Hekimlere ek ödeme düzenlemeleri de içeren kanun teklifine dair açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği, düzenlemenin Aralık 2021'de Meclis'e sunulup geri çekilen düzenlemeden bile daha geride olduğunu ifade etti

Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu. Türk Tabipleri Birliği (TTB) yasa teklifi ile açıklama yaptı.

Teklife göre, 1 Ocak 2029’a kadar sözleşmeli aile hekimi olarak çalışanlar, tıpta uzmanlık sınavı sonuçlarına göre merkezi yerleştirmeye tabi olmaksızın, Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenen esaslar çerçevesinde aile hekimliği uzmanlık eğitimi yapabilecek.

Tabip veya diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olup, aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olan tabip ve diş tabiplerinden ilgili mevzuatına göre uzman olanlara, 26.000 gösterge rakamının, uzman olmayanlara 20.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay emekli aylıklarıyla birlikte ilave ödeme yapılacak.


Aralık 2021’de Meclis’e sunulan ancak sonrasında geri çekilen kanun teklifinde hekimler adına daha ileri düzenlemeler olduğunu ifade eden Türk Tabipleri Birliği (TTB) yaptığı açıklamada düzenlemenin yeterszliğine dikkat çekti. TTB’nin açıklamasında öne çıkan kısımlar şöyle:

Fizik tedavi sürecine robotlar da katıldı Fizik tedavi sürecine robotlar da katıldı

"Sağlıkta Dönüşüm Programı ile piyasalaşan; hastaya müşteri, hastanelere işletme ve bizlere de köle gözüyle bakılan Türkiye sağlık sistemi; pandemi ve krizlerin etkisiyle gittikçe tıkanmaktadır. Sağlık sistemindeki tıkanmışlığının çözümü için ise sistemi gözden geçirip değiştirmek yerine; yaşananlardan ders alınmamışçasına, çalışanların üzerine daha fazla yüklenilmektedir. Çalışanların ücretleri her geçen ay erirken çalışma şartları daha da zorlaşmaktadır. Hekimlerin büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında ücret alırken, her gün sağlık kurumlarında yaşanan kaos ortamını idare etmek zorunda kalmaktadırlar. Dayanılmaz hale gelen koşullar sonucu son iki yılda binlerce hekim kamudan istifa etmiş ve yine binlercesi yurt dışına gitmektedir. Uzun süredir nitelikli sağlık hizmeti alamayan toplum; artık hekim bulamamaktadır.

Aralık 2021’deki düzenlemede pratisyen hekim sabit ek ödeme oranları %180’den %450’ye; uzman hekimlerin %335’ten %695’e, eğitim görevlilerinin %410’dan %770’e yükseltilecekti. Mevcut yasa teklifinde ise pratisyen hekimlerin sabit ek ödeme oranı %180’den %265’e yükseltildi. Örneğin; 3.773 lira olan pratisyen sabit ek ödemesi, Aralık 2021’deki düzenlemeyle 9.000 lira civarında olacak iken, yeni yasa teklifiyle 5.000 lira gibi bir miktarda olacaktır.

Altı aydır merakla beklenen düzenleme, hekimler ve sağlık çalışanlarında büyük ölçüde hayal kırıklığı yaratmıştır. “Yetersiz de olsa olumlu ancak kapsayıcı değil” diyerek eleştirdiğimiz 2021 yılının aralık ayındaki düzenlemeye göre birçok açıdan daha geride bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız. Üstelik, aralık ayındaki düzenlemede ödemeler sabit ek ödeme üzerinden artarken; mevcut yasa teklifinde ödemeler daha güvencesiz olan performans ve sözleşmeli çalışma üzerinden artırılmakta; mesai dışı çalışma teşvik edilmektedir. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğunun emekliliğe yansıyan tek ödeme isteğine rağmen performansa dayalı ek ödeme ısrarı halen devam etmektedir. Sonuç olarak; yaşanılan ekonomik kriz nedeniyle geçinemeyen hekimlerin ve sağlık çalışanlarının emekliliğe yansıyan ücret artışı, sağlıklı çalışma şartları talepleri yine sonuçsuz bırakılmıştır. Önümüzdeki dönemde de sağlık çalışanlarının geçinmekte çok zorlanacakları ortadadır.

Türk Tabipleri Birliği olarak hekimlerdeki en düşük ücretin yoksulluk sınırının en az iki katı olmasını, 7200 ek göstergeyi, tüm çalışan ve emekli sağlık çalışanlarına insanca yaşayacakları maaş verilmesini aylardır talep ediyoruz. Ancak mevcut yasa teklifinden de görülmektedir ki hekimlerdeki en düşük aylık; temmuzda ücretlerimize yansıyacak enflasyon farkına rağmen, yine yoksulluk sınırının altında kalacaktır. Aylardır beklememize ve taleplerimizi en yüksek sesle dile getirmemize rağmen aklımızla dalga geçen bu zayıf düzenlemeyi kabul etmiyoruz. Hakkımız olanı alana kadar eylemlerimize devam edeceğimizi duyuruyoruz."