Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında konuştu.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında konuşan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyesi Prof. Dr. Daron Acemoğlu, iyi ekonomiyi yaratmanın bir süreç olduğunu belirterek, eşitsizliğin ABD ve Avrupa’nın olduğu kadar Türkiye’nin de sorunu olduğunu söyledi.

ANKA'nın aktardığına göre Acemoğlu'nun konuşması şöyle:

‘Özgürlüğü yaratmak, dinamik yeni fikirler yaratmak bir süreçtir’

“Geleceği inşa etmek, geleceğin kurumlarının inşa edilmesinden ayrı düşünülemez. Şu anki konjonktürü vurgulamak istiyorum. Adalet nedir? Kurumların gelişmesi adil bir hale gelmeleriyle mümkündür. Bizim vurguladığımız bir şey var, adaleti bir tek yargı kurumlarıyla anlayamayız. Her toplumun içinde olan anlaşmazlıkları tarafsız adil bir şekilde çözümlemek çok önemli. Aynı zamanda toplumun sosyal ve siyasi olarak katılımı da çok önemli adalet için. Bu aşamada tahakküm tanımıma bakmak gerekir. Elinde sosyal güç olmadan başkasına bağlı olarak yaşamak. Siyaset ve ekonomik olarak eşitsiz bir ülkede yaşayanların çoğu da bunu yaşar. Adalet, tahakkümün ortadan kaldırılmasıyla mümkün olur. Peki tahakkümü nasıl ortadan kaldırabiliriz? Daha adil bir toplumu nasıl kurabiliriz? Kuvvetli bir lider, kuvvetli bir devlet ve anayasayla. Yüzlerce yıldır bu konu kitaplara konu olmuştur. Toplumun gücü devletin gücüdür. Devlet ile toplumun dengede olması gerekir. Ne toplum devlet kurumlarını ortadan kaldırabilecek kadar ne de devlet toplumu ezecek kadar güçlenmelidir. Özgürlüğü yaratmak, dinamik yeni fikirler yaratmak bir süreçtir. Bu süreç, 100 yıllık bir süreçtir. Bu dinamiği en iyi anlatan da tarihtir.

'Eşitsizliğin arttığı bir yerde güç birkaç insanın elindedir'

Siyasi özgürlük, fikir özgürlüğü, sosyal özgürlük, ekonomik özgürlük bunların hepsi çok önemli. Bugün globalleşen dünyada refahı tesis etmeden tahakkümün sona ermesi mümkün değil. Ekonomik olarak eşitsizliğin çok arttığı bir yerde güç dengesi birkaç insanın eline geçer. Diğerleri onlara mahkumdur. Şu anda Türkiye’de en önemli şirketlerin temsilcileriyle konuşuyorum, şirketlerin bunun için de çok önemi var. Şirketlerin de güçlerinin dengelenmesi lazım. Türkiye’de şirketler arasındaki dengeyi kurmamız gerekir.

‘Diktatörlükler hiçbir zaman kendi başlarına gitmiyorlar’

Demokrasilerin, ülkelerin ekonomik anlamda büyümesine çok pozitif bir etkileri vardır. Diktatörlükler hiçbir zaman kendi başlarına gitmiyorlar. Ekonomik krizler, zorluklara rağmen demokrasilere katkılarda bulunuyorlar. 2000’lerde kaliteli büyüme söz konusuydu. Bu zamanlarda eşitsizlik de düşüyordu. Ancak kaliteli büyümenin, kurumsallaşmanın geri gittiği dönemlerde eşitsizliğin yine arttığını görüyoruz. Eşitsizlik sadece Avrupa ve ABD'nin değil, Türkiye'nin de problemi. Türkiye'deki eşitsizlik probleminin niteliği çok daha farklı. Biz sistemin iyi oturmadığı, rantlardan dolayı eşitsizliğin hızlandığı bir dönemden geçiyoruz. Bunların hepsinin de altında kurumların kötüleşmesinin rolü var.

Hangi kurumsal indekse bakarsanız, Türkiye’de son 15 sene içinde birçok gerileme var. Türkiye, özellikle son 5-6 sene içinde Mali'den sonra en çok kurumsal kötüleşmeyi geçiren ülke. Bunların içinde özellikle medya özgürlüğü ve ifade özgürlüğü var. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından açıklanan 2021 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke içinde 153'üncü sırada yer almıştı.”