19.12.2014, 22:00

Tarımda aracılar...

Kullanılabilir tarım topraklarımız var mı? Var...

Fazla mı? Fazla...

Verim alabiliyor muyuz bu fazlalığa rağmen? Hayır...

Net cevap hayır...

Çünkü Türkiye’de çiftçi ürettiğinden yeteri kadar kazanamıyor ne yazık ki.

Sebep bitip tükenmeyen aracılar ve bu aracıların halka ulaştırma adı altında çok fazla haksız kazanca yönelmesi...

*

Geçtiğimiz günlerde ‘Foça’ da ‘Slow food’ kapsamında düzenlenen ‘Toprak Ana’ günlerinde çifçimizle, üreticimizle buluştum. Yerel tatları gördüm, tatdım. Üreticimizin ne kadar çaba harcadığına şahit oldum...

Türkiye’nin bence sorunu, verimli toprakları tam anlamıyla değerlendiremiyor olması...

Çünkü çifçimiz çifçiliği bırakıyor, köyünü bırakıyor.

Zaten tohumlarımız yok edildi. Sonucu da tarım toprakları azaltılıyor.

Çiftçilerimiz para kazanamıyor.

Yerli tohumlarımız gidiyor.

*

Tüketici tam bir bilinç sahibi olmadığından dolayı çiftçi başka yollara yöneliyor...

Köylüden ucuz fiyata alınan ürünler organik, doğal adı altında tüketiciye ulaşıyor...

Ancak fahiş fiyata.

Kazanan aracı, kaybeden, çok ödeyen tüketici.

Az kazanan mağdur olan ve el emeğine istediği değeri bulamayan üretici.

*

Yüzde yüzlere varan ve geçen rakamlardan söz ediyorum. Türkiye’nin her köşesinde durum budur.

Doğal ürün üreten üreticilere ulaşamamak ortadan kalkmalı, ürünlerini pazarlayamayan çiftçiye ulaşmayı zorlaştıranlar artık tarımdan elini çekmeli...

Doğal ürünler, üreticisinden tüketicisine aracısız satılmalıdır. Amaç köylünün kazanması olmalıdır...

Devletimiz hiç olmazsa internet üzerinden tüketiciler ile doğal üretim yapanları buluşturmak için birçok proje gerçekleştirmelidir...

Aracısız bir şekilde doğal ürün tüketiciye ulaştırılmalı, devlet bu konuya acil el atmalıdır...

Biz doğrudan, uygun fiyata ürün bulabilmeliyiz, köylümüze ulaşabilmeliyiz...

Önemli olan pazarlama sorununu ortadan kaldırmaktır.

*

Ürünlerde kimyasal kullanımı köylüye enpoze etmemeliyiz...

Köylerimizi kimyasaldan, hibrit tohumundan uzak tutmalıyız...

Damlama sulama yöntemi ile zaman ve sudan tasarruf edilir mi? Edilir.

Doğal gübre kullanılır mı? Evet kullanılır.

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanan ilçelerimizi, köylermizi desteklemeliyiz...

Aracısız olarak ürünlerini satmalarına olanak sağlayan birçok etkinlik düzenlemeli, teşvik etmeliyiz...

Toplumsal olarak bilinç düzeyine ulaşılmalı...

Sorgulamalıyız...

Denetlemeliyiz...

*

‘Sağlıklı gıda’da “lezzet sorunu”olmaz...

‘Sağlıklı gıda’da hastalık, kimyasal sorunu olmaz...

Türkiye de “doğal ürün pahalıdır” yerle bir olmalı artık...

Sağlıksız ürünler çok ucuza alıcı bulurken, ‘doğalları alamıyoruz ne yapalım bunları almaya gücümüz yetiyor’ denmemeli.

Bu ayırım bitmeli...

Gelir düzeyi düşük vatandaşlarımız da doğal gıda tüketebilmeli...

Kısaca, gerçek üretici ve gerçek tüketici buluşmalı, köprü kurabilmeli...

Amaç sağlıklı ve sürdürülebilir gıda zinciri oluşmasıdır.

