27.08.2016, 21:00

‘Tecavüz’de sınır yok!

Çaresizlik acıların en büyüğü...

Ancak çaresizlikten de daha büyük bir acı, bir annenin feryadıdır...

Bir annenin yavrusuna feryadıdır...

Gül gibi kokladıkları bebeklerine cinsel istismar yapılmasına mı yansın analar?

Evlerinden uzak yaşamalarına mı?

İtilip kakılmaya mı?

Yada ‘bir bebeği bile koruyamaz duruma’ gelmelerine mi?

 

*

Memleketimize sığınmış kadınların, çocukların çaresizliği kendini bilmezler yüzünden cehenneme mi dönmek zorunda?

Tecavüzde artık sınırlar zorlandı, sınırsızlıklar başladı.

Çocuklar derken, bebeklerde kurban olarak karşımızda.

Alçaklığın en büyüğünü yaşadık, bir bebeğe istismar ile.

Savaş olan her yerde, dünyada ve sığınmacıların olduğu hemen hemen bütün yerde, çocuklara, kadınlara ve bebeklere uzanan kirli eller ile dramlarına dram katmakta acı çekenler.

*

Bu tür pisliğin en dibini mi yaşamak gerek?

Tüm değerlerimiz nereye gitti?

Duygularımız, insanlığımız.

Şimdi ortaya dökülüp: “Ülkemize neler oluyor, neler olduruluyor?” bile diyemiyoruz.

Tecavüze uğrayanı koruyamaz olduk ki, daha da kötüsü tecavüzcülerin yanında yer alır olduk.

*

Bu şerefsizliği ne inanç ne de hukuk koruyabilir.

Bu şerefsizliğin savunulacak kısmı, insanlığın hala bataklıkta olduğu gerçeğidir.

Bir avuç bebek o, bilmez değil mi?

Oysa nasıl da yaralandı yüreği?

Nasıl acı ile başladı hayata?

Nasıl da kalbi ağlıyor kimbilir?

Sakladı tüm belleğine çirkin anıları bir bir.

*

Sanıyoruz ki; yüce düzen, ilahi düzen görmeyecek.

Biz insanlar unutacağız bu olayı da. Belki bir kaç günde sindireceğiz bu acıyı da, diğer tüm acılarda olduğu gibi.

Ancak yüce ilahi düzen unutmaz.

Hakikat var elbet.

Ancak ne zaman, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeyi keseceğiz, işte o zaman ülkemiz, her türlü vahşetten ve ahlaksızlıktan kurtulacak.

Bunu da hakikat olarak kaydedelim belleğimize.

*

Bir tecavüz olayında 'olabilir ama düşmana malzeme veriyoruz' diyebilen birileri varsa bu ülkemde benim artık birşey söylemeye dilim varmıyor.

Sadece yüreğim sızlıyor, içim çok çok acıyor.

Vicdanım hep tetikte, hep sorgulamada.

*

Sözlerin bittiği dönemleri yaşıyoruz.

İnanılması güç olayları peşi sıra sindiremiyoruz.

Tüylerimiz hep diken diken dolaşıyoruz.

Korkunç olaylar silsileleri peşimizi umarım artık bırakır...

Bu iğrenç olaylar, toplumumuzun tüm fertlerini hırpalar iken, vicdanımızın elinde kendi kendimize hesaplaşma zamanı artık.

 

 

Dip notlar;

 

Kolay...

Terör denen dert nereden türedi bilinmez.

Bilinse de bilinmez.

Her türlü terör örgütü nereden çıktı, nasıl dert oldu dünyanın başına?

İnsanlar yurtlarından göçe zorlanıyor.

Herşeye göz yumuluyor.

Beslenenler besleniyor.

Ve işin en kötüsü de kana bulamak artık kolay oldu.

Kurgulamak kolay, kalkışmalar kolay oldu.

Hayatımız pamuk ipliğine bağlı.

Hergün bir atraksiyon..

Aksiyon ve tempo.

İğrenç savaşlar, iğrençlikler , kumpaslar kolay oldu.

Çocuklarımızı toprağa vermek artık o kadar kolay anlatılıyor ki. Şehit haberi vermek bile sıradanmış gibi dillerde.

Halay çekerken ölmek kolay.

Bedel ödememek çok kolay.

Herşey artık kolay, tek bir şey zor ülkemde insan olmak...

Maalesef hala bunu başaramadık...

 

Kararlar...

 

İnsanların kararları var değil mi?

Peki toplumun bizim adımıza aldığı kararlar var mı?

Eğrisi ile doğrusu ile var. Çok var.

İçinde yaşadığımız toplumun bizim için aldığı kararlara uymak ve alışmak zorunda mıyız?

İstisnasız evet.

Alışmak ve alıştırılmak zorundayız.

Hatta karşılık vermemek ve itiraz etmemek zorundayız.

Ülke olarak ne çok arttı değil mi karar onamalar?

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Adamın biri Temel’ e sormuş
- Siz Karadenizliler, niye her soruya soruyla karşılık veriyorsunuz?
Temel cevap vermiş:
- Ula, niye soraysun?

 

Günün sözü;

'Cehennem, insan yüreğinde sevginin bittiği yerdir.' Dostoyevski


 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@