09.04.2021, 05:55

Üç gün sonra ilk orucumuzu tutacağız

Değerli okuyucularım, Allah nasip ederse 12 Nisan Pazartesi günü sahura kalkıyoruz ve Salı günü de ilk orucumuzu tutmaya başlıyoruz. Biliyorum ki bütün müminler, bunun farkındalar ve onun hazırlığını da yapmış durumdalar. Biz Yenigün gazetesi olarak bütün okuyucularımızın, hayırlı ve sağlıklı bir şekilde Mübarek Ramazan Ayına kavuşmalarını diliyoruz ve Mübarek Ramazan Ayının bütün okuyucularımıza hayırlar getiren ve hepimiz için de hayırlara vesile olan bir ay olmasını C.Allah’tan niyaz ediyoruz.

Ramazan Ayına üç gün sonra kavuşacağımız için, Allah Teâla’nın bu Mübarek Ayı niçin yaratığı ile

bu ayda yapılması gerekenlerden bazıları hakkında, Ayet ve Hadisler ışığında şimdiden kısa da olsa bir bilgi lendirme yapmayı yararlı buluyorum.

 

RAMAZAN AYI, SUÇLARIN AFFINI, DÜNYA VE AHRET SAADETİNİN KAZANILMASINI SAĞLAR

 

Allah-ü Zül Celal Hazretleri, insanları, “Her şey zıddı ile kaimdir” ilkesine göre yarattığı için, yapımız ve yaratılışımız itibarı ile iyiliğe yönlendiren yönümüz olduğu gibi, suç işlemeye ve kötülüğe sevk eden yönümüz de vardır. Allah Teâla, varlıkların ve olayların tümünü bu ilke üzerine halk ettiği için her şeyin zıddını da yaratmıştır. Güzel, kendisinin güzelliğini gösterebilmek için çirkinin de olmasını gerektirir. Uzun

kavramını anlayabilmemiz için, kısanın da olması zorunludur. Aynı şekilde iyiliğin anlaşılabilmesi için de, kötülüğün olması gerekir. Bu sebeple C.Hak insanda, iyiliğe yönlendiren akıl ve vicdanın yanı sıra kötülüğe

sevk eden nefsi de yaratmıştır. Zıddı ile kaimdir derken kastettiğimiz budur.

Bunun böyle olduğunu Âli İmran Suresi 14. Ayetinden anlıyoruz. Bu Ayetten anlaşılan, C. Allah’ın, insanları suç işlemeye meyyal yaratmış olmasıdır. Bir anlaşılan da, meylettirdiği nefsani arzuları da çekici ve davetkar kılmasıdır. Demek ki Allah Teâla insanları nefsani arzulara karşı hem meyilli kılıyor. Hem de Meylettirdiği o nefsani arzuları çok cazip göstererek çekici kılıyor. Vicdanla nefsin çekişmesi buradan ileri gelir. Vicdan her zaman galip de gelemiyor. Bazen de nefis galip geliyor.

Bu nedenle de insanlar çok sık bir şekilde suç işlerler. Bu bakımdan dünyada suç işlemeyen bir tek Allah kulu dahi yoktur. Hatta peygamberler bile, insan olması hasebiyle suç işlerler. Fetih Suresi 2. Ayeti, bunun delillerindendir. Yine Yunus peygamberin peygamberlik bölgesini terk etmesi, Yusuf Suresinde, “Delillerimizi göstererek Yusuf’u Fuhuş bataklığından kurtardık” buyrulması, peygamberlerin bile suç işleyebileceklerini gösterir. Yine Hz. Adem’in, Cennete alınışından sonra, Allah Teâla’nın, “Her şeyden yiyin için, yararlanın. Ama şu meyveden yemeyin” buyurmasına rağmen Hz. Adem’in o meyveden yemesi, suç işlediğini gösterir. Öyleyse Peygamberler de dahil, bütün insanlar mutlaka suç işlerler.

Kısacası insan olan herkes suç işleyecek şekilde yaratıldığından. C. Hak, kullarının affını sağlamak amacı ile mübarek olan ve Rahmetinin çok bol olduğu aylar, günler ve geceler yaratmıştır. Bu aylar, günler ve geceler af ve mağfiretin bol olduğu birer fırsat zamanlarıdır. C. Allah istiyor ki, kulları huzuruna günahkar olarak gelmesinler. Hepsi günahlarından arınmış, cenneti hak etmiş olarak gelsinler.

İşte Ramazan Ayı bunu gerçekleştirecek çok büyük bir fırsat ayı olarak yaratılmıştır. Eğer Müslümanlar günahlarından kurtulmak istiyorlarsa,üç gün sonra kavuşacağımız Ramazan Ayını en güzel şekilde değer-

lendirmeli ve bu fırsatı da asla kaçırmamalıdırlar.

