Essential & Infinitech CEO'su Medicana Grup Başkan Yardımcısı Yapay Zeka Teknoloji Derneği Kurucu Başkanı Esen Girit Tümer, teknoloji alanında bir unicorn şirketine sahip olan ilk kadın CEO olarak anılıyor. Son 25 yıldır medikal sağlık sektöründe çalıştıktan sonra, 2020 yılında koronavirüs salgınının başlamasından hemen önce teknoloji alanına taşınan Tümer, İstanbul ve ABD merkezli iki teknoloji şirketini yönetiyor. Yapay zekanın sağlık sektörünün işleyişinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğine işaret eden Tümer, hayatımızın her köşesinde etkisi olan teknolojileri konuştuk.

P: Esen Hanım sizi biraz tanıyabilir miyiz?
 
 
E: Ben teknoloji aşığı bir kadınım. Eğitim Hayatım  dilbilim alanında başladı.  Akademisyen olmayı planlarken Microsoft’ta stajyerlik yaptığım dönemde ,  Amerikalı yöneticiler  ‘Sende ticari zeka var, boş ver akademisyenliği ’ dediler  ve bir anda rüzgar farklı yönden esti. Kendimi Amerika’da UCLA ‘de işletme masteri MBA yaparken buldum. 

Kariyerime ilk Johnson&Johnson’da sağlık sektöründe başladım ve çok keyif aldım. 1000’den fazla ameliyata girip bu alandaki teknolojiyi tanıtma fırsatım oldu. 26 yıl kurumsal hayattan sonra Endüstri 4.0 toplantısındayken çok güzel bir kelime duydum. ‘İleride Genel Müdürlük pozisyonları kalmayacak’ diye. Bende bir aydınlanma oldu ve , dedim ki; “Ne yaparsan yap genel bir şey yapma özel bir şey yap” diyerek teknoloji tutkumdan yola çıkarak  Amerika’da Boston’da Harvard Üniversitesinde yapay zeka eğitimi aldım ve teknoloji alanında  Yapay Zeka ekseninde  girişimci oldum.
 
 
P: Esen Hanım bu aslında tam sizin “Kendim için ve kendimi geliştirmek için ne yapabilirim” diye düşündüğünüz noktada mı oldu bu değişim?
 
 
E: Benim hayatımda başarı ve ödüller hep vardı fakat bir süre sonra tekrarlıyorsunuz kendinizi. Ben 30’lu yaşlarımda genel müdür oldum. Bundan sonra tutkumu takip etmem gerek diyerek bir yola girdim.  ömür uzuyor,  yüzyıl yaşıyoruz en az, teknoloji bunu bize sağlıyor olacak  zaten, 50 yaşında bir CEO isen  son 25 yılda yapmış olduğun şeyi tekrarlayarak önümüzdeki 25 yılda başarılı olma şansın yok. Hatta 1 değil, 2 değil 3’üncü kariyer bizleri bekliyor
 
 
P: Şimdi 2 şirketiniz var biri New York’ta biri Türkiye’de, pandemiden önce kurulan bir şirket biri, biraz bu süreci anlatır mısınız?
 
 
E: Kurumsal hayatta çalışırken çok ilginç bir şey oldu. Amerika’da iş imkanım  çıkmıştı, Connecticut’ta  evlere bakıyorum, kabul edeyim mi etmeyeyim mi? Sözleşme gereği Gidersem 5 sene kalmam gerekiyordu, içimden kalmak geçmiyor. Uçağa bindim Türkiye’ye geliyorum. LinkedIn üzerinden İngiltere’den mesaj geldi bana. Manchaster’de Giyilebilir teknolojilerde bir firma danışma kurulunda olmamı istedi

Beni nereden buldunuz dediğimde ‘Google üzerinden “medikal teknoloji , yapay zeka ve sağlıkta kadın lider “ anahtar kelimesi ile arama yaptığımızda siz çıkıyorsunuz’ dediler. Ben çok mutlu oldum. Londra’ya gittim, orada giyilebilir teknolojilerde katkıda bulunabileceğimi   düşünerek ‘
Esen senin artık özgürce uçma zamanın gelmiş’ dedim kendi kendime. ‘Yurt dışında bile adımı duyurabiliyorsam’ dedim ve bu teklif  benim için muazzam uyanış oldu. 

