05.09.2014, 21:00

Ufukta ne var? (1)

Algılamamız nasıl?

Türk halkı ekolojiyi nasıl algılıyor acaba?

Nasıl biliçleniyor?

Ya da şöyle soralım neden hala bilinçlenemiyor?

Yaz aylarında gece gündüz kışı yaşadılar, hiç düşünmediler...

Ağaç kalmadı gölgelenecek hiç düşünmediler...

Kirlettiler, kirlettiler, hiç düşünmediler...

Neler oluyor? 

Durup dururken seller yaşıyoruz...

Uzun süren aşırı sıcaklar yaşıyoruz...

Ülkemizde hortum nedir bilmezken hortumlar görmeye başladık... 

Niye?

*

Amerika’yı kuraklık kasıp kavuruyor... 

İngiltere’de sel artık alışılmış olay oluyor... 

Pakistan’da su baskınları evleri mahvediyor...

Tarihe kısa göz atarsak şayet 2003’te Avrupa’da sıcak hava dalgası 30 bin kişinin ölümüne neden oldu, ardından 2010 yılında ise bu rakam Rusya’da 50 bin kişiyi bulmuştu...

Yıllara göre büyük bir artış var...

Bu sıra sıra oluşan felaketler zinciri evimiz ‘dünya’nın çırpınışları...

Niye?  

*

Yaz ayındayız tabi ya! Aşırı sıcaklar var...

Klimalar fora...

Ancak biliyor musunuz ki bu yapılan sıcaklığı daha da artırmakta...

Uyumak için açılan klimalar sıcaklığı 1 derece daha arttırıyor. 

Kısır döngü işte tam burada başlıyor...

Daha çok elektrik kullanımı...

Daha sıcak...

Daha çok klima...

Daha sıcak...

Tam bir kısır döngü. 

*

Bekleyelim ve görelim ki bu meteorolojik olayların süresi de artacak, şiddeti de...

Ufukta ne mi var?

Bu kadar duyarsız olmaya devam edersek, klima kullanımını kısıtlamazsak, bireysel önlemleri önemsemezsek, nerede ise tuvalete bile arabayla gidecek konuma gelirsek, o ufuk karanlık...

Ufukta ne mi var?

Nefes aldırmayan sıcaklar...

Birden oluşan yağmurlar...

Hortumlar...

Fırtınalar...

Seller...

Vs vs...

*

Ufukta evimiz dünyanın çırpınışı var...

Saldığımız sera gazları yüzünden evimiz hesap soracak bizden.

Buzulların erimesi fazla ilgi çekmiyor artık değil mi?

Uzak kıta çünkü...

Aslında hepimizi ilgilendiren önemli bir meseleye sırt çeviriyoruz...

Erimenin hızlanmasına...

İşte gerçek şu;

Antarktika’daki en büyük buzulun erime süreci geri dönüşü olmayan bir aşamaya geldi...

En başta söylediğim gibi yaz gününde kışı yaşamak isteyen doyumsuz insanlarız.

Sürekli tüketen, ancak tüketirken ne elden gidiyor, nasıl zarar veriyoruz ki diye düşünmeyen insanlarız...

Tabi bizim eve ne olacak ki...

Uzak nasıl olsa...

İşte bilinçsizliğimiz...

Mutlu kalın...

(Devamı haftaya)

 

Dip notlar;

 

Sorumlu endüstrileşme ve ulaşım...

Son elli yıl içinde hava kirliliği nitelik değiştirdi...

Ekiden kükürt, cıva, krom, arsenik, PCB ve benzerleri ciğerlerimizi zehirlerdi, şimdilerde ise sebep  endüstrileşme...

Ulaşımın neden olduğu kirlilikde üstüne tuz biber...

Azot oksit ile küçük parçacıklar ana endişe kaynağı...

Sözü edilen parçacıklar ulaşım araçlarının egzozlarından çıkıyor...

Bu tozlar kalp hastalıklarına, astıma, ciğer kanserine neden oluyor...

İşte şehirleşme...

İşte uygarlık...

Aşırı sıcaklar da üstüne geldimi, kirlilik daha da artmakta...

Bilginize...

 

Kim nerde duruyor?

Diyelim ki, şirket sahibi birisiniz...

Veya başkan...

Vali...

Müdür...

Her neyse...

Çevreciler de peşinizde...

Amaç ne?

Çevremiz...

Ekoloji...

‘İklim değişimi’...

Davranışları nasıl?

Yararlı mı, çıkarcı mı?

İşte mesele önce bireysel oluyor sonra toplumsallaşıyor...

Kim nerede duruyor acaba?

 

Fıkra;

Temel'in oğlu yüzünde üzgün bir ifade ile okuldan gelmiş. Temel bu durumu görünce sormuş:
- Ne oldu?
- Matematik dersinden zayıf aldım.
- Niye?
- Öğretmen 2 kere 2 kaç eder dedi, bende 6 dedim.
- E oğlum, 2 kere 2 dört eder, hadi bilemedin beş eder. 6 nerden çıktı? 

 

Günün sözü;

Küçük işleri iyi yapmak, büyük işleri daha iyi yapabilmeye giden yoldur. (Anonim)

 

 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@