Op. Dr. Arif Yılmaz'ın 14 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Yaygın sağlık sorunlarımızdan biri de tansiyon rahatsızlığıdır. Coğrafi olarak bazı farklılıklar söz konusu olsa da yüksek tansiyon sorunu yurdumuzda da sık olarak görülmektedir. Tansiyon düşüklüğünün -daha az görülse de- ayrı bir sağlık sorunu olarak ele alınması uygundur.

Tansiyon; “gerilim, gerginlik” anlamlarına gelen İngilizce bir sözcüktür. Benim burada söz edeceğim tansiyon, kan basıncı yüksekliğine bağlı olarak damarlarımızda ortaya çıkan gerilim ve zorlanmadır.

Tansiyonumuz ne kadar uzun süreli ve yüksek seyrederse damarlardaki hasar da o kadar fazla olur. Bu durum, vücudumuzda yüksek tansiyonun yol açabileceği sağlık sorunları riskini (kanama, felç vb.) yükseltir. Tansiyonumuz yüksek iken, kalbimizin her vuruşunda damarların yüksek bir gerginliğe uğraması, damar üzerinde bir çeşit travmadır. Yüksek ya da çok yüksek tansiyonlarda görülen bu mikro travmalar damar içerisinde ciddi hasarlara neden olur.

Normal bir erişkinde; dinlenirken, psikolojik ya da çevresel bir sorunu olmadığı durumlarda ortalama tansiyon değerlerinin 12/8 civarında olması beklenir. Bir tartışma/atışma sonrası veya gergin bir çalışma ortamında hatta ertelenen biyolojik ihtiyaçlar (idrar bekletmek, stres vb.) nedeniyle -16/10 gibi değerleri aşmamak kaydıyla- geçici yükselmeler sağlık açısından olağan karşılanabilir. Bu yüzden biz doktorlar, hipertansiyon tanısı koyabilmek için kişinin uygun, huzurlu bir ortamda en az bir hafta süreyle kaydedilmiş tansiyon ölçüm kayıtlarını görmek isteriz. Bu bağlamda “hasta”nın “hikâyesi”ni (rahatsız hissetmesine neden olan ne varsa ve hiçbir ayrıntıyı atlamadan) doğru aktarması da önemlidir.

***

Hipertansiyonla doğru mücadele içen öncelikle tanının özenle konulması önemlidir. Ailede, bilhassa büyüklerde tedavi gerektiren tansiyon rahatsızlığı öyküsü varsa herhangi bir şikâyetimiz olmasa bile ara ara tansiyon ölçümüyle kontrolleri ihmal etmemek gerekir.

Tanı konulmamış veya tedavisi ihmal edilmiş hipertansiyon olgusu, gerçekten ciddi ve hayati bir tehlikedir. Düzenli takibi ve tedavisi aksatılmayan hipertansiyon hastalarında, sağlık sorunu/ durumu neredeyse normal, sağlıklı insanlarla benzerdir.

Hipertansiyon tanısı konmuş, tedavisi düzenlenmiş kişilerde ise ilaç kullanma disiplini önemlidir. Eğitimsiz gruplarda hastanın, kendi kendisine, artık tansiyonum normalleşti sanısıyla (öyle zannederek) ve hekimin bilgisi dışında ilacını azaltması veya sonlandırması ne yazık ki çok sık görülen ciddi sağlık sorunlarının sebebidir.

‘Tansiyonum yükselince ben anlarım ve ilacı o zaman içerim.’ anlayışı çok yaygın ve op oranda da yanlış düşünce ve tutumlardandır. Tansiyon ilacı mutlaka doktorunuzun önerdiği dozda ve sürekli/ düzenli kullanılmalıdır.

Tansiyon hastaları, ‘Değerlerim normalken tansiyon ilacı içersem tansiyonum çok düşer ve zarar görürüm.’ endişesi yaşayabilirler. Oysa ilacın doz ve özellikleri, ilgili uzman tarafından bu durumlar göz önünde bulundurularak ayarlanır. Bu ayarlamalar; ilaç daha kullanıma çıkmadan, çok uzun yıllar dünyada ileri sağlık merkezlerindeki araştırmaların sonucuna göre yapılır. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) onlarca yıllık deney sonuçlarından sonra binlerce hastanın kullanım sonuçları gözlenerek tıbbi otoritelerin çok merkezli çalışma sonuçlarına göre belirlenen kullanım kılavuzları vardır. Amaç hasta güvenliğini, uluslararası düzeyde tıbbi ve yasal (medico-legal) yönden en üst düzeyde tutmaktır.

Bu ilaçların da diğerleri gibi ilgili uzman tarafından önerilmiş olması yasal sorumluluk dâhilindedir.

Buraya kadar doğru hasta (gerçekten hipertansif) doğru hekim (konunun uzmanı) ve doğru ilaç kullanımının çok önemli olduğunu anlatmaya çalıştım. Doktorunuzun, önerdiği tedavinin ayrıntılarını iyi anlatması ve anlatılanın iyi anlaşılması gerekir. Çünkü bazı hastalarda tansiyonun veya hastanın farklı özelliklerine göre değişik kimyasal içeriğe sahip ilaçların kullanılması gerekmektedir.

Hastalarımız, endişe duydukları veya merak ettikleri konuları, gerekirse notlar alarak ve unutmadan/ ihmal etmeden doktorlarıyla paylaşmalıdır.

Hasta olmamak elbette önemlidir. Ama hayatın ve bedenimizin bize oynadığı oyunlara fırsat vermemek, boyun eğmemek de önemli ve büyük oranda elimizdedir.

Sağlıcakla kalın, mutlu olun…