İzmir Tabip Odası yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Süleyman Kaynak’ın gündeme getirdiği ‘hekimlerin yurt dışına göç etmesi’ durumunu ve bunun sebeplerini Türk Tabipleri Birliği Merkez Komitesi Genel Sekreteri Vedat Bulut, Radyo  programında anlattı.

‘2003 yılından bu yana hekimlerin satın alma gücünde büyük bir düşüş yaşandı’

Prof. Dr. Vedat Bulut, hekimlerin Türkiye’de yaşadıkları iş güvence sorunlarını ve satın alma gücündeki düşüşü betimledi:

“Yedi başlık altında bu göçün nedeni görülebilir. Bunlardan bir tanesi mali konular, Türkiye’de hekimlerin aldığı maaşlar 2003 yılından bu yana satın alma gücünde büyük bir düşüş yaşandı. Göstergelerin artırılması ile ilgili Türk Tabipleri Birliği’nin bir yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verildi. Bu ekonomik durumun düzeltilmesi lazım çünkü yurtdışında çok daha iyi mali imkanlar bulanlar gidiyorlar. İkincisi baskılar ve iş güvencesi eksikliği, şimdi 657 ve 2547 sayılı yasalardan kaynaklanan hekimlere bir takım iş güvenceleri vardı. Bu iş güvencesi zayıflatıldı. Bir Kanun Hükmünde Kararname ile insanlar bir günde işlerini kaybediyorlar. Bunun son örneğini Benan Koyuncu olayında gördük. Yine elimizdeki bize şu ana kadar başvuran altı kadar hekimin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, soruşturma olmaksızın, hukuki bir karar olmaksızın yani bir mahkemede aldığı bir hüküm olmaksızın işlerine son verildi.”

‘Türkiye’de hekimlere günde 30 kere sözel, 5 kere fiziksel şiddet görülüyor’

Doktorların eğitim haklarının ihlal edildiğini söyleyen Prof. Dr. Vedat Bulut, “Devlet memuriyetini sonlandırdığı kişilerin eğitim hakkını da engellediler. Çalışma Bakanlığı’nda işyeri eğitimi sertifikası almak için ödeme yapıp kursları alarak sertifika almak isteyenlere sertifikası bile verilmeyen bir sistemle karşı karşıyayız, bunların sayısı yüzlerce. Bu da bir ihlaldir. Eğitim, çalışma hakkının dışında planlanması gereken bir konudur. Bir diğer madde şiddet olayı, Türkiye’de sağlıkta şiddet çok artıyor. Günde 30 kadar sözel, ortalama beş kadar da fiziksel şiddet görülüyor. Nihayet son şiddet olayını Sarıkamış’ta gördük. Bir hekimin evine gelen misafirinin cinsiyetinin sorgulanması gibi birtakım gayri ahlaki tutumlar var Türkiye’de” diye anlattı.

‘Türkiye’de binlerce hekimin ailesi mecburi hizmet kavramı içerisinde parçalanmış durumdadır’

Prof. Dr. Vedat Bulut, Türkiye’de doktor ailelerin atandıkları illerden dolayı ayrı yaşamak durumunda olduğunu “Türkiye’de binlerce hekimin ailesi şu anda mecburi hizmet kavramı içerisinde parçalanmış durumdadır. Eşi ihtisasına devam ederken diğer eş bir başka kente görevlendiriliyor. Bir de bunlara stratejik personel gibi kutsal bir kavram giydirilmeye çalışılıyor. Halbuki çok eskiden eş durumu tayini ile insanlar aynı kentlere verilirlerdi. 35 yaşına kadar hekimler artık ikamet edecekleri bir ili bile seçemiyorlar” diye aktardı.

‘Malpractice’ davalarında birtakım simsar kuruluşlar oluştu’

‘Malpractice’ davalarının Türkiye’de çok arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Vedat Bulut, bu durumun uzmanlık alanlarına dağılımı ve hekimlerin yurt dışına göçünü nasıl etkilediğini “Bir diğer neden de ‘malpractice’ davaları Türkiye’de çok arttı ve bunun istismar edildiğini görüyoruz. ‘Malpractice’ davalarında birtakım simsar kuruluşlar oluştu. Özellikle kadın doğum uzmanlarının down sendromu ile ilgili şu anda milyonlarca liralık tazminat davaları söz konusudur. Halbuki devletin genetik taramalarında bu testler yapılıyor ve aileye bir seçenek sunuluyor. Birtakım kuruluşlar tarafından hekimler sıkıştırılarak 6.5 milyon lira tazminat istenen var. Bazı alanlarda Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda tercih düştü. Örneğin kadın doğum, genel cerrahi, kalp damar cerrahisinde asistan bulunamıyor Türkiye’de çünkü insanlar seçmiyor. Birçok kentimizde pratisyen hekimler hocalara yardımcı olsun diye Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendiriliyor” diye söyledi.

‘Tarihsel sürece de bakacak olursanız bilim takdir edilmediği yerden gider’

Prof. Dr. Vedat Bulut, her yıl Türkiye’den ayrılan doktor miktarını konusunda “Eylül ayı itibariyle şu anda bin kişiyi geçmiş durumdayız. Geçtiğimiz yıl mezun sayımız 10 bin 500, binini daha şimdiden kaybetmiş durumdayız, yüzde 10’u kayıp. Eskiden öğrenciler TUS dershanelerine giderlerdi. Şimdi Almanca kurslarına gidiyorlar çünkü Almanya çok iyi imkanlar veriyor. Biz bu öğrencilerin transkriptlerine ve fakülte başarılarına baktığımızda hepsi çok başarılı öğrenciler, en fazla 4-6 ay içinde denklik alıyorlar o ülkelerden. Tarihsel sürece de bakacak olursanız bilim takdir edilmediği yerden gider. Kendisine layık olduğu yeri bulur. Batı ve Doğu uygarlıklarındaki çöküşlere bakarsanız temelinde bilimsel göçler vardır. İskenderiye kütüphanesinin oluşmasını, Kordoba’yı, onun öncesinde Bağdat kütüphanesini düşünün. Hep göç ettikleri yerleri kalkındırmışlardır. Diğer ülkeler ise beyin güçlerini kaybetmişlerdir. Türkiye için son derece acı bir durum bu” ifadelerini kullandı.