Yüksek rekolte isteyen üreticiler sel, dolu, kuraklık gibi iklim değişikliğinin tahrip edici etkilerine karşı dayanıklı ürün seçiyor.

Dünyada yaşanan iklim değişikliğiyle birlikte ortaya çıkan kuraklık sorunu üretimde ürün deseni modelini ön plana çıkardı. Havzaların su potansiyeline göre ürün seçimi öneriliyor.

Fadime KUZU ALTANHAN / YENİGÜN - Son yıllarda iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan kuraklık ve su sıkıntısı tarımı oldukça etkiliyor. Yaşanan ekonomik krizle birlikte sıkıntıları hat safhaya çıkan üreticiler çözümü üretimi bırakmakta buluyor. Hem üretimin devamlılığı hem de su kaynaklarının tasarruflu kullanılması için yöreye göre ürün deseni oluşturulması ve desteklenmesi büyük önem taşıyor.

Konserve Ağı ile kültür mirası korunacak Konserve Ağı ile kültür mirası korunacak

Dünyada yaşanan iklim değişikliği nedeniyle kuraklık sorununun yaşandığına dikkat çeken İzmir Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hakan Çakıcı, "Türkiye her zaman riskli bir bölge. Türkiye konum itibariyle daha kurak iklim bölgesine doğru gidiyor. Türkiye’de havza düzeyinde su envanterine göre üretim deseni olmalı. Her bitkinin üretim süresi boyunca kullanacağı su miktarı bellidir. Bu nedenle her yerde sulu tarım yapacağız diye düşüncemiz olmamalı. Biz su fakiri bir ülkeyiz ve gittikçe suyumuz azalıyor. Su ihtiyacına göre çiftçiyi ülkedeki eksik ürünlere özendirmek gerekiyor. Her ürünü her yerde yetiştirmek değil, belli bölgelerde uygun ürünleri yönlendirmek daha doğru olacaktır. Kuraklıkla mücadelede de ürün deseni oluşturmak avantaj sağlar" diye konuştu.

hakan çakıcı yenigün

“3.5 MİLYON HEKTAR EKİLMİYOR”

Havza düzeyinde ürün deseni belirlemenin çiftçinin bir takım girdi maliyetlerinin düşürülmesini de sağlayacağını belirten Çakıcı, "Çiftçinin maliyetlerini düşürecek üretim sistemleri planlanmalı. Örneğin çiftçinin kullandığı gübrenin miktarıyla ilgili eğitim verilmeli, gübre satışı ona göre olmalı. Toprak işlerken fazla işlem yapmak da mazot girdilerini artırıyor. Tüm bu konularda yapılacak olan çalışmalar çiftçinin girdi maliyetlerini azaltacaktır.  Tarımda üretim işi öngörü olayı. Devlet arz fazlası ve açığı olacak ürünleri öngörüp fiyatlarını desteklemeli. Tarlaya, araziye değil, ürettiği ürüne destek vermesi lazım. 3 buçuk milyon hektar arazimiz boş. Üretimden çıkan çiftçiler var. Masraflar nedeniyle üretici üretimden çıkıyor. Bu Türkiye'deki tarımın en riskli durumu üreticinin üretimden uzaklaşması ve tüketici durumuna geçmesi" dedi.

“HÜKÜMET DESTEK VERMELİ”

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin tarım desteklerini olumlu bulan ancak hükümetin destek vermesi gerektiğini belirten Çakıcı, "İzmir'de her ürün yetişir ama kısıtlı olur. Belediye patates tarımını destekliyor. Üreticiyi desteklemek için ürünleri belediye alıyor. İBB'nin yaptığı yerelde bir destek. Aynı zamanda susuz tarımı da destekliyorlar. Ancak susuz tarımda üreticiye bazı garantiler vermek gerekiyor. Eğer devlet bunu yaparsa çiftçi yönelir. İzmir Büyükşehir Belediyesi yerelde kırsal kalkınma anlamında çalışmalar yapıyor ancak sadece İzmir'in bu konudaki çalışmaları yeterli değil. Belediyeler sınırlı kaynaklarla iyi şeyler yapıyor. Ama bu tarım politikalarını hükümetin vereceği desteklerle genele yaymak gerekiyor" diye konuştu.

