“Korkular da yıldızlar gibi hep oradadırlar; ama gün ışığı onları gizler” Irvin D. Yalom

 

Güle oynaya test yaptırmaya gittik. Birkaç gündür baş ağrısı vardı. Ve vücudumda inanılmaz bir kırgınlık. Evimdeki yardımcının gelmemesine sinirlenip, iki gün içinde deli bir enerji ile evin her köşesini temizlemiş, terden tişörtümün yapışmasına aldırmayıp tüm işleri bitirmiştim. Daha öncede olmuştu. Sonra da üşütüp anjin olmuştum. Eşimin “kesin Korona oldun sen teste gidelim” sözlerine aldırmadım. Evden çıkmıyordum ki! Elimde dezenfektanla dolaşıyor, her yeri kırklıyorum ne Koronası?

 

DEMEYİN!Teste gidin…

 

Sırtımda ağrılar başlamıştı. Burnumdaki koku alma duyusu kalmayınca hastanenin yolunu tuttuk. Sonuç akşam çıkacaktı.

Önce hastanede görevli yeğenim aradı ve sonra telefonlar bir türlü durmadı…

POZİTİF!

İnanamıyorum! Gözümün önüne televizyonda gördüğüm ağzına burnuna borular takılı insanlar geldi. Zaten alerjim var nefesim arada zorlanır, ne yapacağım ben? Kızım ne yapacak? Ya ölürsem? Kolay öleyim bari. Ya kızım. Bensiz nasıl büyür. Büyüdüğünü göremeyecek miyim? Ama ben ona söz verdim, yaşlanmayacağım diye! Sağlıklı olacağım doksan küsurlere kadar yaşayacağıma söz verdim.

Oturduğum yere yığıldım! Sonra hemen kızımın doktorunu aradım. Ona geçmiş midir? Dr Hayim Baruh. Telefonda beni sakinleştirip şöyle dedi:

“Sakın korkma. Filyasyon ekibi gelecek ilaçları içmeyi ihmal etme. Herkes oluyor. Genelde gençler hafif atlatıyor. Çocuklara test yapılmıyor. İlaç da verilmiyor. Ona bir şey olmaz korkma. Her zaman arayabilirsin.” Allah razı olsun. Beni sakinleştirmeyi başardı.

Ya eşim. Onun alerjik astımı var. Ya nefes alamazsa!

Kızım içeride telefonda ağlıyor arkadaşına “Ne yapacağım ben kardeşim de yok yalnız kaldım” diyordu.

Eşim gelen telefonlara cevap vermeye çalışıyor, ona bulaşıp bulaşmadığını sorguluyordu.

Bir an durdum. Kovid teşhisi bana konmuştu. Ama kimse beni düşünmüyordu! Deli gibi kaçışıyorlardı benden. Al işte sana Shakespeare tadında bir trajedi. Yaralamıyor. Ama acıtıyor.

Filyasyon ekibi hemen belirdi kapıda. Şaşkın eşim içeri davet ediyor! Ekip tabii ki girmiyor! Eşime onların misafir olmadıklarını hatırlatıyorum! İlaçları verip gidiyorlar.

Ben mi nasılım? Testi yaptırmadan üç gün önce ağrılarım başladı. Sırt, omuz, dizler hele o baş ağrısı anlatamam! Ben migren zannediyordum.

Çok merak edip soran var. O yüzden yaşadıklarımı buradan anlatayım. Kalbim çok ağrıdı. Ama ilaçların üçüncü gününden sonra azalmaya başladı.

Dokuzuncu günde sırt ağrıları bir oluyor bir kayboluyor. Ağrı vücudumda dolaşıyor. En çok kalbim. Kalp ağrısı değişik bir şey. Sanki yaşadıkça ağrına giden, içine attığın, üzüldüğün ne varsa hepsi birden dile geliyor. Seni sana şikayet ediyorlar. O ağrıdıkça sen daha çok üzülüyorsun, ağlıyorsun sen sandığın yaşadıklarına.

Tomografimi çeken doktor; “Her Kovid vakasında görülen akciğer puslanması sizde de var, ikinci hafta önemli, ya zatürreye çevirecek ya da hafif atlatacaksınız, çok dikkat edin” Ben, bir antibiyotik bir ilaç vermesini beklerken vere vere kuru aspirin verdi. Meğer emboli için çok önemliymiş. Sağlık ekipleri söylemiyor. Kovid mikrobuna maruz kalanlar mutlaka aspirin almalıymış. Virüs damarlara pıhtı atabiliyormuş.

Moral bir yükselip bir alçalıyor. Arkadaşlarım, dostlarım, hocalarım arayıp soruyor. İnanır mısınız Çeşme’den yemek yapıp yollayan yazlık komşularım var. Böyle zamanlarda aranmak, sevildiğini hissetmek çok kıymetliymiş! İşte o zaman kalbimin ağrısı hafifliyor biraz.

Bir de sulu göz oldum şu sıralar. Hastalıktan olacak gerginim çok. Yaşama arsızlığımdan değil, hastalığın bedenimde araz bırakmasından. Sevdiklerime yük olma korkumdan.

Şu yaşıma gelinceye kadar çok rahatsızlıklar, hastalıklar ve ameliyatlar geçirdim. Hayattaki tek kıskançlığım, başkalarının sağlığı oldu. Ama onu da yenmeye çalışıyor insani duygularım bu ara. Herkesin bu dünyada dersi ödevi farklı diyerek, şükür ederek…

Öyleyse yaşadıklarımdan şiirli bir felsefe çıkarayım kalan ömrüme…

 

OLGUNLUK TEORİSİ

Yaşadıkça,

Eksilerek her şey yeniden

Sonsuza kadar eksilenlerin

Yerini,

Bir olgunluk üzerinden

Tamamlamaya çalışırız inceden… Gamze Gürel/ Ay Sarmalı