08.06.2021, 03:12

Süt sığırcılığında yem maliyeti

Süt sığırcılığı ile uğraşan işletmelerin yem maliyetleri gerçek anlamda büyük sorun oluşturmaktadır. Eskiden fakültelerde “1 litre süt satınca 2 kg kesif yem alınabilmeli” diye bir öğreti vardı. Öyle olsa iyi. Ama, şimdi “1 litre süt satıldığında 1.3 kg kesif yem alınsa çok iyi olur” diyorlar. Bu orana bile razı gelen üreticiler onu da bulamaz durumdalar.

Her şeye rağmen üretime devam eden süt sığırcılığı işletmelerinin artık ABD’deki gibi ayrıntılara önem vermeleri şart olmuştur. Sütün ve kesif yemin fiyatında etkili olamayan üreticiler kendi ellerindeki konulara odaklanarak, ABD’li üreticiler gibi kılı kırk yararak, 1 senti (kuruşu) hesap ederek hareket etmek zorundadırlar.

O yüzden ABD’de uygulanan sistemleri birlikte gözden geçirmekte fayda vardır.

Fabrika yeminin maliyetini düşürmenin temeli kaba yemin kaliteli olmasıdır. Zaten süt sığırcılığı kaliteli kaba yeme dayanan bir üretim şeklidir. Kaba yemin kalitesini belirleyen ilk unsur biçim zamanıdır. Erken hasat edilmiş silajlık mısır, geç biçilmiş yonca, kartlaşmış otlar maliyeti arttırır.

Örnek verirsek; tomurcuk sonunda, çiçeklenme başında biçilen yonca ile tam çiçekliyken biçilen yonca arasında %5 oranında ham protein farkı vardır. Kaba yemden alınamayan proteini kesif yemden karşılamak gerekir. Böyle olunca işinize yarayacak olan %16 proteinli bir yem yerine %21-%22’lik fabrika yemi kullanırsınız. Bugünlerdeki fiyatlarla 50 kg’lık çuvalda 37 TL daha pahalı yem almak zorunda kalırsınız.

Aynı hesabı NEL (Net Enerji Laktasyon) üzerinden de yapabiliriz. Demek ki; kaba yemin kalitesizliği ile kaybedilen besinleri kesif yemden elde etme ihtiyacı yem maliyetini yükseltir. Silaj ile ilgili de aynı örnek verilebilir.

Süt sığırcılığı yapan çiftliklerde verim düşüklüğüne ve hastalıklara yol açmadan yem maliyetleri nasıl düşürebiliriz? İlk ve en önemli konuya yukarıda değindik. Diğerlerine gelince;

İnekleri ve düveleri aşırı beslemeyin, yağlandırmayın. Bu durum hem gereksiz yem harcaması yapmaya hem de sağlık sorunlarına yol açar.

İnekleri mutlaka gebe bırakın. İneklerin doğumu takip eden ilk 100 gün içinde verdikleri sütün maliyeti düşüktür. Daha sonra süt maliyeti artar.

Süt etkinliği ve yemden yararlanma oranları sürekli olarak hesap edilmeli ve kontrol altında tutulmalıdır. 1 litre “yağı düzeltilmiş sütün” eldesi için sarf edilen “kuru madde” miktarı bilinmeli ve sapmalar olduğunda derhal sebepleri araştırılmalıdır. Süt etkinliğini ineğin ırkı, laktasyon dönemi, ineğin sağlığı ve yemin karışımı belirler.

İşkembe sağlığına dikkat edin. Yemdeki partikül büyüklüğü, işkembe asidozu, yemlemedeki istikrar işkembe sağlığını etkileyen faktörlerdir. İneklerin 4 önemli gizli derdini anlamak ve önlem almak şarttır. Gizli ketosis, gizli mastitis, gizli hipokalsemi ve gizli asidoz süt sığırcılığı işletmelerini için için kemiren, zarar ettiren hastalıklardır.

Yem ziyankarlığını önlemek, kayıplara meydan vermemek şarttır. Yağmur, rüzgar, kuşlar, kemirgenler, yemlikteki artıklar “yem hırsızları”dır. Rüzgarda savrulan yemler, özellikle vitamin-mineral tozları konusunda dikkatli olunmalıdır.

Yemlerin bozuk ve küflü olması çok büyük kayıplara yol açar. Kaba ve kesif yemlerdeki bozulma ya da küflenmeler maliyetleri arttırır. Bunların hayvanlara verilmemesi ile yem kaybı yaşanır. Hayvanlara yedirilmesi ise çok daha büyük kayıplara sebep olur. Özetle; bozuk ve küflü yemler konusu en çok üzerinde durulması gereken konuların başında gelir.

Kalabalık barınaklar inek ve düvelerin performanslarını düşürür. Maliyet artışı getirir.

Yemlerin temininde her türlü “iskonto” olanağı değerlendirilmelidir. Örneğin; komşularla birlikte toplu alım yapmak, mevsiminde kaba yem temin etmek gibi.

Mevsim dışında kaba yem temini pahalıdır. Ayrıca; yemlerin yeterli miktarlarda stoklanması en baştan hesap edilmezse parasal sorun olabileceği gibi, hastalıklarla ilgili sorunlar da yaşanabilir.

Ani yem değiştirmek verim düşüklüğü ve stres sebebidir.

Kuru madde bilinciyle yemleme yapmak şarttır. Silajların, posaların su içeren yemler olduğu, kuru maddelerinin düşük olduğu bilinmeli, maliyetler bu yönden ele alınmalıdır.

Üreticiler devletten destek beklemektedirler. Burada destek “para” anlamındadır. Ancak desteğin para ile kısıtlı olmaması “bilgi desteği” de verilmesi gerekmektedir. Tarafsız bir şekilde hayvan sahiplerine rasyon desteği, süt etkinliği desteği, analiz desteği, en az maliyetli yem formüllerinin oluşturulması gibi akla gelebilecek bilimsel desteklerin verilmesi yerinde olacaktır.

Irklara göre süt etkinliklerinin araştırılarak hayvan sahiplerine yardımcı olunmalıdır.

Üniversiteler ve Tarım Bakanlığının hayvan sahiplerine bilimsel yardım edebilecek şekilde “hayvancılık araştırma çiftlikleri (merkezleri) kurması, tarafsız bir şekilde araştırmalar yaparak, sonuçlarını üreticilerle paylaşması para desteği kadar önemlidir. Sütçü sığır işletmelerinin kayıplarını önlemek her zamankinden daha fazla önem verilmesi gereken bir konudur.

Yorumlar