Salim Çetin'in 15 Temmuz 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Yazılarımda, belediye hizmetlerinde bir sistem yaratmaya dönük çabaları görmediğimde eleştirdiğim çok olmuştur.

Yapılan her hizmetin bir temele dayanması, felsefesinin olması beklenir.

Mesela sosyal yardımlarda, kentsel dönüşümde, kentte yaratılan kamusal kaynakların eşit dağıtılmasında bu beklenir.

Felsefeden ve dünya görüşünden bağımsızlaştırılmış, sadece hizmet belediyeciliği bana göre yarım bir belediyeciliktir.

Kendisini sol ya da en azından Sosyal Belediyecilik anlayışı içinde görenlerin yaptıklarını bir bağlama oturtmaları, bu bakımdan bana önemli görünür.

*

Yakın Tarihe Bakanlar Bu Örnekleri Görür…

Yakın tarihte bu güzel örnekleri başkanların geliştirdikleri uygulamalarda görmek mümkün.

Başka bir yazıda bunlardan söz edilebilir ama ben şimdi Büyükşehir Belediyesi’nin bir çalışmasından söz etmek istiyorum:

Tasarım Kenti İzmir çalışmasından…

Meraklıları bilecektir, İzmir Büyükşehir Belediyesi 24 Kasım 2009’da bir “Kültür Çalıştayı” düzenlemişti.

Uzmanları katıldığı bu çalıştayda:

- İzmir’in yenilik ve tasarım kenti olması,

- Akdeniz kentleriyle kurulacak ağ sayesinde İzmir’in bu havzada avantajlarının öne çıkarılması hedef olarak saptanmıştı.

İşte şimdi anlatacağım tasarım kenti olma çalışması, bu hedeflerden biri.

Tasarım konusunda daha önce de (2011’de ayakkabı, deri, gelinlik, mücevher, takı tasarım, mimarlık ve tekstil konularında) bazı çalışmalar yapılmış.

Başka bir çalışma da gene bu kapsam içinde “İzmir Deniz” adıyla yapılandı.

Aziz Kocaoğlu’nun başkan olduğu dönemde başında İlhan Tekeli hocanın bulunduğu ekip, Karşıyaka sahilinden başlayıp Güzelbahçe’ye kadar olan kısımda bir sahil düzenlemesi yapmıştı. İşte o çalışma da bu Tasarım Kenti İzmir kapsamında olandı ve özgün adı ise “İzmir Deniz”di.

Karataş’taki meydanın yaratılması bu kapsamdaki çalışmalardan sayılır.

İşte bütün bu çalışmalar Kültür Çalıştayı’ndaki hedeflere uygun, “İyi Tasarım/ Good Design İzmir” kapsamında yürütülüyor.

Bu çalışmaları Belediye bünyesinde kim mi yürütüyor?

Akdeniz Akademisi ve tabii ki onun paydaşları.

*

Bir Proje: Kemeraltı’nın Yüzleri…

Asıl anlatacağım konu ise Tasarım Kenti İzmir kapsamında yürütülen bir çalışma.

Bu kez işin yürütücüsü İzmir Tarih Proje Merkezi ile DEÜ GSF Grafik Tasarım Bölümü öğrencileri.

 Proje; İzmir Saat Kulesi’nin çevresinde her gün gördüğümüz kuşyemcileri, ayakkabı boyacıları, çiçekçi ve gevrekçi esnafının oturduğu sandalye, yemi koyduğu sehpa, kullandığı boya sandığı ve diğer aksesuarın estetik hale getirilmesi işi.

Bu ürünlerin yeniden tasarımlanmasıyla daha estetik ve güzel hale geleceği, Saat Kulesi’ne gelenlerin beğenisine sunulan bu objelerin kente de değer katacağı varsayılıyor.

Tasarım da bu nedenle önemli görülüyor.

Projenin hikâyesine gelince:

Akdeniz Akademisi’nin çıkardığı “Tasarım” dergisinin Aralık 2021 sayısında okuduğum kadarıyla öykü şöyle:*

Konuyla ilgili olarak Şubat 2017’de öğrencilerle atölye çalışması başlatılıyor.

Saat Kulesi etrafındaki kuşyemcileri ve diğer esnafla öğrencilerin tanışması ilk günün konusu.

Öğrenciler, o atölye çalışmasında şunları saptıyor:

Açık hava koşulları esnafta olumsuz bir durum yaratıyor. Güvenlikle ilgili problemler var ve kendilerini diğer sokak satıcılarından daha itibarsız görüyor buradaki esnaf.

Yapılacak tasarım işi, işte bütün bu kaygıları bertaraf edecek nitelikte olmalıdır.

Makalesinde Doç. Tuğcan Güler’in anlattığı o ki öğrenciler bu saptamaları da göz önünde tutarak yapacakları çalışmaları üç başlıkta topluyor:

Bir Avuç İzmir, İzmir Avuçlarında Kanatlansın, Tane Tane Mutluluk

Bütün bu çalışmalar şöyle bir pratik çözümle bitiyor:  Kuşyemcilerinin ve diğerlerinin giydiği yelek, mont, şapka, önlükle stant tasarımları yeniden ele alınıyor; daha estetik, kullanışa uygun ve kent mobilyası güzelliğinde olacak şekilde, çizimleri yapılıyor.

İkinci basamak bu çizimlerin uygulama aşamasına geçirilmesidir, doğal olarak. Ancak salgın koşulları devreye girince iş bugüne kadar bekletiliyor.

Sonuçta salgın “bitti”. Umarız “Tasarım” dergisinde hikâyesi yazılan bu iş uygulamaya geçirilir.

Şimdi eğer yolunuz Saat Kulesi’ne düşerse, bakın bakalım “İyi Tasarım İzmir” pratikte kente neler katmış, bir not da siz verin!

* Kemeraltı’nın Yüzleri: Tasarım ile Yeni Bir Enerji, Doç. Tuğcan Güler’in makalesi bu konuda iyi bir kaynak.