22.09.2021, 07:00

Tarım ve gıda sektörü Z ve Alfa kuşaklarını anlayabilecek mi?

Biliyoruz ki ticaretimizin en yoğun olduğu AB ülkelerinde nüfus yaşlanıyorken, ülkemizde genç nüfus bütün hızıyla artmaya devam ediyor. Bu artışa yurt dışından ülkemize göç eden genç nüfusu da eklediğimiz de oran daha da büyüyor.

Benim bugün konusunu ettiğim yaş grubu ise “Z” ve “Alfa” kuşakları.

Ne olursa olsun onlar özgürlükçü bir kuşak, onlar meraklı bir kuşak, onlar bizlere göre daha farklı düşünen bir kuşak, onlar teknolojiyle iç içe geçmiş bir kuşak, onlar benim deyimimle “İ-Çocuklar”. Onlar teknolojisiz ve özgürlüksüz yapamazlar. Onlar hızlı ve analitik düşünürler. Takım çalışmasını çok sevmezler. Öz güvenleri yüksektir. Bilgiye açlardır. Çabuk sıkılırlar. Kendilerine yapılan haksızlığa sessiz kalmazlar. Hayal dünyalarında limitsizdir. İstedikleri bir şeyi sonuna kadar diretir ve almak için uğraşırlar. Yeni dünyanın trendlerini daha yakından takip ederler. Bilgisayar, teknoloji ve bilgisayar oyunları ile ilgili çok konuşurlar.

Karşımızda bir süre sonra dünyanın yönetimini üstlenecek olan bir Z ve Alfa kuşağı var.

Biz; maliyetlerin yüksekliğinden, iş gücü yetersizliğinden, bilinçsiz zirai ilaç ve kimyevi gübre tüketiminden, akıllı tarımı benimseyememekten, üretici ile market arasındaki fiyat farkından, gıda ürünlerimizi yurt dışına markayla satamamaktan kısaca tarımın sorunları ve tarımın yok olması ile ilgili konuşadururken Z kuşağını tarımdan çoktan korkuttuk ve kaçırdık, Alfa kuşağı da bundan ilk etkilenecekler arasında karşımızda duruyor.

Tarım bizim geleceğimiz dediğimiz şu günlerde sektörün artık kendine bakması ve çekidüzen vermesi gerekli. Teknolojiyi anlamaya çalışması ve bunu sektör içine yedirmesi önemli. Bahanelerden sıkılan bir dünyada sonuç odaklı çözüm üretmeli. İnsan, hayvan ve bitki haklarına daha saygılı, çevreye duyarlı, iklim krizine ve kuraklığa çözüm odaklı bir yol izlemeli.

Ve tabii ki de ülkemiz tarımsal sektörünün geleceğini etkileyecek önemli sorunlardan biri olan sektörden genç nüfusun kaçışını engelleyecek çözümlerin bulunması hala daha bir sorun olarak karşımızda.

Ve bizler onları anlayabilecek miyiz?

Düşünüyorum da bizler daha kendi beynimizdeki iletişim kanallarını bile tam olarak açıp birbirimizi anlayamıyorken onları nasıl anlayacağız?

Hayalleri yolunda giden özgürlük savaşçılarının aklından hiç çıkarmadığı bazı konular da var. Onlar dünyanın geleceğini bizden daha çok düşünüyorlar. Onlar çevreyi korumayı, ormanları korumayı, kuraklığı, iklim krizini öncelikli konular olarak görüyorlar. Onlar insana ve insan düşüncelerine bizlerden daha çok saygı gösteriyorlar. Onlar çare bulmaya çalışıyorlar. Onlar bahanelere sığınmıyorlar.

Biz ise onları kendimize benzetmek için uğraşıyoruz. Çünkü onlara saygı göstermiyoruz ve görüşlerine katılmıyoruz. Keşke onları anlayabilsek ve biraz hak verebilsek. O zaman pek çok konu daha iyi olacak.

Farklı görüşlere farklı insanlara kulak vermek, dinlemek, sindirmek ve düşünmek çok önemli. Tarımın ve gıdanın geleceği için diyaloğa ve anlayışa ihtiyacımız var.

Şunu unutmayalım

Onlar bizim geleceğimiz,

Onlar tarımın ve gıdanın geleceği.

Yorumlar