28.05.2020, 22:26

Truva Atı

Uzun zamandır, Yunan Mitolojisi’ni yazmayı unuttuk. Bu gün o efsanelerin “çok güzel bir dille anlatılması”nın içinde en önemli yeri de “Truva Atı” tutmaktadır…

Uzun zamandır, Yunan Mitolojisi’ni yazmayı unuttuk. Bu gün o efsanelerin “çok güzel bir dille anlatılması”nın içinde en önemli yeri de “Truva Atı” tutmaktadır…
Bence “Truva Atı”nı bilmeyen yoktur. Yaklaşık 3 bin yıldır konuşulan bu hikâye, Yunan ve Roma mitolojilerine dayanıyor. Ben bugün Yunan Mitolojisi’ne göre “dünyanın en güzel kadını olarak kabul edilen Helena ve eşi Sparta kralı Menelaos’un hikâyesini aktarmaya çalışacağım…
Bu hikâye Anadolu’nun batı kıyısında, Çanakkale’nin İzmir’e doğru 6 kilometre uzağında yaşanmıştır…
Yunan Mitolojisi’ne göre, Helena ve Menelaos’un düğününe Deniz tanrıçası Thetis, nifak tanrıçası Eris dışında tüm tanrı ve tanrıçalar davet edilmiştir. Bunu bir türlü içine sindiremeyen Nifak tanrıçası Eris, ortalığı karıştırmak ve tanrıçaların kıskançlığını kabartmak için “en güzel tanrıça kimdir?” sorusunu ortaya atar. Tanrıçaların hiçbiri kendisinin diğerinden daha çirkin olduğunu kabul etmez. Kentlerin koruyucusu ve akıl tanrıçası olan Athena ile aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’e göre de en güzel kendileridir. Sonunda sorun baş tanrı Zeus’a götürülüp, ondan hakemlik yapması istenir. Ancak Zeus bu işe karışmak istemez ve hakem olarak Paris'i seçer. Paris, bu haberi Zeus’un habercisi olan tanrı Hermes’den alır. Hermes, Zeus’un haberini verdikten sonra Paris’e bir elma verir. Paris’e bu elmayı hangi tanrıçayı güzel bulacaksa ona vermesi söylenir. Tanrıçalar, güzellik yarışmasını kazanabilmek için Paris’e bir sürü rüşvet teklif ederler. Hera, Asya Krallığını, Athena, sonsuz akıl ve başarı, Afrodit ise, dünyanın en güzel kadının aşkını vereceğini ifade eder. Afrodit’in teklif ettiği kadın, ise Sparta Kralı Menelaos’un karısı Helena’dır. Bu haberden etkilenen Troya prensi Paris, ziyaret için geldiği Sparta’da kralın karısı, kraliçe Helena’yı kaçırır. Helena’yı geri getirmek ve zedelenen onurunu onarmak isteyen Menelaos, kardeşi, Miken kralı Agamemnon’un komutasında dev bir ordu oluşturur. Ordu Troya’ya yelken almış, karargâh kurmuş ve kenti kuşatma altına almıştır. Yunanlar 10 yıl boyunca kuşatma altında tuttuğu Troya’ya giremez.

Bu sırada savaş kurnazlığı ile bilinen Yunanlıların ünlü İthaka kralı Odysseus'un planına göre geri çekilmeye başlarlar. Hazırladıkları tahta atı da Troya’nın kapılarına bırakırlar. Atın içinde seçilmiş en iyi askerler vardır. Troyalılar, zafer simgesi olarak gördükleri bu atı şehrin içine alıp kutlamalar yaparlar. Hava kararınca, atın içinde saklanan askerler dışarı çıkarak kentin kapılarını açar, dışarıda bekleyen Yunan orduları da içeri girer. Ancak; Troya’nın düşüşünden sonra, hayatta kalanlar ve askerler kazandıkları zaferin keyfini çıkaramaz. Çünkü; tanrılar kentin yağmalanması sırasında kutsal olan her şeye karşı saygısızca davranılmasına kızmıştır. Bunun için de savaşın içinde bulunan herkes tanrılar tarafından cezalandırılır. Bazı anlatımlara göre; Melenaos, Helen’i geri almış, Paris hayatını kaybetmiştir.
Ancak; Paris’in, Helena’ya olan aşkı ve savaşın sonucu “Hemoros’un İlyada destanı”nda yoktur…
Efsaneye göre kral soyundan gelen Aenias bu savaştan kurtulan tek Truvalı’dır ve Roma şehrini kuracak olan iki kardeşin atası olmuştur. Roma’nın kuruluşunu da başka bir yazımda sizlere aktaracağım…
Bu savaşı bazı tarihçiler; aşk ve intikam için değerlendirselerde, kent yağmalanırken sadece altın ve kıymetli eşyaların götürülmesi nedeniyle ekonomik sıkıntılara da bağlamıştır...
Baz
ı hikâyelerde Truva’nın büyük bir deprem sonucunda yıkıldığı yazılmıştır. Deprem Tanrısı olan Poseidon'un, Yunan Mitolojisi’nde at ile simgelenmesi bu konudaki fikirleri doğrulamıştır…
Bu hikâyeyi neden yazdım biliyor musunuz? Artık Covid 19’dan çok sıkıldım…
Haftaya buluşmak dileği ile…
 

Yorumlar