24.10.2014, 21:00

Topraklara ne oluyor?

Tarım alanları kapış kapış gidiyor...

Ekilebilecek topraklarımıza ne oluyor?

Nasıl değerlendiriliyor?

Yeni trend şu; yatırımcı olarak yer gözle, geniş tarım arazilerini kirala veya satın al, yani yer kapat...

Kimler kapatıyor dersek sanırım daha iyi olacak...

Dünyada da bu salgın var...

Sadece ülkemizde değil...

Ekilebilecek bir avuç toprak var o da saldırı altında, rant ellerinde...

Her yeri beton yaparak ne kazanacaksınız zaman gösterecek...

Veya endüstrileştikçe, fabrikalarınız arttıkça doğayı katletmenin cezasını kim çekecek?

Vurdumduymazlık had safhada...

Şirketler arası paylaşım had safhada...

Hektar hektar kapatılan alanlar inşaata açılıyor...

Hektar hektar kapatılan alanlar gelişme uğruna modernleşme uğruna yok ediliyor...

Ebeveynler gelecek nesillere bina bırakacak.

Aslında onlar, toprakları ele geçirenlerin elinde bir oyuncak...

*

‘Dünya’dan bir rakam vereyim... 2007’den bu yana her yıl aşağı yukarı kapatılan hektar ne kadar biliyor musunuz?

10 milyon hektar...

Ve bunun parsasını da yiyenler zengin ülkeler...

Çünkü kapatılan alanlar genelde fakir ülkelerin tarım alanları...

Halk zaten yoksul...

Cahil...

Ve bunun yanında hiç de göz ardı edilemeyecek bir durum da var...

Bu da tarım arazilerini ele geçirenler, tabii su kaynaklarına da el koyuyor...

Adı lazım değil bankaları saymıyorum bile...

Gelişmekte olan ülkelerde, son on yıl içinde Batı Avrupa ülkelerinin toplam arazisine eşit miktardaki 227 milyon hektar arazi uluslararası şirketlerin kontrolüne geçti...

Alın size gelişme...

Bu girişimler gizli yürütüldü...

Neden?

İrdeleyenler yüzünden...

*

Uzun sözün kısası, tarıma ne olacak?

Ne yenecek?

Ne kadar tüketim var?

Kimler aç, kimler tok kimsenin umrunda değil...

Göstermelik bağışlar, göstermelik yardımlar hep göz boyama...

Hele ki ülkemizde gösterilen inşaat reklamlarına sinir olduğum kadar şu sıralar hiç bir şeye sinir olmuyorum...

Boyuna sıra sıra lüks ev, rezidans vs vs reklamları...

Bu büyük şirketlerin patronları yani ‘tepede ki şahıslar’ herşeye karar verirken, bizler de aval aval lüks ev seyredelim...

Vay ülke ne de güzel gelişiyor?

Vay vay inşaat sektörü çığ gibi büyümekte...

Ve derler ki tarım arazilerine asla dokunulmuyor?

Peki dokunulmuyor da, bazı araziler tarım arazisi olarak neden iyileştirilemiyor?

Bir yerde zamanında yanan bilmem kaç hektarlık ormanın bulunduğu alan hemen de otel olabiliyor?

Lüks otel...

*

Aslında ülkemizde doğayı katleden ve tarım arazilerini katledenlerin listeleri yayınlanmalı...

Sıra sıra...

İsim isim...

Bakınız ki ‘Dünya Bankası’ salkım salkım öğütlerle ekolojiyi destekler görünürken, 2007-2008 gıda krizine büyük katkı sağlamıştı...

Güya çabası vardı beslenmeye, açlığa çare bulmaya...

Bir plan uyguladı ve bu planı uygulayan ülkeler de açlık ve ayaklanmalar baş gösterdi... Hatta iddialar farklı bir boyuta ulaştı ve ‘Dünya Bankası’nın da arazi kapattığı konuşuldu...

Bol bol ver krediyi, parayı...

