağmen hasta hasta Konya’ya oradan Mersin’e, sonra Hatay sınırına geçti.

Saatlerce askeri manevraları ayakta denetledi. Dünyaya mesaj verecekti ve verdi…

Hatay bu şekilde vatana katıldı ama hayatını da feda etmiş oldu.

Bu üç “sus” Atatürk’ü anlatmak için muhteşem kelimelerdir ki mahiyetinde engin bir kudretin hadiseleri yatar.

Kaynak: Beyaz Kitap Kemal Atatürk/ haluk Cemil Tanju 1939