Her geçen gün yükselen satılık ve kiralık daire fiyatlarına karşı hükümet bir biri ardına paket ve modeller açıklarken, uzmanlar fiyatların bu şekilde düşmeyeceği konusunda uyarıyor.

GÜVEN GÜNEŞ / YENİGÜN- Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sıfır daireler için uygun kredi faizli paket açıklamasının üzerinden çok geçmemişken bu seferde kiralık daireler için adım atıldı. Kredi faizleri düşürülmüş olsa da yüksek ev fiyatları nedeniyle konuta ulaşamayan milyonlarca vatandaş ev sahibi olma hayallerini bir süre daha ertelemek zorunda kaldı. Artan kiralara karşı hükümet kanadından bir çalışma başlatıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı aşırı kira artışına ‘dur’ demek bir araya geldi. ‘Fahiş zamlara denetim’, ‘kiralık sosyal konutların inşa edilmesi’ ve ‘büyükşehirlerdeki kira artışına sınır getirilmesi’ başlıkları üzerinde durulurken uzmanlar ise bu modellerin bir çözüm getirmeyeceğini dile getiriyor.

‘ÇÖZÜM OLMAZ’

Müteahhitler Federasyonu (MÜFED) Basın Sözcüsü ve İzmir Müteahhitler Derneği (İMDER) Başkanı İslam Yıldırım, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın bir araya gelerek bir takım farklı modellerle ilgili çalışmalarının olduğu görüyoruz. Bunlardan biri de Hollanda modeli diye tabir edilen bir sistem. İki ülkenin dinamik ve nüfus hareketleri birbirinden farklı olmasından dolayı bu modelin ülkemizde işleyebileceğine pek ihtimal vermiyor. Hükümetin, vatandaşları kira ve konut alımlarında korumaya yönelik adımlar atması sevindirici bir gelişme olarak değerlendirsem de bu tarz modellerin büyük bir etki yaratacağını düşünmüyorum” dedi.

konut-islam-yıldırım

‘KONUT SIKINTISI VAR’

Piyasa da şu anda zaten konut sıkıntısının olduğunu belirten Başkan Yıldırım, “Resmi verilere baktığımızda Türkiye’de her yıl 700 bin konuta ihtiyacın olduğunu görüyoruz. Yani her yıl 700 bin konut üretebilirsek ancak bu sorunun üstesinden gelebiliriz. Yabancıların yoğun konut alımından dolayı fiyatların bu şekilde yükseldiğini söyleyenlerde oluyor. Yine resmi rakamlara baktığımızda satılan her yüz konuttan üçünün yabancıların aldığını görüyoruz. Sorun aslında maliyetlerden dolayı yeni konutların üretilememesidir. Arsa fiyatları baktığımızda malzeme fiyatlarından daha fazla arttığını görüyoruz. Bu durum ev fiyatını etkileyen en büyük faktörlerin başında geliyor. Bu nedenle özel sektörün işin içinde olmadığı ve kamunun tek başına yapacağı hiçbir proje veya adım çözüm olmayacaktır.  Devletin elindeki hazine arazilerinin özel sektör iş birliğiyle dar ve orta gelirli vatandaşlara uygun fiyattan yeni konut projeleri de düşünülmelidir. Bugün başlanıldığı takdirde önümüzdeki 2 ile 2,5 yıl arasında ancak meyvelerini toplamaya başlarız. Önümüzdeki 5 yıllık süreçte de ancak bu sorunu kökünden çözüp, arz fazlası yaratabiliriz” ifadelerini kullandı.

‘3 YILDAN ÖNCE EV ALMAK ZOR’                               

