Fransa’da ve Amerika’da eğitim almış ve hayatını finans sektörüne adamış olan Ekonomist Murat Sağman ile Türkiye ekonomisini faiz, kur ve yatırımlar bağlamında değerlendirdik. Yurt dışında yaşamış ve Türkiye’yi de çok iyi bilen Sağman ekonomiyi herkesin anlayacağı dilden anlatabiliyor. Ülkenin ekonomi alanındaki temel sorunun gelişen hızlı değişimler, belirsizlik ile güven sorunu olduğuna dikkat çeken Sağman ile piyasaları, halkın nabzını ve yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışını da konuştuk.

035E33B5-FF4F-4ABA-A195-00753E18B2FE

P: İşinden önce birazcık seni tanıyabilir miyiz?

M: Fransa’da doğdum. 15 yaşında Galatasaray Lisesi’ne geldim. Daha sonra tekrar Fransa’ya geri döndüm. Sorbonne Üniversitesi’nin hem iktisat hem de fen bölümlerini bitirdim. Üstüne bankacılık ve finans alanında master yaptım. Daha sonra Amerika’da, Fransa’da ve Türkiye’de portföy yönetimi tarzında işler yaptım. 2015’te hem ortağı hem de genel müdürü olduğum şirketi yabancı bir yatırımcıya verdim. Son beş senedir de uluslararası holdinglere danışmanlık yapıyorum.

P: Hem yurt içinde hem yurt dışında okuyan birisi olarak eğitim hayatında zorlandın mı?

M: Lise yıllarında adaptasyonum daha kolay oldu. Türkiye’de yaşamakla Amerika’da yaşamak çok farklı. Bir kere daha fazla istikrar var. Burada sabah bir kalkıyorsunuz bir sürü hareketlenme oluyor. Türkiye’de çok kısa vadeli düşünüyorsunuz yurt dışında daha uzun vadeli işler planlayabiliyorsunuz. Norveç ve İsveç’de 365 günde yaşananları biz bir günde yaşıyoruz. Mesela en son aklıma gelen Merkez Bankası Müdürü Naci Bey’in görevden alınmasıyla, piyasalar bambaşka bir belirsizliğe gitti. İş dünyası için çok kolay değil çünkü kendi işlerine göre tahminler yapıyorlar, Yatırımlar yapıyorlar ama çok fazla değişkenlik olduğu için bu çok yıpratıcı da olabiliyor.

IMG_2098

P: Ekonomiyi başka bir dilden daha doğrusu herkesin anlayacağı dilden anlatıyorsun. Neden ekonomiyi tercih ettin?

M: Çok sevdiğim geniş bir alan, hobi gibi yapıyorum diyebilirim. Sürekli kendini değiştirebiliyorsun, farklı kitaplar okuyarak kendini geliştirebiliyorsun. Onun için iktisatı seçtim. Hem üniversitelerde hem de yaptığım konuşmalarda karşımdakinin beni anlayacağı dilde anlatmayı seviyorum.

P: Şimdi ekonomi alanına geri dönelim. Bu alandaki ilk sorum Türkiye’nin hem de dünyanın son günlerde gündemindeki olan tek kelime yani, Enflasyon?..

