11.06.2020, 21:39

Türkiye'de ve dünyada dindarlık azalıyor

Bugüne kadar din ile ilgili okuduğum makaleler, gazete haberleri, konuştuğum ve gözlemlediğim insanlar ve de yapılan anketler, hem ülkemiz de hem de Dünyada dindar insanların sayısının azaldığını gösteriyor. Bunu nereden anlıyorsunuz derseniz, yaşadığımız şehirdeki insanların görüntüsünden, anketlerden, gazetelerde çıkan haberlerle makalelerden ve insanların camilere, ibadetlere gösterdiği ilgilerden anlıyoruz diyebiliriz.

Ancak Diyanet İşleri Başkanlığının genel tutumu, bunun böyle olmadığını gösteriyor. Yine İzmir İl Müftülüğü ile Yenigün TV ve Gazetesi'nin, Valilik oluruna dayanarak yaptığı “Dini Sohbetler programlarında” konuşan, ilimizin değerli din adamları müftülerimiz,vaizlerimiz ve hocalarımız da aynı kanaatteler.

Yenigün TV'de birebir ve canlı olarak yaptığımız dini sohbetler programlarında bu soruyu sormadığım din adamımız kalmadı. Bilâistisna tümü, “Türkiye’de dindar sayısı azalmıyor, aksine çoğalıyor.” görüşünü serdetti. Ki programda sohbet ettiğimiz din adamı, hocalarımızla beraber müftü ve vaizlerimizin toplam sayısı 21'i geçmişti.İnşallah yanılan biz oluruz. Bunu çok isterim. Ama yukarıda da değindiğim gibi gazete yazıları, makaleler, anketler, halkımızın genel tutumu, bununböyle olmadığını, Türkiye’de de Dünyada da, dindarlık oranının düştüğünü ve hâlen de düşmeye devam ettiğini gösteriyor.

Bugün böyle bir konu üzerinde durmamın sebebi, insanlarımızı bu konularda aydınlatmak, dikkatlerini çekmek, ilgili kurumları acizane bilgilendirmek istememdir.

TÜRKİYE VE DİĞER DÜNYA ÜLKELERİ

Artık anlıyoruz ki, ülkemizde ki ve dünyadaki insanların, sayıları ürkütücü olmasa da, dinden yavaş yavaş uzaklaşmaya ve Ateizm, Deizm gibi yollara yönelmeye başladıkları görülüyor. Dediğim gibi, belki bu tür yönelmeler çok korkacak düzeyde değil ama her şeyin başlangıcı böyle oluyor. Ve sonuçta da iş, önlenemeyecek boyuta ulaşıyor. Hatırlıyorum da PKK dediğimiz terörizmin başlangıcında durum böyleydi. İlk zamanlar da devlet yetkilileri “3-5 kendini bilmezin işi” diye yorumlamışlardı. Dolayısı ile de iş, ciddiye alınmamıştı. Ama zamanında alınmayan tedbirsizliğin sonucunda olanlar ortada.

Öncelikle dindarlıktan kastettiğimizin ne olduğunu anlatalım. Dindarlıktan amacımız, insanların Allah’a, Peygambere, kitaba inanmaları, dua etmeleri, ibadette bulunmaları, Allah yolunda olmaları gibi dini vecibeleri yerine getirme durumlarıdır. Demek ki alınan ölçü, Allah'a inanç, ibadet etme, duada bulunma ve dolayısı ile dine inanma olmaktadır.

İnsanların tutumlarına bu ölçüler içinde kalarak baktığımızda, kendilerinden bahsettirecek sayıya ulaşan kişilerin, dindarlıktan uzaklaştıklarını ve inanç açısından başka başka yollara yöneldiklerini görüyoruz.

Belki Türkiye’de, din dışına kayan insanlar, Müslüman sayısının fazlalılığı, kendisi için güvenlik tehlikesinin bulunması gibi sebeplerle, dindarlıktan uzaklaştıklarını, din dışı bazı yollara yöneldiklerini açıkça söyleyemeyeceklerdir. Bu durum, ülkemizde sağlıklı bir sonuç vermeyebilecektir. Ama Avrupa, Amerika gibi kıtalarda yaşayan ve daha az dini baskı alan insanlar, fikirlerini açıkça söyleyerek dindarlık oranında gerçeğe yakın bir rakamın ortaya çıkmasını sağlayacaklardır. Tabi işin bir de bu yönünü düşünmek gerekir. Yani demek istiyorum ki İslam Dininde, “Dinden çıkanların kanları helaldir” görüşü olduğu için doğruyu söyleyemeyecek olanlar da çıkacaktır. Bu da dinden uzaklaşanlarla ilgili ortaya çıkan sayıdan daha fazla Ateizm ve Deizme yönelmelerin olabileceği kuşkusunu doğuracaktır.