Kurumsal hayatı bıraktım, tam pandemi öncesi kendi şirketimi kurdum. Türkiye ve New York’ta. Öyle güzel zamanda şirket kurdum ki; tam pandemi üzeri iyi ki Amerika’da teklifi kabul etmedim.

 
P: Biz şu anki teknolojiyi biliyoruz, belki Z kuşağı daha çok biliyor ama giyilebilir teknoloji hayatımıza daha girmediği için hiç bilmediğimiz de bir şey. Biraz bunu bize anlatır mısınız?
 
 
E: Yapay zeka ve teknolojilerde Amerika , Kanada ve İsrail menşeli finans ve sağlık ağırlıklı start-uplar ile işbirliği çerçevesinde  Amerikan pazarına ürünler veriyoruz. 

Giyilebilir teknolojilerde hem Manchester hem de Yeditepe Üniversite’siyle işbirliği yapıyoruz.
 
Özellikle sağlık alanında Hastalanmadan önce sağlıklı kalabilmek artık tek derdimiz. Yaşam kalitemi yükseltirsem kendimi çok daha iyi korurum diye düşünüyoruz. Bununla beraber antiviral solüsyonlarla beraber Kovide karşı olan ürünler geliştirilmeye başlandı. Bir Unicorn hedefimiz de vardı, dillendiriyoruz. Yurt dışından çok talep geldi.  Basın sayesinde dünyaya ulalabildik Meksika’dan bile talep geldi.
Sosyal medyanın bizim üzerimizde çok olumlu etkileri oldu. Girişimlerimizin Dünya çapında kabul görmesi , kadın girişimci olmamız  ülkemiz adına da son derece sevindirici. 
 
 
P: Giyilebilir teknoloji de tekstil, Ar-Ge ve hatta Ür-Ge’nin olduğu bir üçlü, yapay zekada giyilebilir teknolojinin bizim hayatımıza ne zaman geleceği belli mi? Ve tabii belki en çok merak edilen ekonomik yani mali kısmı?
 
 
E: Çok güzel bir şey söylediniz Peyvend Hanım, Ar-Ge’yi herkes bilir ama Ür-Ge’yi bilmez ya da uygulamaz.  Üniversitelerin  yapmış olduğu inovasyonlarda  araştırma geliştirme akademisyenlerin elinde ancak  bunu sanayi ile entegre edip Ür-Ge de geliştirmek gerekir 
Ar-Ge’den Ür-Ge’ye geçme hikayesi çok önemli. Orada bütün mühendisler “ben bilirim” diyorlar. Takım olmayı bilmiyoruz. 
Eko-sistem kuramıyoruz. 

Pandemiden dolayı teknoloji daha da hızlandı. Amerika’da FDA 
 5 senede vermediği onayları 6 ayda vermeye başladı. Buradan gençlere de bir mesajımız olsun bir hayaliniz projeniz varsa lütfen ertelemeyin. Kendinizi ve fikrinizi ertelemeyin. Yatırımcı yok diyorlar bilakis yatırımcılar var yatırımcılarda iyi  fikir arayış içerisindeler. 

Eko sistem ihtiyacındaki eksikliği gördük ve yapay zeka teknoloji derneğini kurduk. Burada akademisyenler, teknoloji firmaları, yatırımcılar ve start-uplar, öğrenciler ve devletteki  kanun yapıcılar var. Kiminde otorite var kimin de fikir var, kimin de sermaye hepsinin bir araya getirildiği teknoloji  havuzunda  hepsinin bir araya geldiği bir şeyi kuruyor  olmak çok gurur ve mutluluk verici.
 
