25.10.2013, 21:00

Tartışmada kalmayalım...

Bebeğini ölüme terk eden öğretmen anne görev yapabilir mi?¶

Şimdi ki tartışma bu...

Gölcük’te görev yapan ve bebeğini ölüme sürükleyen öğretmen için Bakanlık cezai soruşturmanın ardından idari soruşturma açacak...

Ancak bu süre içinde suçu sabit görülünceye kadar ek dersler hariç maaşının 3’te 2’sini almaya devam edecek...

Kanun bu...

Ve suçlu olduğu anlaşılır, 6 aydan fazla ceza alırsa öğretmenliğine son verilecek...

Şimdi neden tartışılıyor?

Neden görev yapabilir mi konusu gündemde?

Biz nereden bilelim 25 yaşındaki bir öğretmenin ruh durumu ile 40 yaşına gelmiş birinin ruh durumunu, psikolojisini...

Yapılması gereken öğretmenlerin psikolojik kontrolü olamaz mı?

Türkiye'de acilen her 5 yılda bir öğretmenleri kapsayacak psikolojik test yapılmalı ve bu testi geçemeyen öğretmenler için başka önlemler alınmalıdır...

Zor mudur bu süreç?

Üç beş densize bakıp bütün öğretmenleri karalamak ve genelleme yapmak yanlış olur, ancak bu tür bir testin gerekliliği de kaçınılmaz... Ayıklama şart... Ve mesleğine âşık tüm öğretmenlerde bu görüşte...

 

Yasalar ne diyor?

Milli Eğitim Bakanlığı yasaları belli...

Kısaca bir öğretmenin öğretmenlikten atılması nerede ise çok zor...

Hatta bir öğretmenin ruh sağlığı bozuksa meslekten atılması çok uzun bir süreç..

Önce doktorların “öğretmenlik yapamaz” raporu gerekli, ardından müfettişlerin bunu onaylaması ve Disiplin Kurulu’nun da bu kararı uygulaması şart...

Şöyle bir konu var...

Bir öğretmen iffetsiz davranış sergilerse, öğrencisine kopya verirse, rüşvet, zimmet suçu netleşirse, cinayet işlerse, ceza alırsa ancak görevden alınabiliyor...

Ve işin daha da ilginç kısmı mesleğe başlarken aldığı sağlık raporu dışında öğretmenlik hayatı boyunca istemediği takdirde herhangi bir psikolojik teste tabii tutulmuyor.

Bilinen gerçek var ki, sağlık raporu dakikalar içinde alınabiliyor...

Nitelikli mi? Hayır değil...

Şu pozisyonda bir öğretmenin ruhsal sorunları ciddi boyutta olduğu halde görevden almak zorsa, psikolojik tedavi görenler için dahi müfettiş görevden alınma isteyemiyorsa, bunun için doktor raporu şartsa amenna... Ancak doktorlar da risk almıyor ki?

Bazı durumlarda bilinçli öğretmenler sorunlarını kabul ettikleri gibi öğretmenlik yapmıyor sadece Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı birimlerde çalışıyorlar...

Tabi bunlar istisna...

 

Şimdi olacak ne?

Hastaneden psikolojik sorunları nedeniyle eğitim öğretimi yapamayacak ya da öğrencilere zarar verecek, eğitimi sürdüremeyecek derecede tanı konulacak...

Bu rapor müfettiş raporu doğrultusunda değerlendirilecek...

İl Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığıyla Bakanlığa “görevden geri çekilmesi” için öneri gidecek...

Doktorun verdiği rapor müfettişler tarafından tekrar tekrar incelenecek...

Raporlar alınacak...

Tanıklar dinlenecek...

Eğitim denetmenleri denetleyecek...

Sınıfa girmesinde sakıncalı bir durum varsa, riskli ise o öğretmen görevden alınsın diye yargıyla temasa geçilecek vs vs...

Of yazarken sıkıldım...

Bebeğini ölüme sürükleyen bu öğretmen de cezaevinde olsa da maaşını alacak...(kesintili olsa da)

İşte bu uzun süreç çağımıza uygun mu?

Tartışılır...

Adil mi?

Tartışılır...

Ne kadar objektiflik uygulanabilir?

Tartışılır...

 

Mutlu kalın...

 

 

Dip notlar;

 

‘Öğretmenin sınırı yok’ ama ‘Motivasyon’ dipte...

 

‘Öğretmenin sınırı yok’ isimli bir proje var...

Öğretmen Akademisi Vakfı’nın bir projesi...

Son 4 yılda 70 bini aşkın öğretmene ulaşıldı ve 76 ilde 2 bin 756 okulda eğitimler yapıldı...

Ve bu proje değerlendirmesine göre öğretmenlerin ilk 6 yıl mesleki motivasyonları dipte...

Kadın öğretmenlerin özgüvenleri ve mesleki tatmin oranları, erkeklere oranla daha yüksek olsa da daha erken emekli olan onlar...

Eğitimciler eğitimden sıkılmış durumda... Sadece 5,3’ü lisansüstü eğitimine devam ediyor... Yüzde 48,5’lik bir kısmı, MEB’nin hizmet içi eğitimlerine katılmıyor bile...

Gölcük’te yaşanan olayla birlikte eğitimcilerin çalışma koşulları daha fazla sorgulanmalı ve iyileştirme çalışmaları yapılması gerektiğini bir kez daha görmüş olduk.

Özellikle doğu illerinde, terör bölgelerinde çalışanlar gergin ortamlarda bulunduklarından dolayı psikolojileri daha çok bozuk...

Bizim üretken, bilgiyi faydaya dönüştüren, sorgulayan ve araştıran nesile ihtiyacımız var. Bu nedenle öğretmenlerin çabası büyük...

Öncelikle yapılması gereken, eğitimcilerin ruhsal durumunu bozan koşulların ortadan kaldırılmasıdır...

 

Velilerin son sözü...

‘‘Kim açıklayacak bunları? Ben evladımı taciz edilsin, dayak atılsın veya psikolojisi bozuk kişiler yetiştirsin diye mi emanet ediyorum? İçinde vicdan, sevgi, merhamet bulunmayan bir kişi, bizim evlatlarımıza ne verebilir ki? Her gün psikolojisi bozuk bir öğretmenin haberini duymak istemiyoruz. Çocuklarımızı kime emanet ettiğimizi bilmek istiyoruz. Tacizcisi, cinnet geçireni bağıranı, döveni o kadar arttı ki son günlerde, hangisini hatırlasak?’’

Yürekten gelenler bunlar...

Neden mi bu istek?

Çocuklarımız için...

Onların ruh sağlığının yerinde olabilmesi için...

Bazen evde şiddet yaşayan, aile ortamında yitip giden gençlerimiz çocuklarımız öğretmenlerinde teselli aramaz mı, dertleşmez mi?

Şimdiki durum ne?

 

 

Fıkra;

Temel apartmanın onikinci katından düşmüş. Arkadaşları hemen gelip sormuşlar:

"Ne oldu Temel"

Temel'de:"Vallaha ben de yeni geldim" demiş...

 

Günün sözü; Adaleti, aklın yardımı olmadan kullanmak imkânsızdır... Frevde...

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@