ONBEŞ, YİRMİ SENE ÖNCEKİ İNANÇ VE BUGÜN

Doğruya yakın bir sonuca ulaşabilmek için, etraflıca düşünülmesi ve 20 sene evvelki durumumuzla bugünkü durumumuzun mukayese edilmesi gerekir. Bunu yapabilen herkes, toplumumuzda dindarlıktan uzaklaşmaların olduğunu görecektir. Ayrıca araştırma şirketlerinin de bu konularda araştırmaları ve yaptıkları anketler vardır. Mesela Max ve Konda şirketlerinin yaptığı anketlerden de, pek çok ülkemiz insanının, dinden uzaklaşmakta olduklarını, dindarlık olarak gördüğümüz, ibadet etme, dua etme, inanma gibi konularda dindarlık kisvesini attıklarını görürüz. Bu durum da bizlere, tabi ki yetkililere, bu konunun üzerinde durulması ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini anlatır.

Araştırmalarımızdan çıkan sonuçlara göre Türkiye’de dindarlık durumu, Avrupa ve Dünya ülkelerine göre daha yüksek bir oranda görülüyor. Mesela Max şirketinin 2016 yılında yaptığı araştırmaya göre Türkiye’deki dindarlık oranı % 86 dır. Ama halkın ve özellikle de gençlerin kendi çevrelerinde yaptıkları araştırmalara ve tespitlerine göre ise, bunun doğru olamayacağı, Türkiye’deki Dindarlık oranının en fazla % 65 civarında olabileceği izlenimini vermektedir. Cuma ve Bayram namazlarına giden cemaatla yapılan temaslara göre de, Türkiye’deki dindarlık oranının %70'i geçmeyeceği anlaşılmaktadır. Bazı Cami Cemaatı ile yapılan yakın temaslar sonunda ise,şu görüntü ileri sürülüyor: “Eğer namaz kılanlar esas alınarak bir oranlama yapılacak olursa bu oranın, % 45 lerde kalacağı söyleniyor”

Bu görüş bize göre yanlış olur. Çünkü biz namaz kılanları belirlemek için yola çıkmıyoruz. Doğruyu söylememiz gerekirse, Allah’a ve Resulüne inanan Müslüman sayısının oranını araştırıyoruz. Bu ölçülere göre,yani inanan insan sayısına göre, Türkiye’deki dindarlaşma oranının % 80 civarında dolaştığı görülür. Kanaatimce inanç ölçüsü esas alınırsa, Türkiye deki dindarlık oranı hiçbir zaman % 80'lerin altına düşmez. Ama ülkemizde bazı gördüklerimiz, mesela çığ gibi gelen genç nesli düşünürsek, hızla dindarlık oranının düşmekte olduğunu da görürüz. Eğer bu konuda tedbir alınmazsa, zaman içinde, bu dindarlık oranının daha aşağılara düşeceği görüntüsü vardır.

Tabi bizim bunları yazmamızın sebebi, tekrarlayarak söylersek, ilgililerin dikkatini acizane çekebilmek içindir. Araştırma şirketlerinin dindarlık konusunda yaptığı anketler birbirinden çok farklı sonuçları ortaya koyuyor. Dindarlaşma oranını çok düşük gösterenler de vardır. Kişiler, dindarlık konusunda doğruyu söylemekten kesinlikle çekiniyorlar. Bu, benim gördüğüm ve yaptığım kesin bir tespittir. O bakımdan, Türkiye’deki bazı şirketlerin yaptığı araştırma ve anketlerin doğruluğu, şüphe ile bakılacak durumda görülüyor. En azından bu konuda ihtiyatlı olmak gerektiği izlenimini veriyor..