M: Bence ülkenin şu an en temel ve ekonomik sorunu enflasyon. Enflasyon hepimizi ilgilendiriyor. Enflasyon şu anda sadece bizde değil dünyada da olmaya başladı. Enflasyonu çözmüş bir çok ülke var ama biz bir türlü çözemedik. Çözemememizin sebebi de yine bizden kaynaklı. Enflasyonu çözmek bir zaman ve sabır işi. En önemlisi bir toplumsal mutabakat işi, biz ilk önce bu enflasyonu çözeceğiz, diye karar vermeliyiz. Karar verdikten sonra bir buçuk ile iki yıl arasında bu sorun çözülür. Bunu en son Rusya, Brezilya yaptı mesela. Bunu çözmenin yolu hükümetin, iş insanlarının ve Merkez Bankası’nın tamamen buna odaklanması ve pes etmemesinden geçiyor. Bizim problemimiz bence sabır etmiyoruz. Mesela seçimin olduğu bir dönemde enflasyonu çözemezsin. Mümkün değil. Enflasyonu çözeceğin bir döneme yüksek faiz ve sıkı para politikasıyla gitmen gerekiyor. Seçim döneminde siyasetçi şunu ister. Düşük faiz olsun bol bol kredi verelim, herkes büyüsün herkes harcasın, enflasyon benim için sorun değil der. En son ki yerel seçimden sonra çok büyük bir fırsat geçti elimize. 2023 seçimlerine kadar. İki sene sabretseydik bu enflasyon sorunu çözülürdü. Bugün faiz yüzde 5-6 olurdu. Şu anda 18 olan faizi 5’e kadar çekerdik. Enflasyonu dörde beşe düşürseydik. Fırsat geçti elimize ama yapamadık. İki buçuk yıl içerisinde üç Merkez Bankası başkanı değişti. Faizleri çok hızlı indirdik.

1-(4)

P: Faizi dengede tutmak için ne yapmak gerekiyor?

M: Enflasyonu azaltmak için ilk önce talebi azaltmamız gerekir. Enflasyon sorunu sadece talep değil maliyet. Maliyetin çok önemli unsuru da kur. Bizim sorunumuz Türkiye’de kur. Kuru durduramıyoruz. Kuru durdurmanın en önemli iki tane yolu var. Birincisi rezerv, yeterince rezerv yok. İkincisi faiz. Bugün çekin faizi 25’e, kur hemen gerilemeye başlar. Vatandaş ne yapacak faiz %25’e gittiğinde elindeki dövizi bozacak. Gidecek TL’ye yatıracak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı elindeki dövizi bozup TL’ye yatırarak enflasyonu maalesef koruyamıyor. Bugün negatif bir reel faiz var. Vatandaş ne yapıyor gidiyor döviz alıyor. Ya da son dönemde gayrimenkule girdi artık herkes.

P: Peki, gayrimenkul fiyatları neden yükseliyor?

M: Faiz yeterli değil döviz çok yükseldi. Gidiyor gayrimenkul alıyor. Çünkü insanların elindeki varlığını koruması lazım ve bir şekilde yatırımlarını devam ettirmesi lazım. TUİK’in açıkladığı enflasyon rakamı 19,5 ama, gerçek enflasyon bunun iki katı. Bence iki senedir fiyatlar ikiye katlandı. 40’ın da üstünde. Vatandaşın elindeki Türk lirasını korumak için, faiz yeterli olmuyor. Fiyat istikrarıyla ancak enflasyon düşebilir. Çok büyük şansızlığımız var dünyada emtia fiyatları da artmaya başladı. Gıda, doğal gaz, petrol fiyatları, kömür bile artmaya başladı. Bizim yapabileceğimiz tek şey, talebi kısmak. Seçime giden bir Türkiye’de talebi kısamazsınız. İkincisi tabi kur yukarıya gittikçe bize bu enflasyon olarak geri dönecek. Bunun için enflasyonun düşmesi çok kolay olmayacak. Faiz konusunda siyasi bir baskı var. Faizler düşürüldükçe kur yükselmeye devam edecek, kur yükseldikçe, enflasyon yükselmeye devam edecek. Bunun sonu şok faiz artışı olur. Fakat seçime gittiğimiz bir dönemde şok faiz arttırımı çok kolay olmaz. Einstein’ın dediği gibi aynı şeyleri yapıp başka sonuçlar bekliyoruz.

11-7

P: Bankacılık geçmişin de olduğu için soruyorum. Bankaları ve kredileri nasıl değerlendiriyorsun?

