10.10.2021, 21:41

TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZ - 2

27 Eylül 2021 tarihli yazımı şu sözlerle sonlandırmıştım. Çevremizde çok sayıda "gemisini kurtarmaya çalışan kaptan", "görev ve sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş aydın", "rüşvet almayı yadırgamayan görevli" vardır. Bu olumsuz durum bir kader midir?

Elbette hayır. Bu konudaki düşüncelerimi bu yazıda paylaşacağım.

Bu sonucun baş sorumlusu, kendinden beklenen işlevi tam olarak yerine getiremeyen eğitim sistemidir. Bu sistem: "devlet kapısına hücum etmekten başka seçeneği olmayan niteliksiz bir iş gücü ordusu", "yeteneklerinin karşılığını alamadıkları için yurtdışına akan beyinler", "yetmez ama evet diyen halktan kopuk aydınlar" yaratarak bir değerler bunalımına yol açmıştır. Yine bu sistem, cumhuriyete bağlılığı tam olarak sağlayamamış; şeriatçılar, kafatasçılar ve anarşistler gibi kendileri dışındakilere yaşam hakkı tanımayan sağlıksız uç görüşlerin militanlarının yetişmesine olanak tanımıştır.

Durum,  dünyanın çok yerinde benzerlik göstermekte ve “bireysel çıkarlarım her şeyden değerlidir” anlayışının egemenliği sonucunda, “yolsuzluk” öyküleri birbiri ardına insanlığın gündemine girmektedir. Yolsuzlukların artması, toplumsal değerlerin ve devlet otoritesine güvenin yitirilmesine; çalışmadan başarıya ulaşılabileceği ve kolay para kazanılabileceği anlayışının güçlenmesine neden olur. Bu bağlamda: “kısa yoldan köşeyi dönme”, “benim memurum işini bilir” felsefesi yaygınlaşır ve topluma yönelik projeler rafa kalkar. Kişisel çaba ve rekabetle başarılı olunacağına inanmayan yurttaş, kendisine yönelik çalışmaları askıya alarak “Çalışmasam da olur” yaklaşımını benimser. Sonuç olarak: yolsuzluk ortamıyla birlikte: toplumu ortak hedeflere yönlendiren ortak tutum ve ortak değerler ortadan kalkar; doğru-yanlış, iyi-kötü hakkındaki yargılar farklılaşır ve toplumsal sorumluluk duygusu zedelenir. 

Kuşkusuz, umudu yeşerten gelişmeler de var. İnsan hakları ve demokrasi kültürü, insancıl düşünceyi evrensel olarak geliştirerek yaygınlaştırmakta ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmektedir.

İnsan haklarına saygı; özgürlük, eşitlik ve sosyal adalet düşüncesi; çoğulculuk ve katılımcılık demokrasi kültürünün temel bileşenleridir. İnsan haklarını bilme hakkı ve uygulama sorumluluğu, toplumsal duyarlılığı ve sorumluluğu geliştirmektedir.

Demokrasilerde hak ve özgürlüklere yönelik en sağlıklı açılımları, sivil toplum örgütleri yapar. Bunun temel nedeni, sivil toplum örgütlerinin olaylara salt toplumsal yarar açısından yaklaşmalarıdır.  

Bu noktada, Jean Jacques Rousseau’nun sözlerini iletmek istiyorum: "matematikçilerimiz, fizikçilerimiz, kimyacılarımız, ozanlarımız, müzisyenlerimiz, ressamlarımız var; ancak yurttaşlarımız artık yok!".
 

Bu yakınmanın konusu olan ve yokluğu hissedilen yurttaş: içinde yer aldığı toplumdaki ve diğer insanlarla paylaştığı dünyadaki sorunlara ilgi duyan, bunlar hakkında bilgi sahibi olan, bu sorunların çözümü için gerekli becerilerle ve yeteneklerle donanarak çözüm öneren ve bu önerilerin yaşama geçebilmesi için çaba gösteren kişi olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda, 21. yüzyılın etkin, yetkin ve katılımcı yurttaşından beklentilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:

⮚   Eleştirel düşünmeyi, sorumlu davranmayı, sorunlarını/uyuşmazlıklarını şiddet içermeyen yöntemlerle çözmeyi; demokratik toplumun ve insan haklarının temelindeki ilke ve süreçleri, iş birliği içinde çalışıp örgütlemeyi; grupla birlikte karar vermeyi; haklarını korumak ve kullanmak için eyleme geçmeyi bilir,

⮚   Çevre sorunlarına duyarlıdır,

⮚   Kendini ifade etmeyi, dinlemeyi ve sözsüz iletişim araçlarını kullanmayı başarır;

⮚   Kişilerle iyi ilişki kurabilme yetenekleri ile düşünce üretme ve araştırma becerileri gelişmiştir,

⮚   İnsan onuruna ve insan haklarına duyarlı ve saygılıdır; dünyanın neresinde olursa olsun, insan onuru ile bağdaşmayan uygulamalara karşı çıkar,

⮚   Doğmalardan ve ön yargılardan arınmıştır,

⮚   Şiddete karşıdır ve barışa yandaştır,

⮚   Adalet, özgürlük, eşitlik gibi kavramları özümsemiştir,

⮚   Hukukun üstünlüğüne ve hukuk devletine inanmıştır; haksız uygulamalara ve haksız (adil olmayan) yasalara karşı tavır alır,

⮚   Haklarının ve özgürlüklerinin neler olduğunu, bunları korumanın ve kullanmanın yollarını bilir,

⮚   Yurttaşlık bilincine, sorumluluğuna ve eylem iradesine sahiptir,

⮚   Kararları, aklın ve bilimin önderliğine dayalı olarak ve bireysel çıkar kaygılarını gözardı ederek verir,

⮚   Olmazsa olmaz bir koşul olarak “toplumsal sorumluluk” duygusu yüksektir.

Ülkenin çağdaş uygarlık düzeyini yakalayabilmesi için, içinde yaşadığımız toplumsal katmanlara karşı çağdaş bir yurttaş olma niteliği ile uyumlu görev ve sorumluluklarımız olduğuna inanmamız ve böyle gelmiş, böyle gider türü edilgen yaklaşım kendimizi arındırmamız gerekir.

Bu yönde bir isteğin, cesaretin ve kararlılığın olduğu yerde değişim ve  gelişim olur. Bu değişimin ve gelişimin itici gücü: bireyden topluma uzanan çizgideki tutarlı, dengeli ve özeleştiri boyutu ön plana çıkan etkin bir iradenin varlığı olmaktadır.

Bu iradeyi yaşam biçimine dönüştürme kararlılığında olan aydın bireyler olarak hedefimiz: tüm yetkinliklerimizi kullanarak içtenlikle ürettiğimiz ve hakça paylaştığımız ortak bir geleceği şekillendirerek barışı ve mutluluğu sürdürmektir.

Yorumlar