Ekin Arık Özer'in 16 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Sen gel, 25 yıl sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kazan, sonra da tweetlerin araştırılmasın. Mümkün mü? Değil. Yıl 2022 olabilir ama tweetler 2013’ten. Hepimizin takip ettiği üzere Kaftancıoğlu Davası’ndan bahsediyorum. Dün Yargıtay, 9 yıl hapis cezasını onadı. Peki sonrasında neler oldu? Hep beraber bakalım.

Sayın Kılıçdaroğlu, partisinin tüm vekillerine İstanbul’a gidin talimatı verirken karşı cenahta bir anda sevinç çığlıkları kopmaya başladı. En çok dikkatimi çeken hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Avukat bir meslektaşım aynen şu şekilde bir tweet atıyor engin hukuki bilgisiyle ‘’ İnfaz yasasına göre Kaftancıoğlu kapalı cezaevindeki işlemlerin ardından açık cezaevine gider ve denetimli serbestlik hakkıyla çıkar. Bu işlemler 1, en fazla 2 gün sürer. Yaptıkları bu kadar tantana boşa..’’ . İlk cümleleri sayesinde bilgilensek de son cümlesindeki yorumunu konuşacağız. Üzülsem mi sinirlensem mi, bilemedim. Buradan anladığımız; yatmadığınız sürece verilecek her cezaya boyun eğeceksiniz ya da nasılsa yatarı yok, diye tantana yapmayacaksınız sevgili okurlar. Üzücü olansa; verilen kararın yatarı olup olmadığının değerlendirilmesi. Mesela şunu sormuyor; neden İstanbul seçimlerini kazandıktan hemen sonra dava açılmış?

Yeni almış olduğum karara göre; bundan sonra ofise ceza davası ile ilgili gelen müvekkillerime ‘tantana yapma yatmazsın’, hukuk davalarıyla ilgili gelen müvekkillerime de ‘cana geleceğine mala gelsin’ diyeceğim. Çünkü Avukat Hanım bunu tavsiye ediyor. Konuyu o kadar yanlış anlamışsın ki sevgili meslektaşım, haktan hukuktan da bihabersin. İnsanların üzerine yapıştırılan yaftalar, senin için ‘girer çıkarsın’ kadar basit. Sonra, bizler de gelen müvekkillere ‘karşı avukatın hangi partiden olduğunun önemi yok, hepimiz aynı kanunları kitapları okuduk’ diye dil dökelim. Boşaymış, meğerse tantana yapma deyip geçmek lazımmış.

Kaçırmamamız gereken bir husus daha var. Sokak röportajları yapıp halka sorular soranlara ‘sokağa çıkma yasağı’ verilmişti, hatırlarsınız. Kaftancıoğlu’na da TCK 53/d maddesine göre ‘’vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti yöneticisi veya denetçisi olma’ yasağı getirildi. Bir sonraki seçimlerde evinde otur, pasta börek yap cezası verildi de diyebiliriz.

Her yazımı yazarken bir şeyler öğreniyorum. Umarım sizler de benimle aynı duygudasınızdır. Ben bundan sonra; hukuki veya değil, önemi olmadan yatarı olmayan kararlara karşı tantana(!) yapmıyorum.  Teşekkürler Avukat Hanım, ufkumuzu açtınız.