M: Kredi artışında tüketici tarafında olduğunu görüyoruz ki bu çok çok iyi bir haber değil. Yani tüketici kredisi dediğiniz borcunuz var ödeyemiyorsunuz tabi faizler de çok yüksek. Bu faizi niye veriyoruz çünkü enflasyonu düşüremedik. Bütün dünya şu anda faiz arttırmaya başladı. Paranın azaldığı tam bu dönemde biz faiz indirdik. Son dönemde maalesef yatırım azaldı. Hem maliyet çok yüksek hem de önünüzü göremiyorsunuz. Faizleri indirdik ya neden indirdik faizleri ekonomi canlansın diye. Ben bir canlanma olduğunu görmüyorum çok da olacağını düşünmüyorum. Normalde faiz indirdiğiniz zaman bütün faizler aşağı gelir, Merkez Bankası 100 bas puan faiz indirdi, Uzun vadeli on yıllık faizler 70-80 bas puan arttı. Bunun olmaması lazım.

P: Asgari ücret ile nasıl geçinecek bu millet?

M: Gerçekten çok zor, enflasyon olabilir ama sizin geliriniz de o kadar artmalı. Bu kadar yüksek enflasyon varken gelirin sabit olmaması lazım. Bu ne demek oluyor satın alma gücünü kaybediyoruz demektir. Bunun toparlanması iki yönde olur. Ya enflasyonun düşmesi lazım ya da insanların gelirlerinin yükselmesi lazım. Emekli ve memur maaşları TÜİK’in verdiği rakamlara göre belirlenir. Fakat açıklanan enflasyon rakamları çok altında olduğu için sizin gerçek enflasyona yetişmenizin imkanı yok. Bugün üretici fiyatları yüzde 45 yani inanılmaz yüksek.

1-(3)-1

P: İnsanlar yatırım şeklini değiştirdiler ve gayrimenkule yöneldiler orada fiyatları nasıl buluyorsun?

M: Biz zaten halk olarak döviz, altın ve gayrimenkulü çok severiz. Gayrimenkulü hem vatandaş seviyor hem de bir kira getirisi olması tercih sebebi. Yerden talep artınca arz da buna yetişmedi. Arz niye buna yetişmedi çünkü maliyetler çok arttığı için. Gayrimenkulde kira fiyatlarında artış var.

P: Pandemi öncesi Türkiye ekonomisini değerlendirirsen, şu anki yansımaları nasıl oldu, bundan sonrası nasıl olacak sence?

M: Enflasyon sorunu ve işsizlik pandemi öncesinde de vardı. Pandemi biraz işleri hızlandırdı. Türkiye ekonomisini ayakta tutan sektör sanayi sektörü. İki Türkiye var bir tanesi enflasyon sorununu aşırı yaşayan bir Türkiye. İkincisi ise sanayisi, imalatı, ihracatı çok iyi olan bir Türkiye var.

P: Bundan sonra bizi yani Türkiye’yi ne bekliyor?

M: Orta ve uzun vadede iyi olacağını düşünüyorum çünkü çok büyük potansiyel var. Çok iyi bir iş gücü çok iyi bir sanayi var. Para yok deniliyor ama para var bence dışarıda. İçeride de yastık altında da var. Türkiye’deki en büyük sorun aslında belirsizlik ve güven sorunu. Yani yatırımcı ileriyi göremiyor. Yale Üniversitesi’nin platformunda 400 yatırımcı ile beraber şunu gördüm onlar Türkiye’ye gelmek için bir hikaye arayışındalar sağlam bir sebep gördükleri an zaten buraya gelip yatırımlarını yapacaklar çünkü burada var olmak istiyorlar. Onlar güven arıyorlar ve tabii ki de sağlam bir hukuk anlayışı. Bizi koruyacak bir hukuk anlayışı olması gerekir diyorlar. Bunları değiştirdiğimiz andan itibaren ben çok büyük sermayelerin Türkiye’ye geleceğine inanıyorum. Seçim dönemine giriyoruz zaten yavaş yavaş 1,5 senemiz kaldı. Bugün düğmeye basınız enflasyonun çözümlenmesi zamanı bir sene.

P: Çok teşekkür ederim, verdiğin bilgiler için.

M: Ben teşekkür ederim.