18.08.2021, 07:00

Tatlı dil Sancar Maruflu’ya veda!

Sancar ağabey birkaç defa kapısını çalan eceli ötelemişti ama bu kez ecel onu bizden aldı. Biz onun kaybına hiç alışmak istemedik, alışamayız da. Çok çok eminim şu anda şu satırları okuyan hemen herkesin onunla ilgili bir anısı vardır. Dün baktım, yediden yetmişe bütün İzmir ve hatta İzmir dışından bir çok kişi Sancar Maruflu’nun vefatını üzülerek aralarında paylaşıyordu. Sancar Maruflu bu ortaklaşa üzüntü ve hüzünle de bir kez daha insanları birleştirdi, buluşturdu ortak bir duygu selinde.


 Eminim Sancar ağabeyin ölümünün ardından benden çok daha iyi yazılar yazan gazeteci arkadaşlarım olacaktır. Ben onu bir gazeteci olarak ne kadar yazsam az olur. O benim ağabeyimdi. Öz ağabeyden öte. Bir çok gazeteci arkadaşımın, İzmirlinin ‘Sancar Baba’sıydı O. İzmir’in ‘Tatlı Dili’ydi.


 Sancar Maruflu ağabey insanla sığ ilişki kurmazdı, ilişkileri derindi. İnsan hayatına dokunurdu. Senin ailevi sorununla da ilgilenirdi, işsizlik sorununla da. Senin gönüllü menajerindi. İstanbul’dan bir gazete yöneticisi İzmir hakkında bilgi mi almak istiyor, hemen Sancar Maruflu’nun görüşlerine başvururdu. Sancar ağabey onlara seni tavsiye ederdi. Ankara’dan bir siyasi parti lideri İzmir hakkında bilgi mi almak istiyor, hemen Sancar Maruflu’nun engin tecrübesinden yararlanırdı. Sancar ağabey seni tavsiye ederdi onlara. Bir şirket, bir sinemacı, bir televizyoncu, bir turizmci, bir..bir.. hayatın her alanında ona danışılırdı ve o İzmir’de herkesi bilir ve ona göre tavsiyelerde bulunurdu.


 Bireysel değildi, kollektif çalışmayı severdi. Kimseyi küçük görmez, herkesle eşit düzeyde diyaloga girerdi. Yaşayan tarihti. Yaşayan bellekti. Bir gazeteci için onun ofisine uğramak birkaç haber demekti. Arşivi müthişti. Bir müze olabilecek kadar birikimi vardı. Umarım sevgili evlatları ve sevgili İzmirliler Sancar Ağabeye yakışacak ve onu ölümünden sonra da yaşatacak onun adına bir müze oluştururlar. Çünkü Sancar ağabey “İnsan yaşarken anılmalı!” derdi. Sancar ağabey yaşarken de anıldı. O aslında ölümünden sonrasını gördü. Onun hakkında çok güzel konuşmalar yapıldı, çok güzel anılar anlatıldı, çok özel günler düzenlendi. Şimdi öldükten sonra yazıyoruz, ölmeden önce söyleyemediklerimiz varsa onun hüznüyle. Ben mutluyum ama, Sancar ağabeye ölmeden önce onu ne kadar çok sevdiğimi, benim için ne kadar çok değerli olduğunu söyledim. O da bana söyledi. Onun hakkında güzel yazılar yazdım. Onunla iyi ki televizyon programları yapmışım.


 Şimdi Sancar ağabeye layık olmak istiyorsak onu bu vesileyle daha iyi anlamaya çalışarak onun kadar olamazsak da bizim dilimiz de ‘Tatlı Dil’ olmalı. Siyaset üstü ama kent içi kent önceli, düşünüp yazabiliriz.
 Sancar Maruflu Atatürkçüydü. Karşıyakalıydı ve Atatürkçülüğünü yaşamı ile ortaya koyuyordu. Öğretmen annesi daha öğrenciyken Cumhuriyetin 10’uncu yıl törenlerinde Mustafa Kemal Atatürk’e kahve yapıyor. Atatürk’ün hediye ettiği saati Sancar ağabey yıllarca onurla, gururla sakladı. Sancar ağabeyin ilk adı Mustafa!


 Sancar Maruflu sivil toplum öncülerinden. İlk göz ağrısı İzmir İl Fakirlerine Yardım Derneği. Onun sivil toplum çalışmalarını saymaya kalksam buraya sığmaz. Başta İzmir’i Sevenler Platformu olmak üzere 18 derneğin başkanı.


 Sancar ağabeyi anmanın en güzel yolu onun yolundan gitmek ve onun gibi hangi siyasi parti olursa olsun objektif kalabilmek. Mesela İzmir’in tarihsel simgelerinden Varyant’ın tarihi taşlarının asfaltla kaplanmasına çok üzüldü ve eleştirilerini hiç çekinmeden sıraladı.


 Sancar ağabey İzmir’e bir ‘Yoksullar evi’ düşünüyordu. Huzurevi değil, insanların para ödemeden bakılacakları bir ev diyordu.


 Atatürk Ormanının Milli Park haline gelmesini istiyordu. Aktif televizyonculuk yaptığım dönemde onursal başkanı 10. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in olduğu Enver Dündar Başar Onur Ödüllerinde bana da Atatürk Ormanı korunması haberlerimden dolayı ödül vermişlerdi.


 Sancar ağabeyin üzerinde en çok durduğu İzmir sevdası konulardan biri de Kültürparktı. Kültürpark’ta halk dışında hiçbir gücün etki yapıp betona gömülmesini istemiyordu. Yeraltı otoparkına da karşıydı. Zeki Müren’in anısına; TRT’nin yıkılmasıyla boşalan alanda bir park yapılmasını ve parka da; “Zeki Müren Manolyam Parkı” adının verilmesini istiyordu. Daha o kadar çok yapmak isteyip de ömrü yetmeyen işi vardı ki, şimdi ben ardından ‘Nereye gittin Sancar ağabey bizi böyle boynu bükük bırakıp’ diye yanıyorum. Sancar ağabey için gözyaşlarımı yeşil ormanlar, yeşil kültürpark, yeşil vatan için saklıyorum, ne kadar tutabilirsem artık.


 Güle güle İzmir baba, güle güle tatlı dil, güle güle Sancar ağabey…

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@