DİNDARLIĞIN ÜLKEMİZDEKİ BU GÖRÜNEN DURUMU TEDBİR ALINMASINI GEREKTİRİR

Görünen durum, dindarlık konusunda bazı tedbirlerin alınması gerektiğini gösteriyor. Tabi hemen çok net bir şekilde belirtelim ki, özgürlüğün ve laikliğin vazgeçilmez birer özelliği olan ülkemizde tedbirden amaç, sert tedbirlerin alınması,dini baskıların oluşturulması değildir. Zaten bu yapılamaz.Bu tedbirden kastımız,dinin sevdirilmesi,bu konudaki eğitim ve öğretime dikkat edilmesi,inancın ikna ve iyilik yolu ile güçlendirilmesi yoludur. C. Allah da bunun yolunu Nahl Suresi 125. ayetinde bu şekilde göstermiştir. Kanaatimce, bugünkü ortamda tutulacak tek yol eğitim ve sevdirme yolu olmalıdır. Sevdirme yolu ile insanlarımızın dinden uzaklaşmamaları için ilgili kurumlar gerekli tedbiri almalıdır. Yukarıda da değindiğim gibi,bu konuda tedbirler almak zorunluluğu görülüyor. Bu tedbiri de Diyanet İşleri, Milli Eğitim, inanan insanlar, din adamları- adamlarımız, Din Dersi öğretmenlerimiz kendi görevleri içinde kendi imkânlarına göre ve daima iyi ve güzel yollarla almalıdırlar. Sadece diyanetin, sadece Milli eğitimin tedbir alması da yeterli olamaz. Çünkü özellikle diyanet, tedbir adına çok ama çok yanlışlar yapmaktadır. Bunların ne olduğunu biraz ileri satırlarda çok kısa bir şekilde açıklamak istiyorum. Ama bütün her şeye rağmen, tabi ki baş sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığı ile Din Öğretimi Genel Müdürlüğüdür. Diyanet ve Milli Eğitim, kurumları ile beraber gerekli tedbirleri alarak, dini sevdirme yolunu bulmaları gerekir.

Kuran, tedbirli olma işini aslında bütün inananlara yüklüyor. Onun için inançlı insanlarımız da bu işin içinde olmalıdır dedim. C. Hak Nisa Suresinde, “Ey Müminler! Hiçbir işinizde tedbir elden bırakmayınız.” (Nisa-120) emri, bunu göstermektedir. Ama Diyanet, Milli Eğitim ve inançlı insanlar kalkar da, biz doğruları söyledik, yazdık, anlattık. Hâla da anlatmaya devam ediyoruz. Bundan sonrası insanlara kalmış diyerek (Kehf Suresi 29.Ayetinde olduğu gibi, “Artık dileyen iman etsin, dileyen de inkâr etsin”) şeklinde birgörüşe varır veişi kendi seyrine bırakırlarsa, PKK işine döner. Yani öyle bir düşünce yanlış olur. Çünkü Kehf Suresindeki o ayet,

Nahl Suresindeki 125. Ayette anlatılan tarzda uğraşıdan sonrası içindir. O bakımdan “Artık dileyen iman etsin dileyen de inkâr etsin”) şeklinde düşünerek tedbirden vazgeçmek külliyen yanlış olur. Ve o yol, Diyanet ve Milli Eğitim için bir kurtuluş yolu olamaz.

Tabi ki bu sevdirme işi de bir çırpıda olamayacaktır. O bakımdan, bir planlama yaparak bu işe başlanmalıdır. Bu iş, mutlaka bir program çerçevesinde yapılacak bir planlamayı gerektirir.

Gördüğüm kadarı ile Diyanet bazı tedbirler almak istiyor. Ama kanaatimce yanlış yolda yürüyor. Çünkü Başkanlık sanıyor ki, her camiye bir vaiz, yine büyük her camiye 2 imam atarsak bu iş olur. Böyle bir yol ancak Türkiye bütçesine ve ekonomisine zarar verir. Başkanlığımız önce Camiye cemaat getirmeyi,camilerin cemaatını artırmayı düşünmelidir. Vaiz tayin etmek, adam gönüllemeyi sağlar. Diyanetin iç yüzünü tenkitçiler bilmiyor. Allah’tan bilmiyorlar. Yoksa çok tenkide uğrarlar. Bizim amacımız cemaatı çoğaltmaktır. Vaiz ve din uzmanını çoğaltmak değildir. Yanlışlık buradadır. Sırası gelmişken söylemekte fayda görüyorum. Diyanet fazladan fazladan yaptığı bu atamaları yaparak adam gönülleme işinden vazgeçmelidir.