 
P: Esen hanım giyilebilir teknolojinin yıkanabilir tarafı nasıl olacak? Mesela hem medikal tarafta hem de tekstil tarafından işbirlikleriniz nasıl başladı?
 
 
E: Tüme varmak yerine biz tümden geldik.  İlk denemelerimizde önce formülleri çalışıyoruz olmuyor, tüm paydaşlarımız pandemi döneminde kimse dışarı burnunu çıkaramazken biz il il gezdik. İngiltere’den beslendik Savunma sanayi ve sağlık sektörü dahil olmak üzere Çok önemli paydaşlarla beraber çalıştık iş birlikleri yaptık . Bana kaç yıldan beri tekstildesiniz diye sordular üç ay dediğimde  inanamadılar. Çünkü herkesin bulunduğu sektörde bir işletme körlüğü oluyor. Herkesin bir derdi var ama derdi söylemek bir bahane çözüm üretmeye gelince kaçıyoruz. projelere ekipçe inanmaları takım olmaları fikirleri hayata geçirmeleri son  derece önemli. 

Öğrenilmiş çaresizliğimizi yıkmamız gerekiyor. Biz fazla öğrenmişiz bu iş olmaz diyerek işin içinden çıkıyoruz. Şikayet etmek kültürümüze oturmuş sanki. dönüştürmek gerekir.
 
 
P: Ezberimizi bozmak istemiyoruz konforumuzdan vazgeçmek istemiyoruz iş cesaretlenmeye geldiği zaman herkes bir durma noktasına geliyor sanki değil mi? Ekonomik tarafta mali fiyatlandırma kısmı pahalı mı olacak? Evet bir gün giyilebilir teknoloji hayatımıza girecek bize şimdi korkutucu gelse de bundan sonra hayatımızın içinde olacak şeyler bunlar. Şimdi Endüstri 4.0’la başladı sonra yavaş yavaş hayatımıza robotlar da girecek diye düşünüyorum.
 
 
E: Teknoloji konusunda filmlerde gördüğümüz ne varsa onların hepsini yaşayacağız. İnsan oğlunun bu oturduğu sandalye bile bir hayaldi ama şu an oturabiliyoruz. Dolayısıyla filmlerde izlediğimiz o öngörüleri artık hayatımızda da yaşayacağız. Çok güzel söylediniz konfor alanından çıkmak, değişime açık olmak bunlar kolay şeyler değil. Çünkü bildiği yerde insan kendini güvende hissediyor. Teknoloji kısmında bir çok insan tsunami geliyor mu diye bakıyor. Korkuyor ve bazen de görmezden geliyor. O zaman tsunaminin altında kalabilirsin, eğer tsunamiyi görüyorsan farkında ol, ben neyi yapabilirim onu keşfet, Bunun üzerinde en güzel ve uyumlu bir şekilde sörfünü yap. Boğulmak yerine onunla ilgili sörf tahtanı mı alıyorsun, teknoloji korkutan değil teknolojiyi kullandığın bir yer olsun. Önce bireysel ne yapabilirim kendimize sorup ondan sonra adım atmaya başlamalıyız. Sonra kurum için ne yapabilirim ve ülkem için ne yapabilirim kısmını sormalıyız.
 
 
P: Giyilebilir teknoloji ile biz Kovid’den kurtulabilecek miyiz peki?
 
 
E: İlerideki savaşlar biyolojik savaşlar olarak gelecek. Yeni savaşlar top tüfekle olmayacak teknolojiyle olacak. Sağlıktaki değişim ve dönüşümlerle beraber ilerleme kaydedeceğiz. Kapitalizm Kominizm bitti, Dataizm başladı. Yani Big Data , büyük veri . 

