15.03.2021, 05:37

Tehlikeli maskeler!

Maskenin tam ne zaman, nasıl doğduğu bilinmemekle birlikte, bilinen en eski örnekler tarihteki “taş devrine” kadar uzandığı yapılan araştırmalar sonunda ortaya çıkmıştır.
1980’li senelerde Yehuda Çölü’nde bulunan 9 bin yıllık taş maskelerin, o dönemin önemli insanlarının yüzleri olduğu sanılıyor…
Burada bulunan maskelerin “kuş gagası” gibi yapıldığı dışarıdan gelecek pis kokulardan ve mikroplardan korunmak için içlerinin değişik otlarla doldurulmuş olduğu ortaya çıkmıştır…
1700’lü yıllarda ise Fransa’nın Marsilya Kenti’nde “veba hastalığından korunmak isteyen kişilerin ağız ve burunlarının etrafına bezler sardığı” resimlere konu olmuştur...
Daha sonraları 1900’lü yılların başında basit bir mendile benzeyen; doktorların ameliyatlar sırasında kullandığı maske, teknolojinin ilerlemesiyle evrim geçirdi ve salgınlar sırasında dayanışmanın simgesi oldu...
Günümüzde ise 2020 yılı mart ayından itibaren koronavirüs salgını nedeniyle maske değişik formatlarda yeniden üretilmeye başladı. Dünyada ve ülkemizde hızla tüketilmeye başlayınca “merdiven altı üretimin” de göz bebeği oldu.
Uzmanlar ise; amacına uygun kullanılması halinde çevreye zarar vermeyeceğini, ürünün güvenli olduğunu belirten “Conformite Europeennne” ifadesinin kısaltılmış şekli olan “CE” simgesine dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor…
Tarih boyunca mikroplardan korunmak isterken dünyada bu kadar fazla “bilinçsizce maske tüketimi” olmadı.
Dünya genelinde her ay “130 milyar adet maske” tüketiliyor. Bu rakam daha önceleri çevre düşmanı olarak “pet şişeler ve naylon torbalar”dan çok daha tehlikeli boyutlarda. Maskelerde kullanılan malzemelerin çoğunluğu ise pet şişe ve plastik torbalar gibi petrol kaynaklı malzemelerden dokunduğu için yüzlerce yıl doğada parçalanmadan kalabilme özelliğine sahip.
Bir gün “Koronavirüsten kurtulacağız” ancak; özellikle merdiven altında üretilen ve “sokakları doldurmaya başlayan tehlikeli maske atıklarından nasıl kurtulacağız” belli değil…
Sokaklara atılan bu maskeler bir müddet sonra toprağa karışacak ve insanlara kadar uzanan “gıda ve su zincirinin içinde yer alacak…”
Yazımı bir Kızılderili atasözü “Bu dünya bize atalarımızdan kalan bir miras değil; torunlarımıza bırakacağımız bir mirastır…” ile bitiriyorum…
Haftaya buluşmak dileği ile…

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@