Peygamberimizin, “Bir Mümin Ramazan Ayına ulaşır da bu ayda Allah’ın af ve mağfiretini kazanamazsa çok büyük bir kayıp içindedir.” buyurması bu sebepledir.

 

RAMAZAN AYINA ULAŞAN BİR MÜMİN NELER YAPMALIDIR

Ramazan Ayına kavuşan Müslümanlar, o ayda yapılması gerekenleri en güzel şekilde yaparak bu fırsat ayını Hayra, affa ve başarıya dönüştürebilirler. Neler yapılmalı ki bunlar gerçekleşsin diye düşünülürse, onu da kısaca söyleyelim.

Ramazan Ayı, Müslüman’ların en büyük ve en uzun ibadeti olan Oruç ibadetini, eğer mükellef durumda ise yerine getirmelidir. Yani oruç tutulmalıdır.

İkinci olarak, Kuran bu ayda nazil olmaya başladığı için Kuran okunmalıdır. Arapça bilinmiyorsa, mealleri okunmalıdır. Hatta imkan varsa, 30 cüz olan Kuran, 30 gün olan Ramazan ayında, her gün bir cüz okunarak Ramazan Ayında hatmedilmelidir. Kuran Mealinin okunması da hatim sayılır. Onun için her Ramazan gününde, Kuran Mealinden 20 sayfalık o bir cüzlük meal okunarak Kuran hatmedilebilir. Bu yapı labilirse, bir Müslüman’ın yapacağı en büyük ibadetlerden birisi yapılmış olur. Ve Tabi ki en büyük sevaplardan birisi de kazanılmış olur. Sonunda yapılacak hatim duası ile de durum Allah’a havale edilir.

Üçüncü olarak söyleyebileceğimiz yapılacak bir ibadet şekli de, bol bol dua edilmesidir. Dualar da Türkçe yapılabilir. Kuran buna müsaade eder. Bu da unutulmamalıdır. Dua çok önemlidir. Mümin Allah’a ancak dua ile ulaşabilir. Sesini C. Hakka ancak dua ile duyurabilir. O bakımdan tekraren söyleyelim Dua çok önemlidir ve unutulmamalıdır.

Müslüman kardeşimiz vakit bulabiliyorsa, Müftülüklerimizin camilerde yaptığı dini programlar vardır. Hatimler yapılması, belli zamanlarda vaaz ve nasihatler verilmesi gibi. Bunları da takip edebilir.

Fakir ve ihtiyaç içinde olanların tespitinin yapılarak onlara para yardımı veya yiyecek içecek yardımı gibi iyilikler de yapılabilir.Tabi sadaka, fitre ve zekat ibadetleri de unutulmayacaktır.

Bazı şartları yerine getirmek kaydı ile Teravilere de müsaade edilmiştir. Teravilere gidilerek Yatsı namazı ile birlikte bu namazlar da kılınabilir. Camilerimizin şenlenmesi açısından bu da önemlidir.

 

RAMAZAN AYINDA, YEME İÇME KONULARINDA C.ALLAH VE PEYGAMBERİMİZİN TAVSİYELERİ

Ramazan Ayında oruç olunması nedeniyle gün boyu aç ve susuz kalan Müminler, hem iftarda hem de sahurda tıka basa yiyerek sağlıklarını bozmamalıdır. C.Allah bakara Suresi 195. Ayetinde, “(Ey iman edenler

kendi ellerinizle, kendi kendinizi (aşırı Yiyerek,içerek) tehlikeye atmayın” buyururken, Peygamberimiz de, “Sofradan doymadan kalkın”, “Yemeği çok hızlı bir şekilde de yemeyin.” “Yemek yerken başka iş- lerle de uğraşmayın.” “İftar vaktinde acele edip de yemekleri çok sıcak halde de yemeyin.” buyurarak Sahurda ve iftarda yeme ve içme konularında uyarılarda bulunurlar.

Su içme konusunda da Ümmetini uyaran Peygamberimiz, “Suyu içerken de dikkatli olunmasını ve

su içilirken, deve gibi hemen tek nefeste içilmemesini, ara vererek iki veya üç nefeste içilmesini tavsiye eder.”

Buhari’nin naklettiği bir diğer Hadis’de de peygamberimizin,“Sağlığın kıymetinin bilinmesini istediği görülür.”

Bütün bunlar şunu gösterir. İslam Dini iki şeyin korunmasını ısrarla ister. Bunlar da, iman ve sağlıktır. Ramazan Ayı aç kalınarak tutulan bir ibadet olduğu için iftar ve sahurlarda dikkatli olunması tavsiyeleri bu sebeple yapılır. Müslümanların, ibadetlerimizin sonunu en hayırlı ve en sağlıklı şekilde getirebilmek için C. Allah’ın ve peygamberimizin tavsiyelerine kulak verilmelidir.

Bunları şimdiden duyurmakta fayda görüyoruz.

 

Yorumlar