Aziz Nesin, Aziz Kocaoğlu ve Aziz Yıldırım’la ilgili olarak yazdığım yazıya okurlarımın çok önemli katkıları oldu. Bir gazete yazı köşesi sadece o yazara ait değil, aynı zamanda okura da aittir. Gazetecilik etiğinden hareketle değerli okurlarımın görüşlerine her zaman saygı duyarak yer veriyorum. Geçen haftaki yazıma katkılardan en önemlisi bir okurumun şu görüşü idi:  

“Üç Azizler Anti-Emperyalistti!” 

Adı Aziz olan üç değerli aydının ortak yönlerini sunduğum yazıdan çıkarılan soyutlamanın ortak noktası; üçünün de aynı emperyalist odak tarafından saldırıya uğramış olmasıydı.  

15 Temmuz hain darbe teşebbüsünde Amerika parmağı olduğunu, daha o geceden açık etmişti. Aslında darbelerden dolayı sorumlu Amerikan yetkilileri de iç hukukumuza göre yargılansa ve gereken cezayı alsalar, tarih önünde Amerika bir daha gerek Latin Amerika ülkelerinde, gerek Uzak Doğu Asya’da gerek Orta Asya’da gerek Ortadoğu’da ve şimdi de Güneydoğu ve Doğu Avrupa’da halkların iç işlerine karışıp kendi yanlısı darbelere teşebbüs etmezdi.  

Aziz Nesin’in diğer aydın ve sanatçılarla Sivas’ta yakılmak istenmesinde, Aziz Kocaoğlu’nun EXPO 2020 adaylığı sürecinde İzmir ve Türkiye için çalışırken, Fransa’da sunum yaparken operasyon yapılmasında, Aziz Yıldırım’ın uydurma bir şike davası ile başlayan ama Cumhuriyet değerlerini savunduğu için bütün Fenerbahçe’yi ele geçirme operasyonunda Amerikan parmağı olmadığını, Amerikan ajanlarının rolü olmadığını iddia eden, düşünen var mı? Bu iddia deli saçması değil, delilli-ikrarlı-kabullü Amerikan parmağının ortaya konmasıdır. Aksini iddia edenler, yargılansın bakalım darbeci Amerikan sorumlular, o zaman neler görecekler?  

Tarih bazen insanların önüne böyle sorumlulukla getirir. 15 Temmuz’da Kahraman Şehidimiz Ömer Halisdemir işte böyle tarihi bir anda “Neden ben?” diye sormadı ve tarihi omuzladı, hain darbe girişiminin önünde durdu.  

Aziz Yıldırım, Fenerbahçe ele geçirilmek istenirken “Neden ben?” diye sormadı ve bu konunun basit bir konu olmadığını, ardında Cumhuriyet'e yönelik kastın olduğunu gördü ve bu emperyalist saldırıya karşı koydu.  

Ben Aziz Yıldırım’la sohbet edemedim, bu benim eksikliğim. Aziz Nesin ve Aziz Kocaoğlu ile sohbetlerim oldu. Aziz Kocaoğlu’nun bu sohbetlerde, konuşmalarında özellikle vurgulamasa da içerik olarak anti-emperyalist olduğunu çıkardım.  

Aziz Kocaoğlu Türkiye’nin 3’üncü büyük ilinin belediye başkanı idi. Hemen her seçim gecesi CHP İl Başkanlığı binasına gelir ve seçim sonuçlarını orada izlerdi. Önce il başkanlığı dolar taşardı, seçim sonuçları gelmeye başlayınca yavaş yavaş kalabalık giderdi. CHP İzmir’de her zaman önde olmasına rağmen Türkiye genelindeki sonuçlara üzülürler, son kalan birkaç kişi kendi arasında durum değerlendirmesi yapar  sohbet ederdi. Ben de gazeteci olarak o anlara birkaç kez şahitlik ettim. İzmir’de kazanmasına karşın Türkiye’deki sonuçlara üzülen Aziz Kocaoğlu metanetini korur, ülkeden, siyasi coğrafyadan ve Amerikanın bölge planlarından bahisle geniş bir çerçeve çizerdi. Aziz Kocaoğlu belediye başkanı idi, bazen il başkanı, bazen de genel başkan olsa diye düşündüğüm olmuştur. Düşünsenize, genel başkan olarak Amerikan oyunlarını önceden görüyor ve onları bozmak için tıpkı İzmir’de olduğu gibi halkla buluşuyor. İnsanlar, olaylar yaşanırken geniş perspektiften bakamıyor ve o anın önemini kavrayamıyor. Zaman geçiyor, geri dönüp bir bakıyorsunuz o an çok önemliymiş ve siz, o anın gereklerini yapmışsınız.  

Aziz Nesin’le de sohbetlerim, hatta özel sohbetlerim oldu. Çok sıcak, tam bir aydın, halkla içiçe biri idi. Asla halktan kopuk değildi. Asla yalnız değildi. Bir gün İzmir’de İkiçeşmelik’te oturan bir vatandaş “Şimdi seni evime davet etsem gelmezsin.” diyor. Siz aydınlar halka tepeden bakanlar, halktan kopuklar anlamında sitemli bir söz söylüyor. Yanlış hatırlamıyorsam bunu mektupla Aziz Nesin’e iletiyor. Ve sevgili Aziz Nesin İstanbul’dan atlıyor otobüse, İzmir’e gelip kendisini davet eden vatandaşa misafir oluyor. Aziz Nesin’in şehirlerarası otobüs yolculukları, bu yolculuklarında şoförün yanındaki mikrofonu alıp konuşmaları çok olmuştur.  

Üç Azizlerin bu aydın duruşları ile ilgili eminim benden çok daha fazla anısı olan vardır. Yazar ve anlatırlarsa ülke tarihimize katkı koymuş olurlar. Üç Azizler de boşuna yaşanmadı o acılar derler.