Finanstan sağlığa nereye giderseniz gidin  büyük veri çok önemli.  İster Giyilebilir teknolojide ister otomasyonda istersen başka sektörde  ol , teknolojiyi iyi kullan. 
geleceği öngörüp bir şekilde hazırlamamız gerekiyor. 
 
 
P: Hiç olmayan bir şeyi var olmayan bir şeyi ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz bu çok büyük bir emek. O yüzden birazcık daha arz talep meselesi mi yoksa bu projeleri geliştirdikten sonra insanların kabullenmesi çok daha mı kolay olacak?
 
 
E: O yüzden dünya trendlerini iyi takip etmek lazım . Örneğin 
Bir hastaneye gittiğiniz zaman bir hekime  sorun en fazla 3 Tesla MR cihazı  var diye bilir. Ama teknoloji firmasındaysanız 7 Tesla MR ‘ın  var olduğunu bilirsiniz.  Ben biraz daha şanslıyım dünya devi teknoloji firmalarında çalışma imkanım oldu  işin mutfağına girip öğrendiğim için. Teknolojinin Nasıl hızla  evrildiğini görebiliyorum 

 
P: Siz daha önce ki röportajlarınızda yapay zekanın ahlaklı olanı olmalı demişsiniz bununla ilgili ne söylersiniz? İnsanlık tarafında kötü şeyler oluyor yapay zeka tarafında da kötü şeyler olmaması adına bunun ahlaklı oluşu nasıl olmalı?
 
 
E: Allah korusun bir trafik kazasında kolunuzu bacağınızı kaybettiğiniz de takma kol veya bacak yapıyorsunuz ve sağlık alanında önemli hayat kurtaram bir özellik . 

Bu teknolojileri  ne şekilde ve hangi niyetle yaptığınız çok önemli. Ama o biyonik kulak veya farkılı uzuvları biyolojik savaşta kullanmak isterse birileri o zaman çok daha tehlikeli bir yere gidebilir konu . 

Amerika’da bu işin ahlaki boyutunu gündeme alan “ Ethics for AI “ derneği var . Biz neden yapay zeka derneğini kurduk işin hukuki boyutunda bazı şeylere sahip çıkalım ve mevzuatların doğru yazılmasına vesile olalım diye.,
 
 
P: Bir de tabii kadınlarda teknoloji konusu var. Bu iki güçlü oluşum yani kadın ve teknoloji hakkında ne düşünüyorsunuz ve ne önerirsiniz?
 
 
E: Harvard’da benim bir tezim vardı. Bizim bildiğimiz iki tane konu var hep tartışırız , IQ Matematiksel Zeka, EQ Duygusal Zeka fakat unuttuğumuz iki tane daha konu başlığı var SQ Ruhsal Zeka, PQ Fiziksel Zeka. Buna erkek ve kadın demeyeceğim dişil ve eril enerji diyeceğim. Göreceli olarak Eril enerji  matematiksel ve fiziksel 
zeka da, dişil enerji ağırlıklı  olarak duygusal ve ruhsal zeka da daha güçlü. 

Artık teknoloji ve derin makine öğrenmesi  sayesinde otomasyon ve algoritmalar aracılığı ile  fiziksel ve hesaplanabilir şeylerin yerini  yapay zeka kolaylıkla alabiliyor. 
Ama dişinin güçlü olduğu ruhsal ve duygusal zekanın yerini yapay zeka  alamıyor. 

Kadın artık oyuncu olmaktan çıkıp başrol oyuncusu  ve oyun kurucu oluyor. Yeni dönem teknolojide dişil enerjinin çok fazla ön plana çıktığını  ataerkil dönemden anaerkil döneme  geçtiğimizi görebiliyoruz 
 
 
P: Çok teşekkür ederim Esen Hanım bu keyifli sohbet için.
 
 
E: Ben teşekkür ederim Peyvend Hanım.