Türkiye’de hızla değişen ekonomik, siyasi ve rekabetçi çevreler, hem kamu sektörünün, hem de özel sektörün piyasadaki zorluklarla başa çıkmada kendilerini adapte etmelerini gerektirmektedir. Son 10 yıl içerisinde en göze çarpan değişmelerin arasında; özelleştirme, vergi reformu, fiyat serbestleştirilmesi, rekabeti engelleyici bariyerleri kaldırma, tekelciliği azaltma, tarımsal reformlar ve AB’ne üye olmak gerekçelerini karşılamak için gerçekleşen faaliyetler bulunmaktadır. Piyasa ekonomisinin temel taşlarını yapılandırmak ve güçlendirmek amacıyla yapılan söz konusu reform çabaları, girişimcilerin inisiyatif almaları için uygun ortam yaratacaktır.

Türkiye’de KOBİ’lerin genel durumu, esnaf ve sanatkarları dahil 3.5 milyon civarındaki bir sayıyı göstermektedir. Sanayi sektöründe çalışanların %55,9’u KOBİ’ler tarafından istihdam edilmekte, sektörel katma değerin %24.2’si ise yine KOBİ’ler tarafından gerçekleştirilmektedir . Girişimciliğe çok yatkın bir bireylere sahip Türk toplumu, uzun yıllardır içinde bulunduğu ekonomik istikrarsızlıklardan ve krizlerle mücadelelerden ayakta kalarak çıkarken toplumun ve bireylerin kendilerine güvenleri de artmıştır. Bunun dışında, özellikle faiz oranındaki düşüş gibi değişen ekonomik koşullar, yatırımcıların faiz geliri gibi sabit ve güvenli sayılan ancak cazibesini yitiren gelir kaynaklarına yönelme konusunda caydırıcı rol oynamıştır. Aynı zamanda, kamu sektörüne giriş koşulları da sertleşince bireyler, daha çok girişimcilik fırsatlarını aramaya motive olmuştur. Dolayısıyla, bir çok kişi için girişimcilik, ekonomik açıdan geleceği güven altına almanın tek yolu olmaya başlamıştır.

Geçmiş deneyim ve araştırmalar, girişimciliği teşvik etmenin ve küçük girişimi geliştirmenin yeni iş yerleri yaratma, işsizliği azaltma ve gelir elde etmede etkili bir yaklaşım olduğuna işaret etmektedirler. KOBİ’ler ekonomik büyümenin motoru ve devamlı kalkınmanın kaynağı olarak bilinmektedir. Diğer bir ifadeyle, girişimcilik, ülke ekonomisi açısından olumlu etkiye sahip olduğu için en ön sıralarda yer almaktadır.

Liderlik özellikleri, liderin politik davranışa yönelmesinde ve bu politik davranışlarda ne kadar başarılı bir şeklide uygulayacağına etki eden en önemli husus olarak karşımıza çıkıyor. Benzer biçimde, liderin bunu kavraması da, seçeceği etkileme taktikleri üzerinde etkili olacaktır. Liderin kişiler arası ilişkilerdeki tarzı da kritik bir bileşendir; çünkü etkileme girişiminde etkinliği belirleyen faktördür. Örgütlerde açıkça kabul edilen politik süreçlere ilişkin belirgin bir ihtiyaç olmasına rağmen, girişimcilik ve liderlik kavramları politik bir perspektifle kavramsallaştırılamamıştır. Bu nedenle, öncelik organizasyon literatüründe ihtiyaç duyulan girişimcilik, liderlik ve politika ilişkisine ya da politik davranış kavramını kavramsallaştırmak için bir model gerekmektedir.