AVRUPA ÜLKELERİNDE DİNDARLIK ORANLARI

Avrupa’da Araştırma şirketlerince yapılan anketler vardır. Bu anketlerde en çok dikkati çeken Fran- sa, İngiltere ve Hollanda’nın durumları olmaktadır. Bu anketlere göre Fransa'nın yakın gelecekte en büyük din dışı nüfusa sahip olacağı tahmin ediliyor. Araştırmalar Fransa'yı, Hollanda'nın ve İngiltere’nin takip ettiğini gösteriyor. Yanlış uygulamalar sebebi ile birçok kişi, bugün var olan dinlerin bir çoğunun, uzak bir gelecekte yok olacağı görüşündedirler.

Bunları şunun için söylüyorum. Avrupa ülkeleri bize çok uzak bir yerde değildir. Türkiye'deki insanların en çok ziyaret ettiği yer Avrupa ve Avrupa ülkeleridir. Yakın temas çok şeyi etkiler. Bu, düşünülmek zorundadır. Tekraren diyorum ki, ilgililerin mutlak surette tedbirler alması gerekiyor.

AMERİKA, KANADA VEAFRİKA ÜLKELERİNDEKİ DİNDARLIK GÖRÜNTÜLERİ

Yapılan inceleme ve araştırmalardan, bir dine sahip olan ülkelerde, genel olarak insanların zaman geçtikçe, dinden ve dini kurallardan uzaklaştıkları görülüyor. Buna Mukabil Afrika ülkelerinde, insanların dine yönelmeleri, Avrupa ve Amerika kıtalarının aksine arttığı, dinine bağlı kişilerin çoğaldığı, dinlerin yeni yeni girmeye başladığı bazı ülkelerde de yine dine bağlılığın arttığı görülür. Ama buna mukabil araştırmalar sonucunda Çin halkı içinde, yaklaşık 700 milyon civarında Ateistin olduğu tespiti de yapılıyor. Bu duruma göre ve bu anket sonuçlarına göre Çin Halkının yarısına yakınının Ateist olduğu anlaşılıyor.

BBC ile Arıs’in yaptığı son anketlere göre 330 milyonluk Amerika birleşik devletlerinin, % 15 inin dinsiz ve Ateist olduğunu, dolayısı ile Amerikan halkının 50 milyonu aşan bir kısmının, dine, Tanrı’nın varlığına inanmayan bir Ateist ve dinsiz sayısına sahip olduğunu görüyoruz.

Amerika’nın komşuları Kanada da ise, Ateist oranının daha fazla olduğu görülüyor. Arıs’in yaptığı araştırmaya göre 40 milyonluk Kanada nüfusun % 20 ila 30'u arasında kalan bir kesimin Ateist olduğu tesbiti yapılıyor. Bu oranı ortalayarak % 25 üzerinden bir hesaplama yaparsak, yaklaşık Kanada’nın dörtte birinin yani 10 milyonun üzerinde bir nüfusunun, Ateist olduğu ortaya çıkıyor.

Kısaca söylersek, Dünyada insanların akıl fikir ve zekaları geliştikçe dini sorgulamaya başladıkları, sonuç olarak da, dine inanmayanlarla Ateistlerin, Deistlerin sayılarının gün geçtikçe arttığı anlaşılıyor.

AVRUPA'DA VE DİĞER ÜLKELERDE DİNDARLIĞIN ORANLARI:

Tabi ki böyle bir konuda vereceğimiz bilgiler tamamen araştırma şirketlerinin yaptığı anketlere ve verdikleri bilgilere dayanmaktadır. Bu şirketlerden Pew Research Center’in 34 ülkede yaptığı araştırma ve ankete göre, Orta ve Doğu Avrupa’da, yaşayan milletlerin, Batı Avrupa’da yaşayanlara göre,dinlerine (Hristiyanlık ve diğerlerine) daha bağlı oldukları görülüyor. Pew Research’ın tuttuğu rapora göre, Avrupa’nın en dindar ülkesi olarak Romanya, en az dindar olan ülkesi ise Estonya görünmektedir. Ülke insanlarına ibadet durumları, dinin önemi, günlük dua yapıp yapmadıkları, Tanrıya, Peygambere inançları gibi sorular yanı sıra, Tanrının istediği yolda olup olmadıkları gibi sorulara verilen cevaplar, ölçü alınarak yapılan dindarlık anketlerine göre, Avrupa’nın en inançlı ve dindar ülkeleri şöyle sıralanıyor.

1) Romanya’daki görülen dindarlık oranı % 55,

2) Ermenistan’da % 51

3) Gürcistan % 50

4)Yunanistan % 49

5) Moldova % 47

6) Almanya,Fransa %10

7) Danimarka ve Çek % 8

8) Estonya % 7 oranlarında dindarlık içinde olduklarını görüyoruz.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@