28.05.2021, 04:16

Ülkemin yüreği buruk baharı…

Yirmi yedi Mayıs 1960’da askerin yönetime el koyması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin eski başkanı;

Adnan Menderes,

Dışişleri bakanı Fatih Rüştü Zorlu,

Maliye bakanı Hasan Polatkan…

Suçları her ne idiyse İdam edildiler…

Sonra, 1972 yılında idam edilen üç devrimci genç vardı.

Hala yasını tutar dururuz. Ben doğmamışım o zamanlar, ama her Hıdırellez sevincimin ardından hüzün çöker yüreğime, okudukça, yetmiş iki yıllarındaki emperyalizme karşı çıkan Atatürk çocuklarının hikayesini... Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan…

Nasıl kıydınız onlara?

Atatürk’ün çocuklarını hem de Atatürk’ün ülkesinde? Siz nasıl seyrettiniz Türk Halkı, her şey olup biterken?

Ben doğdum, büyüdüm ben de seyrediyorum şimdi? Ne değişti?

İdamlar kalktı ama o idam kararlarını veren zihniyetler değişmedi!

Tecavüzcü, hırsız, katil, düşünce suçlularının cezaları değişmedi…

Ne tuhaf değil mi “düşünenler” ve “eyleme geçirenler” aynı şekilde kodesteler…

İnsanlar yaralı, toplum yaralı…

Bu çocuklar ne yapmış? “Tam bağımsız ülke” olmayı istemişler, bağımlılara, vatanı diğerleriyle peşkeş çekenlere karşı gelmişler!

Sahi bu çocuklar ta o zamanlardan görmüş mü dersiniz?

Irak’ın başına gelenleri ve daha tarihte birçoklarının…

Trajikomik, bir toplumuz! Biraz komik daha çok trajik…

Bu insanlara idam kararı verenler, daha sonra aynı insanların adını büyük meydanlara, parklara, sokaklara verdiler… Madem pişman olacaktınız niye astınız!

Fikir ayrılıkları her toplumda tarih boyunca var.

İdamlar da tarih boyunca ilkel toplumlarda var.

Türkiye ilerleyecekse başka medeni cezalar bulabilir, bulur!

Toplumlar değişiyor,

Teknoloji gelişiyor,

Kültürler birleşiyor,

Virüsler bile kendini değiştiriyor!

Adalet de büyümeli…

Daha yaratıcı ve aynı zamanda içimize biraz olsun su serptiren cezalar niye gelişmesin?

Medeni cezalar! Suçlu görüp astıklarımızı, haklı oldukları anlaşılınca; vicdan azabından adını oraya buraya vermeyeceğimiz gerçek suçlulara gerçek cezalar!

Türkiye de kara bir lekedir idamlar…

Toplumdaki ahlak ve asayişi sağlayamadığınızda idam diye bağırmayın!

Bu kadar çaresiz ve ilkel olmayın. İlim ve irfana sığının.

Sistemler de arıza yapabiliyor zamanla, siz de sonradan, sistemin kurbanı olmayın…

 

 

------------------------

Seslerin Sessizliği/ Can Yücel

Ortalık alacakaranlık

Elektrikler pır pır yanıyor

Bütün cezaevi ayakta

İdam!

Susan sade asılacak olan!

Ne yazık François Villon, Oscar Wilde

Ve Nazım’dan sonra çıkmamış daha

Havada sallanan ayakların

Konuşkan sessizliğini anlatan…

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@