 

Dip notlar;

‘Süt’mü ‘beyaz su’mu?

UHT sütleri 135 derecede kaynatılıyor...

Haliyle de yüksek basınç uygulamak zorundalar...

Faydalı bakteri kalır mı? Tabiiki kalmaz...

Süt proteinleri tahribata uğrar mı? Evet uğrar...

Proteinleri sindirecek enzimler de var süt de, ancak işlem de bu enzimler de yok ediliyor...

UHT sütlerin zararlarından bahseden birçok uzman doktor var...

Okullarda dağıtılan sütler nedir?

UHT süt değil midir?

Okul sütü projesi bence belirli çevreleri beslemekte. 7 milyon 200 bin adet 200 mililitrelik süt dağıtıldı.

İçenler oldu, içemeyenler, hastalananlar oldu etkilenmeyenler.

Sorun kampanya değil, sorun bilinçsizce neyin kampanyası yapılıyor bu.

Sonuç değişecek mi?

Tabiki değişmeyecek.

Ancak biz yazmaya devam edeceğiz.

Ömrü artan, süt olmaktan çıkan, süt diye görünen bu ürünlerin üretimi, satışı ve alımı devam ettiği müddetçe sorunlardan da kurtulmak mümkün değil.

Ekşimeyen, aylarca saklanan süt gibi birçok rafları süsleyen katkılı ürünlerin sonu ne zaman gelecek?

Ne zaman def edilecek iç piyasadan sabırla bekliyorum.

Süt projesi iddia edildiği gibi bir deney midir acaba?

“laktoz entoleransı” olan bir milletiz. Nasıl olur da bu göz ardı edilir. Neden ülkemizde halen UHT süt kullanmakta ısrarcılık var?

İçlerindeki faydalı mikroplar, bağırsaklarımıza gelen zararlı maddeleri yok edecek prebiyotikler ölüyor. Artık görün.

Alerjiler oluşuyor...

Triod, astım, Multiple Skleroz, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite artıyor...

Çare UHT değil. Günlük süt demek istesem de bir bakıyorum o günlük süt de nerede ise 4- 5 gün süreli...

Nasıl günlük süt diyebiliriz ki bu sütlere?

Ne yapılacak?

Nasıl çözülecek bu tür problemler bilemiyorum?

 

Sağlık iksirlerimiz var, ‘ya olmazsa’?

Vitamin, mineral, sebze, meyve, vb. sağlık iksirimiz var bizi kuşatan. Besin ve şeker bakımından oldukça zengin olan liflerimiz var...

Organizmayı temizleyen ve toksinler­den arındıran, idrar söktürücü özelliği olan meyvelerimiz var en büyük sağlık iksiri olarak...

Mineral ve fitonutrient antioksidan bakımından zengin olan yaşlanma sürecini geciktiren iksirlerimiz var...

Savunmanızı güçlendirenler var. Serbest radikallerle savaşanlar var, onaranlar var...

Betakaroten ve likopen bakımından daha zengin meyvelerimiz bol bol var ülkemizde...

Sebzelerimiz var...

Betakaroten, B1, klorofil, kalsiyum ve C vitamini B vitamini folik asit bulunan, cildi sıkılaştıran, alyuvar üreten, solgunluğu gideren demir kaynaklarımız var...

Antioksidanlarımız bol bol var...

Adeta Anti-ageing cephaneliğimiz zeytinyağımız var...

Hepsi bizim…

Ama bitiriliyor...

Şimdi ‘var’ dediklerimize ‘yok’ diyeceğimiz günler gelmeden bu gidişata ‘dur’ diyelim...

Toprağımız ‘bizim’, tohumumuz ‘bizim’.

Sahip çıkalım...

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş.

Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş.

Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış.

Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler.

Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş.

Deli: "Gelemez ki!"

Doktor: "Neden gelemezmiş?"

Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!"

 

Günün sözü;

Hayat bazen insanları, birbirleri için ne kadar çok şey ifade ettiklerini anlasınlar diye ayırır.

Paulo Coelho

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@