Alan ise ne yaptı? Ürettiklerini zengin ülkeye pazarladı...

Sömürge sisteminde yeni bir numara oluştu...

Dünya da halen bu sistemin işlemesi yüzünden açlıkta...

*

Afrika’dan Asya’ya kadar çeşitli ülkelerde uçsuz bucaksız araziler kapatılıp o ülkenin yerel gereksinimleri görmezden gelindi...

Gelişmiş ülkelerin beklentilerine yönelik her yol denendi...Ve üretim yapıldı...

Sonuç o ülke halkı ortada...

Ülkemizde farklı mı sanıyorsunuz?

Bankalar bol bol kredi dağıtmıyor mu?

Bol keseden saçılmıyor mu?

Ne için hibrit tohum için...

Yerel üreticim, köylüm hibrite geçsin diye...

Acaba bu tarım arazilerini kapatanlar listesi yapılsa ülkemizde kimler önde olur?

*

İnşaat sektörü tarım arazilerinden, ormanlardan elini çeksin...

Sahte rezidanslarla ruhumuzu bitirmesin...

Peki bu yapılan yer kapmanın nelere yol açtığını göremiyor musunuz?

Ürünlerde büyük fiyat artışına...

Muhtaçlığa...

Doğallığın bitimine...

Tekdüzeliğe...

Lütfen irdeleyelim...

Doğallığı geri getirelim...

 

 

Dip notlar;

 

Oyuna gelme...

 

Çiftçisiniz. 

Tarlalarınız var...

Ve ekiyor biçiyorsunuz...

Tohum alıyorsunuz...

Neden?

Gelecek yılın mahsulünü ürütmek için...

Ama olmazzz....

Neden?

Kurallar değişti... 

“Dünya nüfusu artıyor, yeryüzünde açlık var’’ diyerek kuralları değiştirdiler...

Büyük firmalar telif hakları ile insanlığı ele geçirdiler...

Çiftçi endüstriyel tohumların gelişmesini destekleyecek ya...

Ve tarım alanında daha verimli ürün elde edecek ya (sözde)...

Büyük firmaların özel olarak ürettiği ve patent taşıyan tohumları alacak ya...

Bilin ki; Yüzyıllar boyu sürmüş, geleneksel çiftçilik bitiyor...

Lütfen bilinçlenelim ve bu oyunlara gelmeyelim...

Endüstriyel tohumu her yıl yenilemek zorundasınız oysa geleneksel tohumu 5 yıl gibi verimli kullanabilirsiniz...

Unutmayın rant her zaman acımasızdır...

Tohumumuza sahip çıkalım....

Ürünün tadını, kokusunu alalım...

 

Salgın...

Mers ve ebola salgını tüm dünyayı düşündürüyor...

Ebola yaklaşık 30 yıldır aslında gündemde...

Bu yıl hızla artması ise düşündürücü...

Ben nedense virüs konularında biyolojik değerlendirme çerçevesinde daha farklı düşünüyorum...

Kısa bir not vereyim...

Ebola kan ve sıvı yoluya bulaşırken, mers ise solunum yolu ile de bulaşabiliyor...

Bu konuda salgın olan ülkelere gidecekler daha dikkatli davransınlar...

Ebola batı Afrika ülkelerinde büyürken, ‘Mers’ Orta doğu ve Suudi Arabistan’da büyüyor...

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Bir bektaşi, merkebine odun yükleyip şehre gelirken karşıdan tüccar kılıklı iki adam peyda olarak: "Şu zındıkla alay edelim!" diye Bektaşiye yanaşıp selam verince Bektaşi de durur, merkebi de. Tüccarlar işaretle: - Bu eşeğin ne düşünüyor? - Odun taşımaktan yorgun düştü de, artık kasabada ticaret etmeyi düşünüyor!

 

 

Günün sözü;

"Ne kadar zengin olursan ol yiyebileceğin kadar yersin. Testiyi denize daldırsan alabileceği kadar alır, gerisi kalır." Mevlânâ 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@