Zamansız yağış zarar veriyor

İklim değişikliğiyle birlikte yaşanan kuraklığın çiftçi için daha büyük sorun yaşatır hale geldiğini belirten Ziraat Yüksek Mühendisi Ferdan Çiftçi, "Önümüzdeki yıllarda da kuraklık ve su sıkıntısı sorunlarını yaşamaya devam edeceğiz gibi görünüyor. Zaman zaman aşırı yağışlar olsa da bunlar fayda yerine zarar veriyor. Toplam yağışı alsak bile zamanında alamadığımız yağışlar, kısa süreli aşırı yağışlar iklim değişikliğinin etkileri zarar getiriyor. Öyle bir duruma geldik ki suyu tasarruflu ve planlı kullanmak zorundayız" dedi.

Suyun verimli kullanımı noktasında basınçlı su sistemleri ve yöreye uygun ürün deseni uygulamalarının yapılması gerektiğini söyleyen Çiftçi, "Suyu tasarruflu kullanan ürün desenlerini oluşturma uygulamasının bölgesel düzeyde başlayıp ülkesel düzeye getirilmesiyle ilgili planlamanın yapılması gerekiyor. Bu konuda çalışmalar var ancak somutlaşmış önlemler ne yazık ki yok. Bitkisel çeşitlilikle ilgili kesin verilerle birşeyler ortaya konmuş değil. Bunun ivedilikle yapılması gerekiyor" diye konuştu.

ferdan çiftçi yenigün

“MISIR SUYU TÜKETİYOR”

Önemli yem bitkilerinden biri olan mısırın tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hakim bitki haline gelmesinin su kaynakları açısından önemli bir sorun olarak göründüğünü söyleyen Çiftçi, "Mısır tamamen vazgeçebileceğimiz bir bitki değil. Bu nedenle mısır üretiminde su tasarrufu sağlamak için basınçlı sulama sistemlerinin kullanılması gerekiyor. Mısır bitkisinin ekilmesi büyükbaş hayvancılılığa dayalı politikaların sonucu. Bu nedenle büyükbaşa dayalı hayvancılığı küçükbaşa dönüştürmek gerekiyor. Bunun yanında mısırın alternatifi olan yem bitkilerini silaj olarak kullanabilecek ve karma olarak dengeleyebilecek yem bitkilerine doğru gitmemiz gerekiyor. Bizim Anadolu coğrafyasına uygun yem bitkilerimiz var. Ancak bunların araştırılmasının yapılması gerekiyor" açıklamalarında bulundu.

YÖREYE UYGUN ÜRÜN DESENİ

Tarımda su ve verim arasında doğrudan bir ilişki olduğunu söyleyen Çiftçi, "Bizim suyu kısıtlı kullandığımızda karşılaşacağımız verim kaybını telafi edecek karma yem bitkilerinin tarımını özendirmemiz gerekiyor. Bu noktada bu ürünlerin desteklenmesi gerekiyor ki çiftçi yönelsin. Eğer gerekli desteklemeleri yapamazsak çiftçinin mısır gibi fazla su tüketen ürünlerden vazgeçmesi mümkün değildir. Kuraklığa dayanıklı, suyu daha tasarruflu kullanan ürünlere geçilmesi gerekiyor. Bunları yaparken de verimlilik kayıplarını en aza indirecek türlerin seçilmesi lazım. Bunun içinde bu konunun iyi araştırmasını yapmalıyız. Bu sadece bugünden yarına bu bitkileri üretin söylemleriyle olacak bir durum değil. İyice araştırılarak deneme yöntemleriyle denenerek kamu tarafından desteklenmesi gerekiyor. 'Şunu ekmeyin' diyerek, yasaklayarak yapmamız mümkün değil. Şu anda mevcut olan yetersiz destekleri artırarak, zamanında yani ekimden önce planlama aracılığıyla desteklemeleri yaparak bunu başarabiliriz. Bu destekleri vermediğimiz sürece üretim desenini değiştirmemiz mümkün değil. Ürün desenini tamamen değiştirmek zaten mümkün değil. Ancak gerekli değişimleri yapmalıyız” diye konuştu.