İzmir’e bakıldığında ağırlıklı olarak yapıların çoğunluğunun körfezin çevresinde olduğunu belirten Başkan Yıldırım, “İzmir nüfusun yaklaşık yüzde 70’i burada kümelenmiş. İzmir, imar anlamında geriye doğru açılamadığı gibi yeni imar alanları da açmamıştır. Her yıl bu kentin nüfusu artmakta ve iyice sıkışmaktadır. Bu durumun neticesine 30 yıllık dairelere 1 milyon ve üstü isteniyor. Şu anki piyasadaki mevcut koşulları göz önüne aldığımızda arsa payını da katarsak müteahhitte bir daire maliyeti neredeyse 1,3 milyon liraya geliyor. Yüzde 70 olan enflasyonu da düşünürsek müteahhit bu daireyi en az 2 milyon liraya satmalı ki parasının değeri korunabilsin. Vatandaş tarafına baktığımızda 1,5 milyon konut kredisi çekmesi halinde aylık 43 bin lira gibi bir rakam karşısına çıkacaktır. Bu rakamları kaç kişi ödeyebilir? Bu rakamlar dar ve orta gelirliye hitap etmiyor. Fiyatların ineceğini düşünmüyorum. Şu anki en büyük beklentimiz enflasyonun sabit kalması mümkünse aşağıya doğru inmesidir. Enflasyon sabit kalsa veya aşağıya dahi inse konut fiyatlarına aynı şekilde yansımaz. Konut fiyatlarını yalnızca sabitler. Orta gelirli vatandaşların maaşlarında her yıl ciddi bir artış söz konusu olursa ancak önümüzdeki 3 yıllık gibi bir süreçte bu insanların konuta ulaşımdan söz edebiliriz. Tabi bu sırada enflasyon ve konut fiyatlarının çıkmadığını varsayarsak.  Konut sektörü 2008 yılında daha büyük bir kriz atlatmıştı. Bu nedenden dolayı ümitsiz değilim” diye konuştu.

‘Standart bir fiyat belirlemek zor’

Vatandaşın tasarruf hakkının engellenmesinin mümkün olmayacağını ifade eden İzmir Emlak Kulübü Derneği (İZEMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Akgün, “Hükümet kanadına baktığımızda özellikle kiralık konutlarda belirli bir tavan olacağından söz ediliyor. Hollanda modeliyle belli bölgelerde metrekare fiyatı belirleyip tavan fiyat getirelim diyorlar ama bu mümkün değil. Kiralamada en önemli etkenler dairenin bulunduğu kat, dairenin yaşı, baktığı cephesi ve bulunduğu lokasyon gibi faktörler kira bedelinin de önemli rol oynamaktadır.  Burada standart bir fiyat belirlemek mümkün değildir. Hükümetin attığı bu adım fahiş kira fiyatlarını önlemek adına olabilir ama bu mevcut yasaya ilave yapmaktır. Böyle bir durumun gerçekleşmesi durumunda ev sahipleri de farklı varyasyonlarla istediği kira fiyatını almak için farklı yollar geliştireceğini düşünüyorum.

konut- rıdvan akgun

10 numara ama 5 yıldız değil 10 numara ama 5 yıldız değil

3 AY İÇİNDE FİYATLAR YÜZDE 50 ARTACAK

İzmir’de konuk stoklarına baktığımızda arz anlamında sorunların olduğunu vurgulayan Başkan Akgün, “Müteahhitlerin çoğu fiyat istikrarı olmadığı için daireleri satmayıp boş tuttuklarını görüyoruz. İleride fiyatların stabil hale gelmesi durumunda konut satışlarını gerçekleştirmeyi düşünüyorlar. Bugün merkezi yerde 1+1 nitelikli kiralık bir dairenin fiyatı 4 bin lirayı geçmiş durumda. 2+1 ve 3+1 dairelerin kiraları ise 6-7 bin liraları bulmuş durumda. Fiyatlar geçen yıla oranla yüzde 150’yi aşmış durumdadır. Arz, talep arasındaki dengesizlik nedeniyle bunun önüne geçmekte pek mümkün görünmüyor.  Yeni konut yapımındaki yetersizlik, mülteci sayısındaki artış, iç göçler, evlenme ve boşanmalar gibi çeşitli faktörleri üst üste koyunca bunlarda doğal olarak talebi arttıran unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Enflasyon belirli bir konuma gelmediği, belirsizliğin olduğu, inşaat malzeme fiyatları inmediği ve yeni konut edinme maliyetleri yüksek olduğu müddetçe artışlarda devam edecektir. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında konuta talep daha yüksek olacaktır. Bu nedenle eylül ayına geldiğimizde fiyatların en az yüzde 50 daha artacağını öngörüyorum” dedi.