05.10.2021, 12:58

Türkiye’de tarım cinsiyetçi mi?

Tüm tarih kitaplarında da yazdığı üzere Türk toplumunda tarihin derinliklerinden itibaren ailenin yeri çok önemli. Ailenin de temelini hep kadınlar oluşturmuş. Türk kadını tüm tarih boyunca bir bereket kaynağı olarak gösterilmiş, hatta Türk destanlarında hep ilahi bir varlık olarak belirtilmiş. Destanlarımızda, efsanelerimizde kadınlarımız hep en üstün konumda. Kadınlarımız savaş kahramanları olarak da hep karşımızda. Onlar iyi ata biner, iyi kılıç kullanırmış daha doğrusu güçlü birer savaşçıymışlar. Tarımı ve kurallarını de en iyi kadınlarımız bilir ve gelecek nesillere aktarırmış.

Tarım da Türk tarihi boyunca insanlarımız için hep önemli olmuş. Hatta inanışlarımız tarımı etkilemiş ve kendi özelliklerini kadim bilgiler olarak tarıma katmış. Kadim tarihte atalarımızın toplayıcılık ile başladığı tarım yolunda ülkemiz şu an güçlü bir tarım ülkesi olarak karşımızda durmaya çalışıyor.

Bir tarafta güçlü Türk tarımı ve bir diğer tarafta da güçlü Türk kadını. Günümüzde ise bu ikili birbiri ile ne kadar barışık?

Yüksek maliyetler, fiyatlardaki belirsizlikler, iklimsel sorunlar vb. nedenlerle tarım her geçen gün ülkemizde kan kaybederken kadınlarımız çoktan tarımdan kopmuş durumda.

Ziraat mühendisliğini bitiren kadınlarımızın firmalar tarafından kabul edilmeme, üreticiler tarafından dikkate alınmama şikayetlerinin iyice arttığı günümüzde, kadın çiftçilerimiz de farklı farklı sıkıntılar ve sorunlarla uğraşmaya devam ediyor.

Tarih boyunca güçlü tarımı ve güçlü kadını ile övünen bizler ne oldu da güçlü tarımımız ile güçlü kadınımızı küstürdük.

Tüm dünyada da gördüğümüz üzere kadın da erkek de aynı işi rahatlıkla yapabilir. Bir kadın dünyanın farklı ülkelerinde beton matkabıyla beton yolları delebiliyorsa, büyük iş makinalarını kullanabiliyorsa, tarımsal faaliyetlerde bulunabiliyorsa modern Türkiye’de kadınlarımız da her işi rahatlıkla yapabilir.

Kadını erkeği rahatlıkla tarlada çapa da yapabilir, traktör de sürebilir, hasat da yapabilir, budama da yapabilir.

Yeni mezun ziraat mühendisi meslektaşlarımla konuştuğumda çok üzülüyorum. Firmaların kadın meslektaşları işe almaması, farklı bahaneler üretmesi, zora koşması çok düşündürücü. Bu da sektörde cinsiyete dayalı mesleki ayrımcılığı gösteriyor. Bu konunun herkes tarafından ayrıntılı düşünülmesi gerekiyor bence.

Cinsiyetçi olmak ne demek diye baktığımızda;

Cinsiyetçilik;

Ön yargı ve ayrımcılık.

Bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideoloji.

Bir cinsiyeti kötü, eksik, kusurlu olarak tanımlama.

Bir cinsiyete azaltılmış değer verme.

Bir bireyi cinsiyeti üzerinden yargılama eğilimi.

Diye geçiyor.

Bizim kadim kültürümüzde bu tanımların olduğuna inanmayan birisiyim. Ancak bu tanımlar bize bir şekilde gelmiş. Bu tanımların bize nasıl ve ne zaman geldiğini de çok merak ediyorum.

Bu kavramları kabul eden bir firmanın olabileceğini de düşünmek bile istemiyorum. Geleceğimiz tarımda dediğimiz bir dönemde ayrımcılık yapan bir firmayı kabul etmek zor.

Maalesef bir vahim konu daha var. Kadın yöneticilerin olduğu firmaların bile kadın ziraat mühendislerini almak istemediği? Erkek baskısı konuşulurken kadın baskısı da eklenince açıkçası durum içinden çıkılmaz bir hal alıveriyor.

Evlenecek misiniz? Doğum yapmayı düşünüyor musunuz? Çocukla çalışabilecek misiniz? Topuklu ayakkabı ile tarlada yapabilecek misiniz? Gibi sorular düşündürücü.

Kadın Başbakanımızın, kadın bakanlarımızın, kadın milletvekillerimizin, kadın genel müdürlerimizin olduğu bir ülkede kadın ziraat mühendisi olmak veya kadın çiftçi olmak bu kadar zor mu?

Peki tüm bunlar tarım cinsiyetçidir dememiz için yeterli mi?

Ben sizlerin ne düşündüğünü çok merak ediyorum.

Sizce; Türkiye’de tarım cinsiyetçi mi?

Yorumlar